19 Ocak 2017 Perşembe21 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.352 -0.52
  • Altın: 148,034 0.66
  • Dolar: 3,8356 1.74
  • Euro: 4,0738 1.15

Büyütmeyin fakirin hatasını

Mehmet Şeker

Bir önceki yazıda, Fuzuli'ye ait olarak belirttiğim beyit, Nef'î'ye aitti. Hem de en çok bilinen gazellerinden. Bu yanlışlık için çok özür dilerim. Büyütmeye gerek yok, zira yeterince büyük.

Erbabı da bilir, çırağı da; böyle bir hata affedilir gibi değil ama siz yine de mazur görün.

Neylersiniz, herkes Hayati İnanç olamaz.

***

Hasankale'de doğan Ömer Nef'î büyük bir hiciv ustası.

Dilini tutamayan şairlerden...

Padişah 4. Murad'a söz verdiği halde hicivden vazgeçmez.

Kalemine hâkim olamayışının bedelini de hayatıyla öder.

***

“Ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana / Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil” beytinin geçtiği gazel, o meşhur “Tûtî-i mu'cize” ile başlayan gazelidir.

Buhurizâde Mustafa Itri tarafından bestelenmiş.

“Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil

Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil”

***

Şair, son beyitte mahlasını da kullanmış âdet üzre:

“Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î

Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil”

***

Buna rağmen şairin adını niye şaşırdığımı da açıklamam gerekir... Ola ki mazeretim geçerli bulunur. Merhum şairler sokağındaki gezintiye Fuzuli ile başlamak niyeti vardı.

“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı”

***

“Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı”

***

“Dest-busı arzusiyle ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su”

***

“Aşk derdiyle olur âşık mizâcı müstakîm

Düşmenimdir dostlar, bu derde derman eyleyen”

***

Fuzuli'nin bu beyitleri arasından birini seçmekte zorlandım.

Bir bakın şiir aşkına, zorlanmakta haksız mıyım?

Hepsine birden değinmek de yazıyı uzatacaktı.

Sonrası malûm... İsim başka kaldı, beyit başka. Hata fakirindir, affola.

***

Nef'î'ye dönelim... Şairin kullandığı ilk mahlas, zararlı anlamındaki Zarrî'dir. Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve genç şaire Nef'î (nafi, yararlı) mahlasını vermiştir.

Hicivleriyle birçok kişinin öfkesini üstüne çeken şair hakkında dönemin müftüsü bir beyit söyler.

Şeklen Nef'î'yi över gibi görünen fakat muhteva olarak ona kâfir diyen bir beyittir o.

Nef'î de ona şöyle bir cevap verir:

“Müftü efendi bize kâfir demiş / Tutalım ben ona diyem Müselman / Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere / İkimiz de çıkarız orda yalan.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.