30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 24°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 89.466 0.22
  • Altın: 146,241 -0.51
  • Dolar: 3,6463 -0.22
  • Euro: 3,9145 -0.39

Dinimizi Öğrenelim, Öğretelim...

M. Şevket Eygi

BİZ Türkiyeli Müslümanlar için, eski ulema dinimizin bütün esaslarını ve inceliklerini, en ufak ayrıntılarına kadar binlerce, on binlerce akaid, tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, siyer, ahlâk ve tasavvuf kitaplarında yazmışlar. Eski şeyhülislâmlar ve müftüler onbinlerce, belki de yüzbinlerce fetva vermiş.

Ne yazık ki, bunların yüzde 95’i Osmanlıca yazmalarda ve basma eserlerde. Müslüman halk bu yazıyı okuyamıyor.

Okuması, öğretilse bile, lisanımız kasıtlı olarak o kadar değiştirildi, uydurukçalaştırıldı, sade suya tirit hale getirildi ki, bu metinlerin manalarını anlamak imkânı kalmadı.

Medreseler kapatıldığı, uzun yıllar boyunca genç nesillere din eğitimi ve kültürü verilmediği için cahillik yaygın ve yoğun hale geldi.

Beş vakit namaz kılan dindarlar bile Allahü Teâlâ’nın 14 sıfatını sayamıyor. Bendeniz bundan beş sene kadar önce İlahiyat Fakültesi 3’üncü sınıfında okuyan temiz bir gençle tanışmıştım. Kendisinden izin isteyerek ona bir soru yönelttim, Allah’ın sıfatlarını sayınız dedim. İnanmayacaksınız, bir tek sıfatını bile sayamadı.

Bir Müslümanın, Yaratanının Rabbinin sıfatlarını bilmemesi, ezberlememiş olması ne büyük bir cehalettir. Hak Teâlâ kemal sıfatlarla muttasıftır (sıfatlıdır) ve noksan sıfatlardan münezzehtir.

İlmihal ve akaid kitaplarında Peygamberlerin de (Aleyhimüsselam) sıfatları yazılıdır. Bizim Peygamberimizin, diğer Peygamberlerin hepsinde bulunan sıfatlardan başka, kendisine mahsus sıfatları da vardır. Bunları biliyor muyuz?

Kur’ân’ın belli başlı özellikleri nelerdir?

Başlıca haramlar ve büyük günahlar nelerdir?

Eskiden Müslümanlar Elli Dört Farz adında çok değerli ve insanın kurtuluşuna vesile olan mübarek bir kitabı okurlardı.

Bazılarının beğenmediği, küçümsediği Mızraklı İlmihal kitabını Müslümanlar okusalar insanı necata (kurtuluşa) götürecek, helak olmaktan koruyacak nice önemli bilgiler ve uyarılar öğreneceklerdir.

Bazı Müslüman kardeşlerimiz taharet, namaz abdestini bile doğru dürüst bilmiyor. İstibra nedir öğrenmemiş, öğretilmemiş, hacetini gördükten sonra hiç beklemeden, temizlik yapmadan abdest alıyor ve iki üç adım yürüdükten sonra henüz almış olduğu abdesti bozuluyor. Bozuluyor ama haberi yok. Halka bu gibi bilgileri kim öğretecek?

Ülkemizde Peygamberimizin Sünneti konusunda Ehl-i Sünnet mensupları ile Ehl-i Bid’at arasında bitmez tükenmez tartışmalar sürüyor. Lakin Sünnet nedir, bu suale doğru dürüst, 10 üzerinden 7 not alabilecek derecede kaç kişi cevap verebilir? Sünneti inkar eden zavallılar bilmiyorlar ki, bize ulaşan mütevâtir ve sahih hadisler de bir tür vahiydir. Çünkü Yüce Kur’ân’da Peygamberin kendinden, hevasından konuşmadığı bize bildirilmiştir.

Müslüman halkımız küfür sözlerini ve fiillerini de bilmiyor... Bunlar bilinse nice kimse dilini ve azasını küfre yol açan söz ve fiillerden koruyabilir.

Eski kitaplarda yazar: Şu ilaç bana iyi geldi, beni tedavi etti, iyileştirdi demek sakıncalıdır. Şuurlu ve bilgili Müslüman, Aspirin baş ağrımı geçirdi demez. Ne der? Allah’ın izni ve yaratması ile Aspirin başağrıma iyi geldi der. Allah iyileştirmeyi yaratmazsa, Aspirin hiç fayda vermez.

