Y. Bülent Bakiler

Y. Bülent Bakiler

Yine Alevilik-Sünnilik üzerine -2-

Yine Alevilik-Sünnilik üzerine -2-

Alevilik, Türkiye’de tam bir kördüğüm halinde. 54 yıllık araştırmalarıma, tespitlerime dayanarak yazıyorum: Evvela, Sünni camia, Türk Alevilerimiz hakkında yeterli bilgilere sahip değil. Hatta bazı Sünni topluluklar Alevilik konusunda, yerle gök arasını dolduracak ölçüde saçma sapan kanaatlerle yüklü. Tamamen cehaletten kaynaklanan ve milyarda bir bile doğruluk payı bulunmayan bazı iddiaları dinlediğim zaman, derin bir utanç duyuyorum.
Beri yanda Alevi yurttaşlarımız da, kendi aralarında birlik içinde değiller. Bir grubun ak dediğine, öteki grup kara diyor. Alevi vatandaşlarımız da, Sünni camiayı istenilen ölçüler içinde okuyamamışlar, tanıyamamışlar. Bilgisizlik, taassup, hatta düşmanlık, her iki kardeş camia arasında bazı kimselerin yakalarını pençelemiş durumda.
1983 yılında, Sivas’ta Madımak faciası meydana gelince, düşüncelerimi önce bu gazetedeki köşemde yazdım. Dedim ki: Madımak faciasını, sadece cehaletle, gafletle, vahşetle ifade edemeyiz. Bu kelimeler o facia karşısında çok mâsum kalıyorlar. Cehaletten, gafletten, vahşetten yüz misli daha kuvvetli kelimeler bulmalı, bu vahşeti o kelimelerle lanetlemeliyiz! Sonra hem Sivas’ta hem de Ankara’da, İstanbul’da tanıdığım imamlara sordum: “Bu Alevilik konusunu, neden vaaz kürsüsünde cemaate anlatmıyorsunuz? Üzerimizde çok büyük oyunlar oynanıyor. Ale-viler, önce soy bakımından sonra din bakımından bizim kardeşlerimizdir. Alevilik, İslâmın içinde cereyan eden siyasî bir harekettir. Bu düşmanlıklar, bizim felaketimiz olabilir” dedim. Bana dediler ki: “Bu konuyu, sizin söylediğiniz gibi anlatsak birtakım Alevi dernekleri ve basın mensupları, bizi günde kırk defa top ateşine tutarlar. O derneklerin görüşlerini ele alsak, bu defa hem başka Alevi derneklerinin, hem de Sünni topluluğun boy hedefi haline geliriz. Susmak mecburiyetinde kalıyoruz. Çünkü hoşgörü zemininden mahrumuz. Bu çok zor bir konu!”
Ben, bu kardeş kavgalarından çok endişeliyim. 55 yıldan beri duyduklarımı, gördüklerimi bir kitap halinde yazmak kararındayım. Konferanslarla da üzerime düşeni yapmak istiyorum. Mesela:
İlk defa İstanbul’da, Fırat Kültür Merkezinde, bir Öğretmenler Günü dolayısıyla, belki bin öğretmene, Ale-viliği anlattım. Aleviliğin ne demek olduğunu bilmezseniz, başarılı bir öğretmen olamazsınız, diye söze başladım. Sonra, o toplantıda bulunan Topkapı Çinili Camii imamının ısrarı üzerine, bir cuma günü, Aleviliği o cami kürsüsünde dile getirdim. Elimi öpmek isteyenler çok oldu. Geçen ay İstanbul’da Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulunda 1100 yeni polis adayına tam iki saat, Aleviliğin doğuşu hakkında bilgi verdim. Gençler, beni ayakta alkışladılar. Üç hafta önce de, Fenerbahçe Camii Mütevelli Heyeti, beni ısrarla cami cemaatlerinin önüne çıkardılar. Cumhuriyet tarihinde galiba ilk defa ben bu Alevilik konusunu cami kürsülerinde açıklayan adam oldum.
Tabii bu arada, gazetedeki yazılarım dolayısıyla, bazı Alevi okurlardan da dehşetli küfürler, Yezidli hakaretler ve tehditler alıyorum. Cehaletimizin, terbiyesizliğimizin dehşetini göstermek için onları, yeni kitabımda siz de utanarak okuyacaksınız.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Y. Bülent Bakiler Arşivi