23 Mayıs 2017 Salı27 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 97.717 1.37
  • Altın: 144,143 -0.08
  • Dolar: 3,5683 0.19
  • Euro: 3,9936 -0.18

Trafik sorunu insan sorunu

Ahmet Taşgetiren

İslam ve insan" üzerine yaptığım halka açık sohbetlerde zaman zaman "Mahşer ortamında herkesin önüne kalın bir trafik dosyası konacak" diyorum, herkes şaşırıyor, gözler büyüyor.

Ne demek istediğimi anlamaya çalışıyorlar.

Devam ediyorum: "Kırmızı ışıkta geçmeler, hatalı sollamalar, yoldan hızla geçerken kaldırımda yürüyen insanın üzerine çamur sıçratmalar, şerit ihlali ile en ön sıraya kaynamalar, yolun ortasında yolcu indirip - bindirmeler, olmayacak yere park yapmalar, başkasının aracına vurup kaçmalar, gereksiz yere uzun göz alıcı far yakmalar, gereksiz selektörlerle öndekini karşıdakini rahatsız etmeler, çarptığı insanı orada bırakıp ortadan kaybolmalar, vs... Bunlar bir hukuk ihlali ise, hukuku ihlal edilenler haklarını almayacaklar mı?"

Bayramlarda yollardan aile aile ölüm haberleri geliyor ve yürekler yanıyor.
Ben her trafik olayında bir "insan problemi" bulunduğunu düşünüyorum.
Kendi "Özgün insanımız"da ciddi bir kişilik problemi oluşmuş durumda. Sabır sorumuz varsa, bir insan sorunumuz var demektir. Başkasının hakkına riayet sorunumuz varsa...

Bir gözetleyicinin bulunmadığına inanıldığında kural dışılığa kaymak genel davranış haline gelmişse...

Bu, ait olduğumuzu zannettiğimiz değer yargılarının, yeterince içselleştirilmediği, en küçük kaytarma fırsatlarından istifade için pusuda bekleyen bir yanımız bulunduğu (Buna İslam dilinde heva, nefis, tutku denmektedir) anlamına gelmektedir.

Avrupa'da ya da Amerika'da insanlar trafik kurallarına daha çok uyuyor, birbirinin hukukuna daha çok saygı duyuyorlar!
Bizde neden olmuyor?
Bu, insan ve toplum meselesinin sadece "kuralın doğruluğu" meselesi ile sınırlı olmadığını, onu "içselleştirme"nin, çok daha önemli olduğunu gösterir.

Batı dünyasında kural, bir şekilde uygulanır hale gelmiş bulunuyor. Denetleme, artı cezalandırma sistemi yeterince yaptırım niteliği taşıyor. Zamanla insanlar da, bunu karakter haline getiriyorlar. Denebilirse, insanlar hayatlarının bir bölümünü "Doğru kurallara göre tanzim" anlamına, İslamileştiriyorlar. Bizim ülkemizde ise, "İslam - insan" ilişkisi bireysel duyarlılık ve bir ölçüde toplumsal denetimle sınırlı kalıyor.

"Devlet" uygulaması ise, bugüne kadar, karşılıklı suiistimale bağlı olarak kuralların içselleştirilmesini sağlayamamış durumda.

İslam, yeterince içselleştirilmiş olsaydı, o zaman insanlar, kendilerini, somut bir gözetleyiciden çok daha etkili biçimde, "ilahi bir gözetim" in etkisi altında hissederlerdi. Şehrin bulvarından bir çiçek kopardığında tüm şehir halkının hakkını ihlal ettiğini dikkate alacağı gibi, yoldan geçişi ihlal eden bir park durumunun da şehir halkının hakkını ihlal niteliği taşıdığını, bunun hesabının verileceğini düşünürdü. Bunlar olmuyor.

İslam insanlar için yeterince bağlayıcı değil, kamu yöneticileri ile de iş bir şekilde bağlanıyor. Ondan sonrası kan gölüne dönmüş yollar oluyor. "İslam insanlar için yeterince bağlayıcı değil" ifadesini biraz açmam gerekirse...

İnsanın İslam'la ilişkisi bir kelime-i şehadetle başlıyor. Ama bununla bitmiyor. İnsan kelime-i şehadetle İslam alanına giriyor. Ondan sonrası bir "İslam kişiliği" edinme yolculuğu...

Yaratan'la ilişkiyi doğru idrak, O'nun bildirdiği kuralları kişilik değeri haline getirmek ve bir gün O'nun huzuruna çıkacağı bilinciyle yaşamak...

Belki hayatın her safhasında sorulması gereken soru şu: -Kişilik değerlerim ne kadar Yaratan'ın benden beklediği insan kıvamına uygun düşüyor? Ya da şöyle bir soru: -Oluşturduğum hayat hikayemi, yarın Yaratıcı huzurunda ne kadar savunabilirim?

Bunun iç disiplinine Kur'an "Nerede bulunursum bulunayım, Allah benimle beraber" bilinciyle, Hazreti Peygmaber (s.a.) de "Allah'ı görüyormuş gibi bir hayat yaşamak" bilinciyle kavuşmamızı tavsiye ediyor. Can yakıcı kaza haberlerinden kurtulacağımız günler, inanıyorum ki, bizim "Daha insan" olacağımız günlerle gelecek.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.