Müslümanlıkta şu işi yapacağım, edeceğim, şuraya gideceğim şeklinde konuşulmaz. Mutlaka inşaallah (Allah isterse) demek lazım gelir.

Hayırlı, mübah, helal, meşru işlere başlarken mutlaka besmele çekilmelidir. Hadîs-i şerifte “Besmele çekilmeden başlanan hayırlı/meşru iş ebter (kısır) olur” buyurulmuştur. Haram bir şey yapılırken besmele çekmek ise kişiyi küfre götürür.

Müslüman kişi sol eli ile yiyemez ve içemez. Çatal, kaşık, bardakla bile olsa. Çünkü Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun O’na) bunu yasaklamıştır. Adam veya kadın solak... Yine de sağ eliyle yiyip içecektir. Peygamberimizin bu emrine gururu, kibri ve isyanı yüzünden uymayan bir kimsenin, Peygamberin bedduasına uğradığı ve elinin kuruduğu muteber kitaplarda yazılıdır.

Yemek yerken veya bir şey içerken besmele çekilmelidir. Bir kişi sofraya oturur ve besmele çekmeden yerse, o sofranın bereketi gider ve yiyecekler kafi gelmez. Besmele, yemeğin gramajını çoğaltmaz ama bereketini çoğaltır.

Sofradan kalkarken dua edilmelidir. En kısa yemek duası “Elhamdülillah” demektir.

Allah’a hamd ve şükr ettikten sonra; yemeği pişirene, sofraya getirene veya ikram edene de teşekkür edilmelidir. Resulullah Efendimiz “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükr etmemiş olur” buyurmuşlardır.

Evin hanımı, çocukların annesi saatlerce uğraşmış, yemek hazırlamış, ona mutlaka teşekkür etmek, eline sağlık demek gerekir. Yemek çok lezzetli olmasa bile onu memnun etmek için “Ne güzel, ne lezzetli yapmışsın...” demekte beis olmasa gerek. Pilav biraz lâpa olmuşsa bunu söylemek ayıptır.

Babanın işleri bozuldu. Sabahleyin hanımına mutfak masrafları için sadece 10 lira verebildi. Kadıncağız da bu parayla akşama salçalı patates, bulgur pilavı ve üzüm hoşafı pişirdi. Akşam eve gelen beyin, çocukların “Aaa bunlar yenir mi...” diye surat asmaları ne büyük bir küfran-ı nimet ve alçaklıktır. A beyinsizler, a nankörler bu yemekler sizin rızkınızdır ve rızkı veren Allah’tır. Dünyada bir milyara yakın insan bu saydığım mönüyü bulamıyor. Afrika’da, Bangladeş’te öyle fakir, öyle sefil, öyle yoksul, öyle miskin, öyle perişan kardeşlerimiz var ki, onlara patates, bulgur, üzüm hoşafı ikram edilse, sevinçten çılgına dönerler, Allah’a şükr ederek büyük bir mutluluk içinde yerler. Biz Türkiye Müslümanları niçin bu kadar nankör, huysuz, görgüsüz olduk?

Peygamberimiz bize kanaati emr ediyor. Şeytan ve nefislerimiz ise lüksü, israfı, saçıp savurmayı, gururu, kibri, gösterişi, aşırı tüketimi emr ediyor. Soruyorum: Bu konuda hangisine uyuyoruz?

Evet halkımıza mutlaka dinimizin esasları öğretilmelidir.

Dinimizin ahlâk bilgileri ve hükümleri esas hükümlerdendir. Müslüman yalan söylemez, Müslüman emanetlere hıyanet etmez, Müslüman verdiği sözü yerine getirir, Müslüman borcunu öder, Müslüman başkalarının karısına, kızına kötü gözle bakmaz, Müslüman israf etmez, Müslüman büyüklere saygılı küçüklere şefkatlidir, Müslüman ahlâklı, faziletli, hikmetli insandır, Müslüman riba yemez...

Dinimizi öğrenelim, dinimizi öğreten şahıslara, kurumlara yardımcı olalım, onları destekleyelim. Ziyaretçilerimize çay kahve ile beraber küçük dinî ahlâkî broşürler hediye edelim.

Bugünkü cahilliğin ve bilerek veya bilmeyerek isyanın sonu iyi olmaz.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.