Rize'de trafik kazası: 2 ölü...        Şırnak'ta orman yangını: 3 yaralı...        Düşük ayarlı küçük altına dikkat!...        AYM gerekçeli kararını açıkladı...        Rize'de trafik kazası: 2 ölü, 4 yaralı...        Yunan hayranı komutan...        Şaşkına çeviren hırsızlık olayı...        Kılıçdaroğlu, Elvan ve Nevin'i tebrik etti...        Göynük'te orman yangını...        Yaralı caretta carettayı turistler kurtardı...        İhracat rakamları açıklandı...        İstanbul'da cinayet: 2 ölü...        
USD Alış: 1.504 USD AlışUSD Satış: 1.514 USD SatışEuro Alış: 1.958 Euro AlışEuro Satış: 1.973 Euro SatışAltın Alış: 57.4000 Altın AlışAltın Satış: 57.6750 Altın Satış
Habervaktim
Şaban
 
20

1431
 
Pazar
Ağustos
1
2010
 
 
 
 
 
ANA SAYFA
SON DAKİKA
ANASAYFAM YAP
FAVORİLERE EKLE
FOTO VAKTİM
VİDEO VAKTİM
SOHBET VAKTİM
MİZAH VAKTİM
KARİKATÜR
PORTRE
YAZARLAR
SİTENE EKLE
 
 
 
 
 
 
 
 
 YAZARLAR
Abdurrahman Dilipak VE BUGÜN!
 Abdurrahman Dilipak
Ali Karahasanoğlu “Ayyy Kemaaal! Sin ni kadaan!”
 Ali Karahasanoğlu
Yener Dönmez Başımıza bir de ‘Göçmen Dedesi’ çıktı!
 Yener Dönmez
Mahir Kaynak Genel görünüm
 Mahir Kaynak
Ahmet Turan Alkan Yeme de fotoğrafını çek!
 Ahmet Turan Alkan
Sibel Eraslan Sorgusuz mahkûmiyet: ‘Zeval’
 Sibel Eraslan
Mümtaz'er Türköne Millî Savunma Bakanı ne iş yapar?
 Mümtaz'er Türköne
Aziz Üstel Üniter devlet bitiyor mu?
 Aziz Üstel
Namık Açıkgöz KÂLÛ: BELÂ! DEDİLER: EVET!
 Namık Açıkgöz
Atilla Özdür Yaz kızım, yedi ay on gün…
 Atilla Özdür
Ali Ferşadoğlu Rusya’da serbest de, Türkiye’de niye yasak?
 Ali Ferşadoğlu
Murat Yetkin Peki emekliler neden tutuklan(a)mıyor?
 Murat Yetkin
Hüseyin Öztürk Fatih Sultan Mehmet’in dinlediği ilk hikâyelerden biri
 Hüseyin Öztürk
Muhsin Meriç “Yüzyılın Soykırımı”
 Muhsin Meriç
Faruk Çakır Duman’a hayır, ‘alkol’e evet mi?
 Faruk Çakır
Y. Bülent Bakiler İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza açık mektup -2-
 Y. Bülent Bakiler
Serdar Demirel Lübnan’da Şiî Sünnî gerginliği
 Serdar Demirel
LütfüOflaz'la Sohbet Faşizme ölüm, halka hürriyet!
 LütfüOflaz'la Sohbet
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mustafa Özcan - Vakit
2009-09-01

Irak-Suriye kavgası
 

Kufe ile Şam, tarih sahnesinde zıt ve düşman kardeşleri temsil etmişlerdir. Zaman zaman bu terkibin yerini Bağdat ile Şam ekseni almıştır. Lakin Şam ile Bağdat arasındaki kavga elbette ki ebedi bir kavga değildir. Tarihin bir başka dönemecinde ve akışında Baas idarelerini temsil eden Bağdat ile Şam düşman kardeşler olarak anılmıştır. Şam, Emevilerin başkentini temsil ederken Bağdat da Abbasilerin başkentini temsil etmiştir. Bu itibarla, iki başkent arasında zaman zaman kıyasıya rekabet yaşanmıştır. Esat ile Saddam arasındaki kavga bize Hasip ile Nesip tekerlemesini hatırlatmaktadır. Baas’ın zıt başkentlerinin hakimlerinin ikisi de dünyadan göçüp gitti. Lakin kavgaları bir biçimde yenilenerek ve başka eksenlerde sürüyor. Daha önce Baas’ın zıt kardeşleri tipini temsil eden bu iki başkent Ürdün Kralı Abdullah II’nin deyimiyle bilahare ‘Şii yayını veya eksenini’ temsil etmelerine rağmen bugünler de yine kavgalılar. Bu kavga eski kavgayı akla getirdi. Eski kavga başka surette nüksetti. Bu kavganın nedeni, Bağdat’ta yaşanan Kara Çarşamba. Kara Çarşamba ile alakalı olarak Bağdat Şam’ı suçlarken Şam da kanıt ve delil istemektedir. Bağdat ise delilleri Şam yönetimine vermek yerine canlı yayınlarda itiraflar şeklinde yayınlıyor. Dolayısıyla aradaki kavga gemi azıya almış vaziyette. Bağdat’taki patlamalarla alakalı itiraflar aslında bir biçimde daha önce Fethü’l İslâm meselesinde bazı Filistinlilerin Şam’daki itiraflarını hatırlatmaktadır. Irak yönetimi canlı televizyon yayınlarında Ebu Velid isimli bir şahsın itiraflarını yayınladı. Bu şahıs, Bağdat’ta Kara Çarşambayı gerçekleştiren militanların Suriye’deki eğitim kamplarında Muhaberat gözetiminde eğitim gördüklerini ve eğitimin başında da Suriye Muhaberatına bağlı Ebu Ka’ka lakaplı ismin bulunduğunu ileri sürdü.

