Trabzon evinde 4 köşe!...        Türkiye-İran analizi...        TFF'den "Kayyum" yalanlaması...        Davuoğlu İsrail'e isyan etti...        Aç kurtlar şehre indi...        Uçak parçaları Sivas'ta üretilecek...        G.Saray'lı yöneticilerden ortak yalanlama...        Trabzon, G.Antep'i konuk ediyor...        "Aydınlar acz içinde"...        "Makinistler alkollüydü" iddiasına tepki...        TFF Genel Kurulu 27 Şubat'ta...        İçişleri'nden arama yalanlaması...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.1490 Altın AlışAltın Satış 97.6970 Altın  Satış
 
 
18 R.Evvel 1433

10 Şubat Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ali Karahasanoğlu - Yeni Akit
2008-12-05

Cemevi, “devrim kanunları”na aykırı değil mi?

Benim şahsi düşüncemi sorarsanız, ben özgürlükten yanayım..
Ama bana sürekli yasaklar koyanların, mevcut kanunlardaki yasaklarla da yetinmeyip, mahkeme kararları ile ek yasaklar koymaya kalkışanların, kendileri için kanunlardaki yasakları bile yok saymaya kalkışmalarını da gözler önüne sermem gerekir.
Cemevlerinden bahsedeceğim.
Cemevlerinin açılması, yaygınlaşması; eğer bir ihtiyaç olarak görülüyorsa, benim için de hiç sorun değil.
“Bir özgürlüktür” der, geçerim..
Ama, üniversitedeki öğrencinin başındaki örtüye bile “devrimkanunları” gerekçesi ile karşı çıkanların, devrimkanunlarının anası konumundaki 677 sayılı kanundaki yasaklamalara ne diyeceklerini de merak ediyorum.
Öyle ya, 677 sayılı kanunda ve diğer kanunlarda açıkça başörtü yasağı şeklinde bir düzenleme olmadığı halde, insanlara bu yasak dayatılıyor.. Kanunlarda yasak olmaması bir yana, üniversiteler için, “kılık kıyafet serbesttir” şeklinde, bugün dahi bir kanun maddesi olduğu halde, başörtü yasağı fiilen yürürlükte..
Sonra geliyoruz, cemevleri konusunda açılımlar tartışılırken, hiç kimsenin aklına, “devrimkanunları” gelmiyor..
Birileri bizim önümüze, “devrimkanunları”nı gerekçe göstererek, yasaklar koyuyorsa, biz de onların önüne, aynı kanunları koyarak yasakları dayatalım anlamında söylemiyorum.
Ama, bize yasak dayatanlarla, “cemevi konusunda açılım isteyenler” aynı görüşün elemanları ise, yine oynanan tiyatroyu öylece seyir ile mi yetineceğiz?
Buyrun, “devrim kanunları” diye edebiyatı yapılan kanunların en önemlisini bir okuyalım..
Önce kanunun ismini vereyim: “Tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun”!
Kanun, 30.11.1925 tarihini taşıyor..
Hemen birinci maddesi de şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir.”
Anlamı kısaca şu: “Tekke ve zaviyeler kapanmıştır. Cami veya mescid şeklinde olanlar ise korunacaktır.”
Tekke ve zaviye ile ifade edilen şey, aslında cemevlerini de içerir..
Ben maddenin tümünün yanlış olduğu iddiasındayım.. Ama bu tartışma ayrı..
Şu an, daha vahim bir durum var..
Birileri, bu kanunları gerekçe göstererek, insanların özgürlüklerini kısıtlıyor. “Şöyle giyinemezsiniz, böyle örtünemezsiniz” diyor.
Sonrasında ise, o kanunlarda açıkça düzenlenen bir yasağı delmeye kalkışıyorlar..
Delmek de ne kelime, tam aksi uygulama talebinde bulunuyorlar..
“Cemevlerine, kanuni düzenleme istiyoruz” diyorlar.
Peki, 677 sayılı kanun orada dururken, nasıl olacak bu iş?
“Cemevine kanuni düzenleme” isteyenler, bir izah ediversinler bu işi..
