22 Ocak 2017 Pazar24 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 9°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • -3°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Namazı Huşu İle Kılmak ne demektir?

Feyzullah Birışık

Namaz kılan kişinin Yüce Allah’ın (c.c) huzurunda saygıyla, sevgiyle, işlediği günahları aklına getirip affedilmediğinde gireceği cehennemden dolayı affedilmeme korkusu ve affedilme ümidiyle, Allah’ın (c.c) her an kendisini gördüğü ve kılınan namazın, sanki kılacağı son bir namazmış gibi içten ve samimi bir şekilde kılmasıdır.
Bu duyguyla kılınan namaz kaç dakika daha fazla sürer bilmiyorum… Şimdi de eski âlimlerimizin huşu tarifine bir göz atalım;
‘ Huşunun asıl yeri kalp olmakla birlikte onun eserleri vücudun diğer azalarında görülür. Çünkü bedenin bütün azaları kalbe tabidir. Gaflet veya vesvese yüzünden kalpteki huşu yok olunca, vücut azalarındaki ibadet keyfiyeti de yok olur. Çünkü kalp; padişah, vücudun diğer azaları ise asker gibidir. Onlar kalbin emirlerini dinler ve o emirlere mutabık iş görürler. Elbette ki göstermelik huşu kesinlikle hoş olmayan bir haldir. Çünkü bu münafıklığın alametlerindendir.
Huzeyfe (r.a) şöyle buyurdu : ‘’ Münafıkça bir huşudan sakının. Bir kişi: ‘Münafıkça huşu nedir?’diye sorunca: ‘’ Bedende huşu gözüktüğü halde kalpte huşu olmamasıdır.’’ Buyurdu.
Fudayl İbn-u Iyad (r.a) şöyle demiştir: ‘’ Kişinin kalbinde olandan daha faza huşulu gözükmesi hoş olmayan bir davranıştır.’’ İlim sahibi bir zat, bir adamın omuzlarını yere eğmiş bir halde namaz kıldığını görünce göğsüne doğru işarette bulunup: Ey filan! Huşu işte buradadır, omuzlarını yere eğmekte değil’’ demiştir. (İbn Kayyım. Medaricussalikin.-)
İbnul Kayyım el Cevziyye imandan kaynaklanan huşu ile nifaktan kaynaklanan huşu arasındaki farkı şöyle beyan etmiştir: İmani huşu; Allah’ın (c.c) huzurunda olmadan ötürü kalpte korku, onun azamet ve celaline karşı vakar, heybet ve hayâ duymasıdır. Kalpte korku, utanma ve muhabbet bulunur ve kalp Allah’ın (c.c) nimetleri karşısında kendi hata ve kusurlarını hatırlarsa huşu meydana gelir. Kalpte oluşan huşu ise vücudun azalarında görülür.
Münafıkhane huşu ise vücut azalarında huşu görüldüğü halde kalpte bulunmamasıdır. Sahabelerin bazılarının şöyle söyledikleri sabit olmuştur: ‘’ Münafıkça huşudan Allah’a (c.c) sığınırım’’Münafıkça huşudan maksat nedir diye sorulunca da: ‘’Bedende huşu görüldüğü halde kalbin huşudan boş olmasıdır.’’ Gerçek anlamda huşu sahibinin arzularının ateşi sönmüş, hatta kalpten dumanı bile çıkmış olur. Allah (c.c) korkusu onun sinesini sarmıştır. Nefsanî istek ve arzuları da ölmüştür…
Evet… Bu şekilde kaç namaz kıldık acaba? Bir elin parmakları kadar sayılı mı yoksa? Herkes şu saate kadarki kıldığı namazları gözler önüne getirerek aradaki uçurumu dikkate alsın…
İsterseniz sahabe neslinden bir iki namaz örneğini sayfamıza taşıyalım da bakalım bizlerin namazı huşunun neresinde!
Abdullah ibn-i Zubeyr (r.a) namazda öylesine huşuya bürünürdü ki onu gören dikilmiş bir ağaç parçası zannederdi… Bir gün seleften İbn-u Beşar rahmetullahu aleyh mescitte namaz kılıyordu. Ansızın mescidin bir kısmı yıkıldı ve insanlar kaçışmaya başladılar. O ise halen namaz kılıyordu. Haberi bile olmamıştı… Yine bazıları namazda atılmış bir elbiseye dönerlerdi. Bazılarının da Allah’ın (c.c) önünde durma dehşetinden yüzünün rengi değişirdi… Seleften bazıları namazlarında sağlarında ve sollarında kimlerin durduğunu unuturdu… Seleften birinin namaz için abdest almaya başladığında rengi değişirdi. Birisi ona : ‘sana ne oluyor? Abdest almaya başladığında halin değişiyor’ deyince şöyle cevapladı : ‘’ Ben kimin karşısında durmaya gittiğimi çok iyi biliyorum’’
Ali İbn-u Ebi Talip (r.a) namaz için kalktığında yüzünün rengi değişir ve ayağı sendelerdi. Ona : ‘Sana ne oluyor?’’ diye sordular.’’ Vallahi! Çok ağır bir emaneti eda vakti gelmiştir. Onu, Allah (c.c) (c.c) göklere ve dağlara teklif etti de onlar kabul etmediler. Ben ise bu emaneti yüklendim.
Kıldığımız namaz onların namazının neresinde? Diye bir soru yöneltilse en az benim kadar mahcup olacağınızı ve :’ Acaba kıldığımız namazlar Allah (c.c) tarafından kabul görüyor mu? Diye endişeye düşeceğinizi görür gibi oluyorum.
Acaba yaşadığımız çağda onlar gibi namaz kılanlar var mıdır? Diye sorarsanız var derim. Fakat onlarla arkadaşlık yapmadığımız için göremiyoruz. İsterseniz en az onlar kadar etkileyici bir namaz kılma örneğinden bahsedeyim.
Çeçenistan savaşında düzlük bir alanda cemaatle namaz kılan bir mücahid, yaşadıklarını internet sitesinde yayınladı. Olduğu gibi aktarayım:
Yatsı namazını on beş kadar mücahid cemaatle kılıyorduk. Rus uçak sesleri gelince gözlerimi kapadım ve acaba ne zaman başımıza bombalar yağacak diye beklemeye koyuldum. Bir gözüm de önümdeki imam arkadaştaydı… Uçak sesleri onun için sanki arı vızıltısıydı… Aynı ses tonuyla okumaya devam etti… Vallahi namazı aceleye getirmedi… Tedbir olsun diye kısa sureler de okumadı… Sanki kendi evindeydi… Kulakları sağır eden bomba sesleri uzaktan geliyordu. Çünkü yanımıza düşen bombalar patlamıyordu… Bu kerameti bizlere yaşatan Allah’a (c.c) hamd olsun…
Kendimden utanarak okuduğum bu yazının etkisi üzerimde bir müddet kendini gösterdi, ama maalesef bir süre sonra etkisi kayboldu… Bir anlık etkileşim maalesef saman alevi gibi oluyor…
7.4 depreminden sonra cami avluları ful dolmuştu… Kılınan namazlar ne bir teravih namazı ne de Cuma… Normal günlerde en fazla 3–4 saffı geçmeyen bir ikindi namazı… Camiler tıklım tıklım. Önce neredeydiniz beyler? Günah olmayacağını bilseydi cami imamı sanırım kovardı onları… Namaza olan aşkları maalesef son ‘fay’ titretmesiyle son buldu…
Rabbim huşu içinde namaz kılmamızı nasip etsin… Amin.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.