Bağdat yönetimi Şam’dan bazı isimleri istedi ve Velit Muallim ise bu isimleri tanımadığını ve Şam’da bulunup bulunmadıklarını da bilmediğini aktardı. Sözkonusu isimlerin aslında İzzet Duri ve ekibi tarafından ayrılıkçı unsurlar olarak da yaftalandığı ve Baas’dan aforoz edildikleri ileri sürülüyor. Lakin Bağdat özellikle iki ismin; Muhammed Yunus Ahmet ve Sitam Ferhan’ın Bağdat’ta eylemleri gerçekleştiren Baas şebekesini idare ettiklerini ve bunların Bağdat’a teslim edilmeleri gerektiğini savunuyor. Suriye ise bu isimlerin kendisinde olmadığını söylüyor ve dolaylı olarak da bunların İzzet Duri’nin ekibinden olmadıklarını ve dolayısıyla direnişe katılmadıklarını savunuyor. Lakin Bağdat sadece Iraklı unsurları suçlamakla kalmıyor itiraflar üzerinden de Suriye güvenlik organlarını ve cihazlarını da suçluyor. Bağdat yönetimi bununla da kalmıyor aynı zamanda uluslararası bir mahkeme kurulmasını ve zanlıların bu mahkemede yargılanmasını talep ediyor. Peki gerçekten de Irak’taki patlamalarda Suriye’nin bir parmağı bulunuyor mu? Bu sorunun cevabını kestirmek zor. Lakin bu patlamaların muhakkak surette siyasi delalet ve anlamları olmalı! Peki, bu patlamalar niye gerçekleştirildi ve bunların üzerinden açılan hesaplaşma ile nereye varılmak isteniyor?

Amerikalılar bu zıtlaşmayı ve karşılıklı söz düellosunu iki ülkenin içişleri olarak tanımlamakla birlikte arabuluculuk yapma niyetlerini de izhar ediyorlar. Bu patlamalarda ABD’nin rolü nedir ya da patlamalar üzerinden yapılan hesaplaşmalarda ABD’nin hesabı nedir? Kimilerine göre, aslında bu patlamalarla birlikte ABD Suriye ile Irak’ı birbirinden uzaklaştırmak istiyor. Ve Suriye’yi suçlaması yönünde Nuri Maliki’ye baskıda bulunuyor. Bu iddialardan sadece birisi. Gerçekten de Suriye’yi alenen suçlayarak Nuri Maliki Amerikalıların kışkırtmasına ve amiyane tabirle gazına mı geldi? Başka bir ihtimal daha var. Bu ihtimali de kimi yorumcular şöyle arz ediyor. Esasında ABD, Suriye ile İran arasına mesafe koymak istiyor. Bunu da Irak üzerinden gerçekleştirmeyi tasarlıyor. İran hesabına Suriye’nin Irak üzerindeki etkinliğini ve nüfuzunu artırmaya yardımcı olmak istiyor. Özel uçağı bile İran’dan olan ve İran mürettebatı tarafından işletilen Nuri Maliki ise bu durumda İran namına ABD’nin Suriye’nin ülke üzerindeki rolünü artırma niyetine direniyor. Ortalıkta birbiriyle çelişen bu tarz iki iddia var. Bu iki iddia da yanlış veya geçersiz olabilir. Lakin ortada patlamalar ve Iraklıların ciddi suçlamaları var. Mutlaka bunun siyasi boyutları da olacak. İlginçtir, bugün Irak’ı yönetenlerin tamamı bir zamanlar Suriye’de ikamet ediyorlardı veya Suriye pasaportu taşıyorlardı. Uzun yıllar Suriye’de ikamet eden isimlerden birisi bizzat Nuri Maliki. Zaman zaman Türk pasaportuyla birlikte Suriye pasaportu taşıyan da Celal Talabani’nin tâ kendisi. Anlayacağınız, şimdi Şam’ın eski misafiri ev sahibini veya mihmandarını suçluyor. Bu da Ortadoğu’nun cilvesi ve kaderidir. Bir zamanlar Ayetullah Humeyni de Irak’ta ikamet etmiş ve devrimden sonra da iki ülke birbiriyle 8 yıl savaşmışlardı.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 NAMAZ VAKTİM
Namaz Vaktim
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
M. Emin Parlaktürk Dövmecilerin Feryadı
 M. Emin Parlaktürk
Cemal Nar Okumada Ciddiyet ve Kalite
 Cemal Nar
Ahmet Doğan İlbey “ZEKERİYA BEY’İN ŞANSIZLIĞI BURADA BAŞLADI”
 Ahmet Doğan İlbey
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
 
 
 
 
 
 
  erdem esin
  volkan35
  şahan can
  güven doğru
  ftv
 
 
 BIR AYET
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!”
(Fussilet, 30)
 
 BIR HADIS
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80
 
 FAYDALI LİNKLER
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.