20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 23°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,105 -0.07
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Danıştay saldırısı, Garih cinayeti ve Ergenekon!..

Abdulkadir Özkan

Danıştay saldırısı, Garih cinayeti, Cumhuriyet Gazetesine saldırı ve birçok faili meçhul cinayet bu ülkede aylarca, hatta yıllarca müslümanlara hakaret ve saldırı vesilesi yapıldı. Hem de hiçbir resmi açıklama olmadan... Her olayın ardından malum çevreler ayağa kalktı ya da kaldırıldı ve hep benzer sloganlarla müslümanlara hakaretler savruldu. Benzer saldırılar bahane edilerek inanan insanların bu ülkeyi terketmeleri istendi, sokaklarda bir kısım avukatlar, üniversite hocaları yürüyüş yaptı.

Bizler bu tür cinayetlerin arkasında müslümanların olamayacağını yazdıkça malum çevreler yaygaralarını daha bir artırdılar. Kısacası bu ülkede ne zaman bir cinayet işlense ya da bir yere saldırı gerçekleşse hemen suçlu müslümanlar olarak ilan edildi... Hem de müslümanların içinden bir kişi ya da gruba değil, bir kitleye karşı saldırıya geçildi. Öyle ki inanan inasanlar bu ülkede yaşıyor olmaktan artık sıkıntı duyar hale geldiler.

Elbette cinayeti işleyenler ve saldırıları gerçekleştirenlerin arkasındaki gruplar el altında özellikle müslümanları hedef gösteriyorlar ve onların yandaşları da hep bir ağızdan kampanya başlatıyorlardı.

Aradan yıllar geçti ne olduysa oldu ortaya önce Ergenekon Soruşturması daha sonra da Ergenekon Davası çıktı. Kesin kararı elbette mahkeme verecek olmakla birlikte geçmişte müslümanlara saldırı için gerekçe yapılan pek çok olayın arkasında Ergenekon Örgütü'nün olduğu söylenmeye başlandı. Hatta bazı olaylar iddia olmanın da ötesine geçti. Bunun en son örneğini de Yargıtay 9. Ceza Dairesi Danıştay 2. Daire üyelerine ve Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan saldırılarla ilgili Alparslan Aslan'ın da aralarında bulunduğu 8 sanık hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararı bozarak, davanın Ergenekon davasıyla birleştirilmesi gerekliliğine işaret ederek verdi.

Yargıtay'ın bu kararı şimdiye kadar bilinen ve söylenenlerin en yüksek yargı organı tarafından reddedilmesi anlamına geliyor. Bir bakıma Yargıtay'ın bu kararı her saldırı ve cinayetin arkasından belli çevrelerin başlattıkları inanan insanlara karşı kampanyanın belli bir çevrenin yönlendirmesi ile ortaya çıktığının delili oldu.

Şahsen Yargıtay'ın bu kararını çok önemsiyor ve ülkemiz açısından yıllardan beri millete zorla ezberletilmiş olan söylemlerin tepe taklak olması anlamına geldiğini düşünüyorum. Uçurulan yalan balonlarının patlaması, sahtekarların gerçek yüzünün ortaya çıkması ve bir takım çevrelerin müslümanları karalayabilmek için işi cinayet işlemeye kadar götürebildiklerinin ifadesi oldu.

Bütün bunların ardından Yargıtay'ın Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi'ne saldırı ile ilgili davanın Ergenekon Davası ile birleştirilmesi talebi karşısında dün her fırsatta müslümanlara saldırıyı marifet sayan çevrelerin meseleyi sadece sessizce geçiştirmeye çalışmaları insana pişkinliğin bu kadarına pes dedirtiyor. Her cinayetin ardından hiçbir resmi açıklama yapılmadan hemen suçun müslümanların üzerine atılmasını görev bilen medya organlarının bugün sanki dillerinin boğazlarına kaçmışcasına bir sessizliğe bürünmüş olmaları dikkat çekicidir.Gerçek suçluları gizlemek ve suçsuz insanları suçlu ilan etmek anlamına gelen onca yayının ardından Yargıtay kararı karşısında geçmişte yaptıklarının yanlışlığını görmeleri ve aylarca hatta yıllarca suçsuz insanlara karşı haksız saldırı kampanyaları yürütmüş olmaları sebebiyle hiç olmazsa o incittikleri, rencide ettikleri insanların özür dilemeleri gerekmez mi?

Bu kadar vurdum duymaz, bu kadar pişkin olunabilir mi?

Bu ülkede her düşünce ve inancın mensupları birlikte yaşayacaklardır, bu bir mecburiyettir. O halde sürekli olarak toplumun bir kesimini suçlu ilan edenlerin geçmişte yaptıklarının yanlışlığının farkına varmaları ve o insanlardan özür dilemeleri insan olmanın gereği değil midir?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.