26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 34°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 31°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 33°C Amasya
    • 33°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 30°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 107.489 0.42
  • Altın: 142,921 -0.42
  • Dolar: 3,5608 -0.08
  • Euro: 4,1464 -0.15

Altan Tan mankenlik yaptı

Çözüm sürecinin yanlışlıkları tek tek itiraf edilmeye başlandı. Sabah’tan Fahrettin Altun, İslamcıların de destek verdiği HDP’de değişen hiçbir şeyin olmadığını Altan Tan gibi isimlere de mankenlik yaptırıldığını dile getirdi.
Altan Tan mankenlik yaptı
Altan Tan mankenlik yaptı Altan Tan mankenlik yaptı Altan Tan mankenlik yaptı

HDP’li Altan Tan üzerinden yapılan tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Sabah’tan Fahrettin Altun, Altan Tan’ın artık bir aktör olamayacağını, süreçte kendisine mankenlik yaptırıldığını yazdı.

AKSİNİ İDDİA EDENLER TÜRKÇÜLÜKLE İTHAM EDİLDİ

Fahrettin Altun Sabah gazetesindeki makalesinde  hiçbir zaman Türkiye Partisi olamayan HDP’nin hep marjinal ve çizgisinden hiç sapmayan PKK’nın uzantısı bir parti olduğunu kaydetti. Köşe yazısında çözüm sürecinde AK Parti içerisinden moral motivasyon olsun diye bazı İslamcıların da  HDP’ye destek verdiğini vurgulayan Altun, bunların aksini söyleyenlerin de “demokrasi karşıtı ve Türkçü” diye itham edildiğini ifade etti.

Fahrettin Altun’un Sabah’taki makalesi şöyle:

Bundan 1 yıl önce HDP'nin "Türkiye partisi" olmasını konuşuyorduk. Bugün ise HDP'nin marjinalliğini tartışıyor, nasıl radikalleştiğinden dem vuruyoruz.

 Aslında HDP hep marjinal, hep radikal bir partiydi. Zira şiddet ve terörle arasına hiçbir zaman mesafe koyamamıştı.

Dahası terör örgütünün siyasetteki uzantısıydı. Terör örgütü, HDP'yi "legal unsur"lardan biri olarak görüyordu.

 Buna rağmen ulusal ve uluslararası şer ittifakının marifetiyle HDP allanıp pullanıp Türkiye toplumuna pazarlandı.

Gezi sonrasında açığa çıktığı düşünülen siyasal enerji HDP'ye akıtılmak istendi. Sonuç, Türkiye adına, barış adına, refah adına ve siyaset adına bir hezimet oldu.

 

***

HDP çizgisinden hiçbir zaman sapmadı. PKK'nın çıkarlarını önceledi, siyaseti onun için araçsallaştırdı.

Bu süreçte ne yazık ki geçmişte şiddete karşı tavır almış birçok insan HDP'yi çözümün asli parçası olarak kabul etti.

 Bunların bir kısmı HDP'nin içine girdi. Bir kısmı ise dışarıdan HDP'ye destek oldu.

 Bunlar arasında AK Parti içinde kalarak HDP'ye moral motivasyon sağlayanlar bile oldu. "Madem sorunu silahla değil, siyasetle çözeceğiz o zaman HDP'yi muhatap almalıyız" dediler.

 Fakat muhatap almakla yetinmediler, onun alttan alta propagandasını yaptılar. Bunun aksini söyleyenleri demokrasi karşıtlığıyla ve hatta Türkçülükle itham ettiler.

 HDP'ye doğrudan ya da dolaylı destek veren "Kürt İslamcılar" fenomeni son dönem Türkiye siyasetinin önemli bir bileşeni oldu.

 HDP, "genişleme ve temizlenme" stratejisi çerçevesinde "Kürt İslamcılar"ın bir kısmını bünyesine aldı.

Nasıl ki yeni CHP "dindarlara değelim" diyerek vitrine bazı "küskün İslamcı"ları koyduysa HDP de öyle yaptı.

Hiçbir zaman o aktörlerle siyasi aklını oluşturmadı. Stratejilerini onlarla birlikte üretmedi. Onları birer taktik hamle olarak gördü.

 HDP'nin onlardan iki beklentisi vardı. Birincisi, topluma çeşitliliği esas alan bir parti olduğunu ve dindarlarla bir sorunu olmadığını göstermek.

İkincisi ise İslamcı Kürtler arasında Erdoğan karşıtlığını yaymak.

 Altan Tan bu isimlerden biriydi. Vitrine kondu. Kendisine mankenlik yaptırıldı.

 "HDP'nin dini mübini İslam'la ne sorunu olabilir" diye propaganda yaptı.

Dahası HDP'nin paralel yapıdan devşirerek kullandığı 17-25 Aralık söylemlerini kendi üslubunca yaydı.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın irrasyonel ve gerekçesiz şekilde kriminalizasyonuna hizmet etti.

***

HDP bugün radikalleşmesini ve gerçek kimliğini gizleyemez bir noktaya geldi.

 Bu saatten sonra HDP için İslamcı Kürtleri taşımak hiç de kolay değil. Bu özeni parti yönetimi gösteremez. Zira o dar kadro ciddi bir varlık yokluk kaygısı yaşıyor.

 HDP, artık PKK'nın Kürt ve Türk halkını açıktan tehdit ettiği bir ortamda sözümona siyaset yapmak zorunda.

 HDP, PKK yancılığını böylesi mayınlı bir sahada yürütmek durumunda.

 PKK açık açık "hendekte sırt çeviren bölgeler bombalı saldırıya hazır olun" diye tehditler savuruyor.

 Bu ortamda Altan Tan'ın çıkıp da aktörlüğe soyunmasının, "dindar Kürtlerin temsilcisi" gibi konuşmasının tek bir anlamı var. O da HDP'nin gerçek yüzünün artık saklanamamasıdır.

 Bunun üzerinden Altan Tan'ın siyasi basiretinden yahut aktörlüğünden dem vurmanın hiçbir anlamı yok.

 Ne demişler, geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye... 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.