31 Mart 2017 Cuma3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:14Güneş 06:42Öğle 13:15İkindi 16:46Akşam 19:35Yatsı 20:57
    • 16°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,897 -0.74
  • Dolar: 3,6363 -0.49
  • Euro: 3,8917 -0.97

Zeki Müren'den şarkılar dinlediniz

Engin Ardıç

Şimdi de bu moda oldu: Büyük gazeteciler, kafalarına göre birtakım şarkılar seçip albüm yaptırıyorlar ve kapağına da kendi resimlerini koyduruyorlar... Gören de sanır ki kendisi seslendirmiş!

Hayır, hazretlerin “beğendikleri” bunlar... Derleme...

Bu alanda, Hıncal Uluç ve Güneri Cıvaoğlu’na şimdi Ertuğrul özkök de katıldı. Bekir Coşkun’dan marşlar da sırada olsalar gerektir (Riyaset-i Cumhur Orkestrası çalmazsa hiç kıymeti yok.)

Dün baktım, Uluç da Cıvaoğlu da, plakçılık işine hep birlikte girdiklerinden olsa gerek, özkök’ü bir yağlamışlar, bir yıkamışlar, değme gitsin!

özkök, diğerleri gibi pop takılmamış, arya derlemiş. Seçkisi, çok sevdiği Cabernet Sauvignon şarabı kadar lezzetli, gençliğinde müdavimi olduğu La Chope kahvehanesi kadar nostaljik, bir zamanlar oturduğu, bizim hanıma gösterdiğim ama hiç beğenmediği Sommerard Sokağı kadar hüzünlü, maşallah gitmeyen kalmamış Hıfzı Topuz’un evi kadar unutulmaz... (O evde, Bethune Rıhtımı yirmi iki numarada eskiden Baudelaire’in zenci sevgilisi Jeanne Duval ile oturmuş olduğunu bilir miydin Ertuğrul? Madem ukalalık geçer akça, geri kalmayayım, ben de edeyim.)

Albümün adı “Arta Kalan Zamanda”... Yapımcısı, elbette Ercan Saatçi. Ayrıca albümün arka kapağında D&R ve Hürriyet müesseselerinin logoları da var, sanırım onlar da katkıda bulunmuşlar.

Allah bize böyle damat ve böyle patron vermediği için albüm çıkarma fırsatımız da olamıyor. Şimdi gidip de çukurova Holding yöneticilerine “bana ne, bana ne, albüm isterim” desem beni döverler.

Albüm, iki diskten oluşuyor. Birinci diskte seçme aryalar, ortada özkök’ün her aryanın onda bıraktığı izlenimleri ve ilgili anıları aktaran yazılarından oluşturulmuş bir kitapçık, ikinci diskte de, büyük bir incelik gösterilerek, özkök’ün değerli yazılarını okuyamayacak ve mahrum kalacak “görme engelliler” için bir “audio” kayıt... Hayır, özkök tarafından değil, tepeden tırnağa yetenek kumkuması “Sayın” Kenan Işık tarafından okunmuş. (İç kapakta sayın denilmiş.)

Kitapçıkta, büyük kültür ve düşünce adamı özkök’ün hayatının çeşitli dönemlerinde çekilmiş uzun saçlı, kısa saçlı resimleri var. Bunların içinde bir tanesi, şaşılacak şekilde rahmetli Ufuk Güldemir’e benziyor. Kapakta da bugünkü yüzü, ılgıt ılgıt insan sevgisi kokan çizgileriyle bizlere gülümsüyor.

Disk, düğmeye basar basmaz, büyük bir hızla, Ertuğrul gibi dönmeye koyuluyor.

Fakat bu mal, Hürriyet okuyucularının anlayacakları ya da beğenecekleri bir mal değil. Osman Yağmurdereli hele hiç sevmeyecek.

çünkü ağır aryalardan oluşuyor. Ben çok sevdim.

özkök’ün Auvergne bölgesi türkülerini de, İnci Avcıları operasından “Je Crois Entendre” aryasını da, pek kimsenin bilmediği Lakme operasının o çok etkileyici “çiçek Düeti”ni de, hele La Wally operasını sevdiğine de çok sevindim. (Boktan bir operadır, fakat o arya, ah o arya, ille o arya... “Diva” filmini görmüş olanlar hatırlayacaklardır diyecektim ama, bizim piyasada Diva deyince akla başka bir gazeteci gelir.)

Genel kültürünün gelişmesine de karınca kararınca katkıda bulunayım: İtalyanca’da “o mio babbino cara” diye bir cümle yoktur. “Caro” olacaktı, Ertuğrul, erkeği dişi, Puccini’nin ünlü kahramanı babayı ana yapmış!

Neyse... özellikle İnci Avcıları, beni aldı, 1 Şubat 1959 gecesine götürdü.

O gece Ertuğrul İzmir’de olsa gerektir, ben İstanbul’da, şimdi yerinde Ritz Carlton oteli yükselen Güneypark Gazinosu’ndaydım.

Doğum günümdü, bana hediye olarak Beyoğlu’ndaki Kitap Sarayı’ndan Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi alınmıştı, ve gazinoda Soprano Yasemin Esmergül de bu aryayı söylüyordu...

Vallahi o en koyu karşıdevrim döneminde bir memur ailesi içkili gazinoya gidebiliyormuş ve de gazinoda opera aryaları söyleniyormuş!... Demek ki memleket elden gitmek üzereymiş ki iktidara el konulmuş.

Ertuğrul özkök, bu seçkinin, “yalnızlığının değil, yapayalnızlığının keyfini yansıttığını” belirtmiş.

Ne tuhaf, benim çocukluğum yalnız geçti, sonra epey kalabalıklaştım, o yaşlanınca yalnız kalmış.

Eh be Ertuğrul, madem yapayalnızlık koyacaktı, neden çıktın olmadık ağaçlara?

Ben senin yerinde olsam, bu albüme bir de Donizetti aryası eklerdim: Una Furtiva Lagrima.

Osman Yağmurdereli anlamasın, boşver, anlayan anlasın.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.