Çıkarılacak kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptale mahkûm olmaz mı?
Objektif olarak bakarsanız, tabii ki iptale mahkûm..
Ama talepçiler de biliyorlar ki, bu ülkede hukuka göre karar verilmiyor ki!..
Yasak olmayan fiiller bile, “egemen güçler”in arzusu ile yasak gösterilebiliniyor.
Yasak olanlar ise, yine “egemen güçler”in sayesinde, serbest hale getirilebiliniyor..
En güzel örneği de, başörtü yasağının, “devrimkanunları” gerekçe gösterilerek, mahkeme kararları ile yasaklanması. Kanunda olmayan bir yasağın, mahkeme kararı ile uygulamaya konulması..
Cemevlerinin ise, “devrimkanunları”nda açıkça yasak olmasına rağmen, fiilen açık olması.. Hatta şimdi, bir de kanuni düzenlemeye tabi tutulmaya kalkışılması..
Tekrar belirteyim, cemevlerinin açılması, hatta kanuni güvencelere bağlanması, beni hiç rahatsız etmez.
Başörtülü öğrenciden kimsenin rahatsız olmamasını istediğim gibi, cemevlerinden de kimsenin rahatsız olmamasını istemek, benim dürüstlük anlayışımın bir gereğidir.
Ama, bu dürüstlük; sadece bize değil, karşımızdaki insanların da üzerine bir görevdir.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Senegalli Musa Sow ve Dindar Savcı
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Şevket Tandoğan SELAM
Mezhepler
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
Cevdet Kara İçkale'de ceset devlet kayıtlarında reset!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 31
Güneş
6 59
Öğlen
12 25
İkindi
15 11
Akşam
17 39
Yatsı
19 00
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Madem PKK’ya sızmak suçtur, o halde MİT’i lâgvedin!
Abdurrahman Dilipak CHP varolduğu sürece...
Ali Karahasanoğlu Paksüt’te ne olmuştu hatırlasanıza!
Yener Dönmez Ergenekon’un Wikileaks Üzerinden Başlattığı Operasyon
Ahmet Varol Filistin'in Diplomasi Trafiği
M. Şevket Eygi Büyük Kayıplarımız
Abdullah Büyük Ahiret yokmuş gibi yaşamak-2
İbrahim Karagül Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
Süleyman Yaşar Yeni Ticaret Kanunu'na niye saldırıyorlar?
Erdal Şafak Şaştım kaldım
Şevki Yılmaz İmanî, insanî ve vicdanî sorumluluk!
Yavuz Bahadıroğlu Haddini bildirmek yahut haddini bilmek
Merve Kavakçı İslam UHİM 2011
Serdar Arseven Erdoğan “Final” oynuyor!..
Hayrettin Karaman Tarih mirası değerler
Engin Ardıç Liberal aydınların "saftırık" kanadı
Fatma Tuncer Nasıl bir çocuk yetiştirmek
Hüseyin Öztürk Taşlarda teselli arayan Müslümanlar
Ali Ferşadoğlu Kur'ân'ın belâgatını açıklayan belâgat şaheseri sadeleştirilemez!
Mahmut Övür MİT polisi, polis MİT'i izliyor
Haşmet Babaoğlu Biraz konuşalım mı?
Mehmet Şeker Rekabete tahammülü yok
Mehmet Barlas Gerçekten Ankara yoktan mı var edildi?
Taha Kıvanç Siyasetin doğa yasaları
Abdulkadir Özkan İçeride de dışarıda da kış sert geçiyor!.
Emre Aköz 2014 kavgası
Yusuf Kaplan Türkiye'nin "din"i: Araçsallaştırma
Fehmi Koru Kuşku penceresinden bakınca gördüklerim
Ersoy Dede Ekşi Komplo
Faruk Çakır İçten içe kavga
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Cuma Suresi Ayet 9
 
 BİR HADİS
Cum'a namazı, dört kişi hâriç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vâcib bir hakk'dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta.
Ebu Davud, Salat 215
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.