18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 15°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.509 0.18
  • Altın: 147,630 0.51
  • Dolar: 3,7808 0.12
  • Euro: 4,0420 0.09

Yeter artık!

Cemal Nar

Bir sorunu otuz yıldır teşhis edip çözemedik.

Nerde bizim aklımız, tedbirimiz, tecrübemiz, çaremiz?

Bu kan durdurulmalı.

Kim yapacak bunu?

İktidar yapacak ama yapamıyor.

Neden?

Bunun için çare arayan iktidar, aldığı tedbiri rahat alamıyor.

Neden?

Herkes karışıyor da ondan.

Acaba asker bu çareye ne der?

Acaba yargı ne der?

Acaba medya ne der?

Acaba muhalefet ne der?

Acaba istihbarat ne der?

Acaba dış güçler ne der?

“Yahu kim ne derse desin,” diyemiyorsunuz.

Sistem böyle.

Çünkü iktidar bir tane değil ki!

Hakimiyetin kayıtsız şartsız millette olmasını istemeyen sistem, halkın hakimiyetini halkın elinden almış, anayasal kurumlara devretmiş.

Demokrasi hikaye bizde.

Halkımız “çatal kazık toprağa girmez” der ya, bizim sistemde iktidar çatal kazık. Hem de çatal bir tane de değil.

Hükümet iktidar.

Asker iktidar.

Yargı iktidar.

YÖK iktidar.

MGK iktidar.

Medya iktidar.

Bu ülke nasıl yönetilecek?

Sorunu çözecek olan Anayasa en büyük sorun. Sıkıntı da orada ya.

“Değiştir canım” diyemezsiniz, çünkü değiştiremezsiniz.

Yaşadık gördük işte.

Hükümet istiyor, halk istiyor, medya istiyor, hatta dış ülkeler istiyor.

Ama değiştirilemiyor.

Neden?

Siyasal ve anayasal muhalefet birleşiyor ve yapılan iyileştirmeleri reddediyor.

Ülke kilitlenmiş durumda.

Çıkış?

Çıkış yok?

Belamızı bulduk.

Yahu kimdir bize bu kötülüğü yapan?

Allah onun da belasını versin her kimse…

Sonuç ise üst üste yığılan sorunlar yumağı…

En acısı da anarşi ve terör.

Şu habere yansıyan bir ananın çilesine bakınız: “Şehidin kardeşi PKK safında.”

“Diyarbakır’daki çatışmada şehit düşen Bitlis’li asker Fevzi Güngör'ün bir kardeşinin PKK saflarında askerimize kurşun sıktığı ortaya çıktı. Şehit oğlunun cenazesinde acılı anne Melike Güngör'ün, “Bu nasıl kader” feryadı yürek dağladı.”

“Dün gece teröristlerle girdikleri çatışmada 1987/4 tertip Piyade Er Fevzi Güngör'ün şehit olduğu haberi, evinde büyük bir yas yaşanmasına sebep oldu. Anne Melike Güngör ağıtlar yakarken, komşuları ise acılı anneyi teselli etmeye çalıştı. Akşam saatlerine doğru cenazesi Güroymak'a getirilen Şehit Fevzi Güngör için Güroymak Kümbet Camii'nde bir tören düzenlendi.” (*)

Bir aile var orada. Bir anne ve baba var. Ve çocuklar, akrabalar.

Eve bir cenaze geliyor. Dağda vatan hizmeti için çarpışmaya girmiş ve vurulmuş bir evlat geliyor ölü olarak.

Vuran ise kardeşi…

Veya kardeşinin arkadaşları…

Belki yarın da onun cenazesi gelecek…

Bu nedir Allah aşkına?

Biz buna benzer manzaraları tarihte çok gördük. Ama onun bir anlamı vardı mesela. Bir yorumu vardı.

Diyelim Bedir savaşında, baba evladıyla, amca yeğeniyle, kardeş de kardeşiyle savaşmıştı.

Ama bir haklı dava vardı orada ve yürekler savaştan mutmaindi.

Müslümanlar hak din için savaşıyordu ve ölürse şehit, kalırsa gazi idi. Hiçbir fedakarlığı boşa gitmiyordu onların. Buna yürekten inanıyorlardı ve bunun için mutluydular.

Analar, babalar, akrabalar da öyleydi. Bu şehide sabredilir, dayanılırdı. Hatta şükredilir, övünülürdü…

Ama bu savaş böyle miydi ya?

Bu otuz yıl neyin nesiydi?

Daha sorunun adını bile koyamadık.

Ne sorunu bu?

Anarşi ve terör sorunu mu?

PKK sorunu mu?

Kürt sorunu mu?

Özgürlük ve demokrasi sorunu mu?

Vatana ihanet mi?

Irkçılık ve bölücülük mü?

Kim, ne istiyor?

Çare nedir, tedbir ne?

Açık açık konuşabiliyor muyuz?

Yoksa herkes kuşdili, ya da karnından mı konuşuyor?

Aklı yetenlere soruluyor mu?

Sorulsa bile dinleniyor mu?

Yoksa gücü olan dayatıyor mu?

Tedbir var da, çare var da, ilaç var da kullanmak mı yasak?

Kimdir bunu yasaklayanlar?

Neden yasaklarlar?

Yetkileri var mıdır?

Gerekçeleri nedir?

Yoksa sadece gücünden mi alırlar yetkilerini?

Evet, isyan ediyoruz buna, yeter artık diyoruz!

Bir sorunu otuz yıldır teşhis edip çözemedik hala.

Nerde bizim aklımız, tedbirimiz, tecrübemiz, çaremiz?










(*)http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=46561

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.