26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 12°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -6°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Anayasa değişmeden demokratikleşme olur mu?

Abdulkadir Özkan

Son günlerde AKP'nin Avrupa Birliği yolunda geri adım attığı, daha doğrusu bu sevdadan vazgeçtiği yönünde görüşler yoğunluk kazanmaya başladı. Bu arada AB'ye giriş ile Türkiye'nin demokratikleşmesi de birbirini tamamlayan iki unsur gibi takdim ediliyor. Bir bakıma Türkiye'nin demokratileşebilmesi için AB'ye girmesi, daha doğrusu demokratikleşme yönünde istenenlerin yapılması gerektiği vurgulanıyor. Lafı uzatmanın anlamı yok Türkiye ister AB'ye girebilmek için demokratikleşmesini tamamlamaya, ister demokratikleşmek için AB'ye girmeye çalışsın sonuç değişmiyor. İkisi de aynı yola çıkıyor. Ancak, Türkiye'nin demokratikleşmesi statükonun ciddi bir değişikliğe uğraması anlamına geliyor. Bu da varlıklarını ve iktadarlarını statükoya bağlı görenleri ister istemez çeşitli bahanelerle demokratikleşme çabalarının karşısında bir yere itiyor, bu çabaları engellemeye çalışıyorlar. Diyebiliriz ki bu yolda cinayetler bile işleniyor.

Peki AKP iktidarının demokratikleşme ve AB'ye giriş yönünde heyecan kaybettiği iddiaları ne derece doğruluk arzediyor?

Hemen belirtmek gerekir ki darbe döneminde hazırlanmış bir Anayasa ortada durduğu sürece demokratikleşme yönünde ciddi bir adım atmak mümkün olmaz. Daha doğrusu yeni bir anayasa yapıp yürürlüğe girmeden demokratikleşmenin tam olarak gerçekleştirilmesi mümkün olmayacağı gibi AB'ye girme iddiaları da havada kalmaya mahkumdur. Yani AKP'nin AB yolculuğunu yavaşlatması, hatta durdurması yeni anayasa yapma konusundaki isteksizliği ile ortaya çıkmıştır. Yeni bir sivil anayasa yapılmasından vazgeçilmesi belli güç odakları ile bir anlaşma sonucu mudur bilemeyiz ama böyle bir ihtimal de söz konusudur. AKP bu çevrelerle mücadele etmek yerine uzlaşmayı tercih etmiştir. Yani bu ülkede darbe anayasasını sivil anayasaya tercih edenlerin baskısı iktidar üzerinde etkili olmuştur denebilir.

Demokratikleşmenin lafla olmayacağını iktidar mensuplarının bilmemesi mümkün değildir. Çünkü sorun sistem sorunudur ve sistemin yeni kurallara bağlanması gerekiyor. Bunun yolu da önce sivil bir anayasa yapmaktan, ardından mevcut yasaların yeni sivil anayasaya uydurulmasından geçiyor. Bu bakımdan diyebiliriz ki yasalarımızın AB hukukuna uygunluğunu sağlamadan önce iç hukuk sisteminde bu uygunluğun sağlanması gerekiyor. Bunun yolu da öncelikli olarak yeni bir sivil anayasa yapılmasından geçiyor.

Peki demokratikleşme çok mu önemli? Türkiye'nin öncelikli meselesi demokratikleşme midir?

Bu sorulara herkes kendine göre bir cevap verebilir. Yani bu soruların cevabı kişiden kişiye farklılık arzedebilir. Ancak, seçim meydanlarında millete demokratikleşmenin sağlanacağı sözünü verenlerin cevabı farklılık arzedemez. Etmemeli.. Eğer ediyorsa o zaman milletin kandırıldığını düşünmesi kaçınılmaz olur.

Ancak, yaşanan ekonomik sıkıntı insanların tüm dikkatini bu noktaya çevirdiği için AKP'nin demokratikleşme hususunda verdiği sözleri bir kenara itmiş olması toplumda fazla bir yankı bulmuyor. Çünkü, insanlar öncelikli olarak mutfak derdindeler, barınma ve ısınma derdindeler, çocuklarını okutmayı düşünüyorlar. Kısacası insanımız ekonominin esiri haline getirildi. Bunun sonucu olarak da toplumun büyük bir bölümü yardım peşine düşmüş durumda, belediye başkan adayları da yardım konusunda vaat yarışındalar.

Hemen belirtelim ki bu gidiş kesinlikle sağlıklı değil. Fiziki ihtiyaçlar elbette önemlidir. İnsanın hayatta kalması bu ihtiyaçların karşılanması ile mümkündür. Ama manevi değerlerin ve ihtiyaçların hafife alınması toplumda bugün olmasa bile kısa süre sonra ciddi sarsıntılara yol açar. Bunu unutmamak gerekiyor.

Bir bakıma insanları ekmek mi özgürlük mü gibi bir tercihe zorlamamak gerekir. Çünkü, ideal olan ikisinin birlikte sağlanmasıdır. Eğer önemli olan sadece fiziki ihtiyaçlar olsaydı en rahat durumda olanların mahkumlar olması ve hiçbir mahkumun cezaevinden çıkmak istememesi gerekirdi.
Toplumun biran evvel geçim derdinden kurtarılması gerekiyor. Kurtarılmaıdır ki, moral değerlerin önemi üzerinde düşünülmeye başlanabilsin. Elbette toplum bilerek ve bir planın sonucu olarak ekonomik çıkmaza sürüklenmiyorsa.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.