27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

Türkiye Rus bombardımanına sessiz mi kalacak?

Türkiye-Rusya ilişkilerindeki yumuşamayı değerlendiren Ahmet Taşgetiren bundan sonraki süreçte PYD’ye alan açan ve Türkmenleri bombalayan Rusya’ya karşı Türkiye’nin tutumunun nasıl olacağını irdeledi.
Türkiye Rus bombardımanına sessiz mi kalacak?
Türkiye Rus bombardımanına sessiz mi kalacak? Türkiye Rus bombardımanına sessiz mi kalacak? Türkiye Rus bombardımanına sessiz mi kalacak?

Ankara-Moskova ilişkilerindeki yumuşama gözleri Rusya’nın Suriye’deki Türkmen bölgesine uyguladığı bombardımana çevirdi. Ahmet Taşgetiren Türkiye-Rusya ilişkilerini irdelediği Star gazetesindeki bugünkü makalesinde “Rusya yeniden Türkmen bölgelerine saldırı düzenlediğinde Türkiye, sessiz mi kalacak?” diye sordu.

Taşgetiren’in makalesinin ilgili kısmı şöyle:

En son gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın 12 Haziran “Rusya günü” dolayısıyla Putin’e ve Medvedev’e gönderdiği kutlama mesajı oldu. Mesajlarda “Münasebetlerimizin hak ettiği seviyeye yükselmesi temennisi” dile getirildi.

Rusya’nın bu son jestlere nasıl cevap vereceğini göreceğiz.

Bu arada, başka kanallarla da sorunun çözülmesi için girişimlerde bulunulduğuna dair bilgiler var. “Türkiye’nin uçağın düşürülmesinden dolayı ‘üzüntü’ bildirmesi ve ölen pilotun yakınlarına ‘yardım’ yapılması” tarzında bir formül üzerinde çalışıldığı, bu arada Rusya’daki Müslüman dini liderlerin de devrede olduğu söyleniyor. Türkiye - Rusya ilişkilerinin sağlıklı olmasının ayrıca Rusya’daki Müslümanlar açısından da büyük önem taşıdığını not edelim.

Türkiye - Rusya ilişkilerinin iyi gitmesinin her iki ülkenin de yararına olduğu muhakkak. Onun için gerilimin atlatılması önemli.

Belli ki şu süreçte gerilimin düşürülmesi en azından Türkiye’nin “Uçak düşürülmesinde bir yanlışlık” oldu tarzında iyileştirici adım atmasına bağlı.

Ancak ortada yine de özellikle “Suriye eksenli” bir sorun olduğu gözden kaçırılamaz:

Belli ki Suriye’de Türkiye-Rusya duruşu, başından beri uyuşmuyor. Rusya Esed’i destekledi, Esed’le birlikte muhalifleri vurdu, bu arada Türkiye’nin kendi güvenliği açısından çok önem verdiği Türkmenleri de vurdu, daha ötede ABD ile birlik olup “DAEŞ’e karşı mücadelede işbirliği” adı altında PYD’ye alan açtı. Bu arada Türkiye’nin Suriye semalarında uçak uçurmasının önünü kesti.

Diyelim Rusya ile uçak krizinde şu veya bu şekilde “alttan alma” ile sorun bir yere geldi.

Sonra Suriye’de Rusya’nın tavrı değişecek mi?

Yoksa Türkiye mi Suriye’de yeni bir tavır geliştirecek?

Rusya’nın ve Türkiye’nin pozisyonları aynı kaldığı takdirde, Türkiye mesela PYD ile ilişkiler konusunda “müttefik” Amerika’yı sorguladığı gibi Rusya’yı da sorgulayacak mı?

Hele Rusya yeniden Türkmen bölgelerine saldırı düzenlediğinde Türkiye, sessiz mi kalacak?

İlişkiler düzelsin, tamam, ama bu, Rusya’ya bütün rezervlerimizi kaldırdığımız izlenimi vermesin. Çünkü Suriye işi çok karışık ve orada Suriye’den öte bir bölge dizaynı mücadelesi veriliyor. O sebeple Suriye’de Amerika ile ilişkilerimizin niteliği de hayati önem taşıyor.

HAMİŞ: “Hamiş” Ahmet Kekeç’in yazı sonlarına eklediği notları ifade ediyor. Haydi bugün ben de onun “Hamiş”i ile ona yazayım. Dünkü yazısında benim salı günkü “Acaba Davos’un rövanşı mıydı?” başlıklı yazımı iğnelemiş. Şu ifadelerle:

“ Sevgili ağabeyimiz gücenmesin ama işin içine Davos’u ve “van münit”i karıştırıp, birtakım panik cümleleri kurmanın da âlemi yok. Çünkü ortada, başarı ya da başarısızlık diye değerlendirebileceğimiz bir durum yok. Bir “cenaze töreni” var sadece. Hepsi bu.”

Demek “Hepsi bu.” Acaba Sayın Cumhurbaşkanı, Haham’ın “Türkiye’nin liderlerine Kürtleri öldürmeyi bırakmalarını söyleyin” şeklinde konuştuğu ortamda olsaydı da “Hepsi bu” olabilir miydi? Sevgili kardeşim gücenme ama politik bilincin beni şaşırtıyor. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.