Sonunda değerini ve kalitesini anladılar

Sonunda değerini ve kalitesini anladılar
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun üyesi olduğu TESEV’in yaptığı bir araştırma, İmam Hatipli gençlerin ahlaki olgunluklarını gözler önüne serdi. TESEV’in yapmış olduğu araştırma, ‘dindar nesil&rsqu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da üyesi olduğu Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) “dindar gençliğin” en somut uygulama modeli olan İmam Hatip Liseleri (İHL) üzerinde yaptığı araştırma bile, Başbakan Erdoğan’ın sözlerini doğruluyor. Araştırmada, hem halktaki dindar gençlik algısı ve beklentisinin çok kuvvetli olduğu, hem de İHL’lilerin bu beklentileri karşılayacak ahlaki olgunlukları konusunda çarpıcı veriler ortaya konuluyor. İHL mezun ve mensuplarının ahlaki düzeyleri ve yüz kızartıcı suçlara bulaşma oranlarının çok düşük seyretmesiyle ilgili bilimsel veriler, araştırma raporunda, “bu okulları kendi parasıyla yaptıran halkın beklentisini de karşılıyor” deniliyordu.

KILIÇDAROĞLU’NUN TESEV’İNİN TESPİTLERİ

Araştırmada, şu kanaatlere ulaşıldığı belirtiliyor:
• İmam-Hatip Lisesi öğrencileri arasında suç işleme oranı, diğer ortaöğrenim kurumlarına oranla yok denecek kadar düşük.
• Ortaöğrenimde toplumsal bir sorun haline gelen uyuşturucu ve alkol kullanımına, İmam-Hatip Lisesi öğrencileri arasında hemen hemen hiç rastlanmıyor.
• İmam-Hatip Lisesi öğrencileri, aldıkları eğitim sebebiyle, toplumla barışık bir kitle oluşturuyor.
• Dini eğitimi, sağlıklı bir müfredat çerçevesinde aldıkları için, İHL öğrencileri, yanlış ve aşırı dini eğilimlere yönelmiyor.
• Diğer liselerde okunan derslerin yanı sıra dini müfredatı da okumaları, ruhsal yapılarının daha sağlıklı ve dengeli olmasına yardım ediyor.
• İHL’lerde, öğretmen-öğrenci ilişkileri, çatışmadan çok, saygı, sevgi ve dayanışma anlayışı çerçevesinde gelişiyor.
• Araştırmalar, bu okullardaki öğrencilerin, aile bağlarının güçlü olduğunu gösteriyor.
• Banka hortumlama ve diğer organize suçlarda, İmam-Hatip kökenli yönetici ve işadamlarının adı geçmiyor.
• Kamu görevinde de, hem toplumla ilişkilerde hem de işlerin hakkaniyetle yürütülmesinde İmam-Hatip kökenliler başarılı bulunuyor.
İHL binalarının ve yurtlarının sıradan vatandaşlar ve dindar bir gençlik isteyen işadamları tarafından “hayır müesseseleri” işletilerek yapıldığına dikkat çekilen araştırmada, “halkın bu gençleri ve okullarını sahiplenme duygusunun neden bu kadar kuvvetli olduğu” gerçeği üzerinde duruluyor ve şu analizler yapılıyor: “Niçin tercih ediliyor? Bellibaşlı nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: Halkın sahiplenmesi. Öğrenci artışının arkasında, MC dönemlerinde olduğu gibi hiç kuşkusuz birtakım siyasal sebepler vardı, fakat asıl gerekçe muhafazakâr kitlelerin İHL’yi benimseyip onlara sahip çıkmasıydı. Öyle ki kimi hükümetler yeni İHL açmak istemeseler de iktidara geldiklerinde açılmaya hazır İHL binaları buldular. Zira bu okulların inşası ve döşenmesinde, diğer okullarla kıyaslanmayacak ölçüde halk katkısı ve katılımı söz konusuydu. Bunun sonucunda İHL binalarının yüzde 65’i, tepeden tırnağa, devlet katkısı olmadan yapıldı. Devletin hiçbir katkı almadan yaptığı İHL binalarıysa, genel toplam içerisinde ancak yüzde 9,5’luk bir oran oluşturmaktadır.”

TESEV 2004 yılında hazırladığı bir raporla İmam Hatip Liseleriyle ilgili tartışmalara toplumun tüm kesimlerinin mutabık kalacağı bir çözüm bulmak için zemin arandığı öne sürülmüştü. “İmam Hatip Liseleri - Efsaneler ve Gerçekler” başlıklı rapor, tartışmaların ideolojik ve siyasi niteliği nedeniyle kamuoyunun bu okullarla ilgili yanlış veya eksik bilgilendirildiği varsayımından yola çıkıyor ve kapsamlı bir saha araştırmasıyla gerçekleri gün yüzüne çıkarmayı amaçladığını iddia ediyordu. Gazeteci-yazar Ruşen Çakır, İrfan Bozan ve Balkan Talu tarafından TESEV için hazırlanan raporda, din, başörtüsü, YÖK Yasası, meslek liseleri katsayısı gibi tartışma konularına cevap aranıyordu. Raporda, bu okullarda okuyanların devlete, dine, topluma bakışıyla, devletin ve toplumun bu öğrencilere bakışı ele alınıyor ve elde edilen olumlu sonuçlar, düzenlenen basın toplantısında birer “hayret uyandıran gerçek” olarak toplumuna sunuluyordu. Araştırma raporunda, ailelerin çocuklarını “dinlerini unutmasınlar” gerekçesiyle bu okullara gönderirken, söz konusu okul mezunlarının büyük bir kısmının din hizmetleri alanında görev almak yerine başka mesleklerde istihdam oldukları belirtiliyordu.

YENİ AKİT / ALİ EYVAZ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.