Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Vatikan bile anlamış...

Vatikan bile anlamış...

Herhangi bir müteşebbis, birşeyler üretmek için yatırım yapmaya niyetlendiğinde, özkaynakları eksikse -ki, genellikle öyledir- kredi bulmak için harekete geçer.

Kredi alanlar da, kâr ortaklığı ile çalışan Katılım Bankaları ile çalışmıyorlarsa; kâr ya da zarardan; bunların da miktar ve oranından bağımsız olan bir bedel, yani faiz ödemek mecburiyetinde kalırlar.

Kâr-zarar sistemiyle çalışan katılım bankacılığının en azından şimdilik dar kapsamlı olduğunu ve müteşebbislerin genellikle faiz sistemiyle çalışan bankalarla muhatap olduklarını biliyoruz.

Faiz, -maalesef- günümüzün en önemli gerçeklerinden ve bu arada tabii ki mevcut sistemin sağlıklı yürüyemiyor oluşunun da en önemli sebeplerinden birisi.

Faize dayalı sistem, kredi alanın kâr edip etmediği ya da işlerinin yürüyüp yürümediği ile ilgilenmez; sadece verdiği parayı faizi ile birlikte geri almayı düşünür.

Böylelikle ödemek zorunda olduğu faiz oranında ya da hiç kâr edemeyen ve hatta zarar eden yatırımcı bile aldığı krediyi ve faizlerini ödemek yükümlülüğü ile karşı karşıyadır.

Kredi kullanan müteşebbis eğer zarar etmişse; özkaynaklarını da kaybetmiş olacağı için, aldığı krediyi ve tabii faizlerini ödeme şansını da kaybetmiş olmaktadır.

Bu da, bahse konu işlemler yapan müteşebbislerin sayısı ve ilgili rakamların büyüklüğü oranında, bazen sistemin tümünü bile ciddi şekilde etkileyebilmektedir.

Mevcut kapitalist sistemin dünya üzerindeki bütün varyasyonlarında var olan faiz gerçeği, aslında bu sistemin bir şekilde bitecek olmasının en önemli sebeplerinden birisi olarak kabul edilmektedir.

Halen yaşanmakta olan global ekonomik krizin bu açıdan, yani kapitalist sistemin çökeceğinin bir işaret fişeği olabileceği şeklindeki yorumların sayısı da, oldukça fazladır.

Gazetemizin 6 Mart Cuma günkü nüshasında yer alan, 'Katolik Kilisesi'nin küresel krizden çıkış yolu önerisi' haberi, muhtemelen birçok kişinin kafasını karıştırmıştır.

Çünkü batı kaynaklı bu krizin, yine batı kaynaklı reçetelerle aşılabileceği şeklindeki kökleşmiş kanaate tamamen ters bir haberden bahsediyoruz.

Vatikan'ın resmi yayın organı 'L'Osservatore Romano' gazetesinin 4 Mart tarihli nüshasında yayınlanan bir makalede, küresel krizden çıkış yolu olarak İslami Bankacılık sistemi tavsiye edilmiş.

Makalede, 'İslami Bankacılık sisteminin dayandığı etik kuralların, finans sistemine güven ve nakit akışı sağlayacağı' vurgulanıyor ve 'İslam'a uygun yatırım araçlarının suni ekonomik balonların oluşmasını engellediği; faizi, aşırı borçlanmayı, finans piyasalarında maniplasyon ve spekülasyonları yasakladığı' ifade ediliyor.

İtalyan ekonomi uzmanları Lorette Napoleoni ve Claudia Segre'nin kaleme aldıkları makale Avrupa'da geniş yankı uyandırırken, konuya geniş yer ayıran Financial Times da, bizzat Vatikan'ın İslami Finans Sistemi'ni tavsiye etmesinin, global fians krizinin boyutları hakkında ipucu verdiğini kaydetmiş.

İslami Bankacılık Sisteminin detayları ve nasıl olup da küresel krize ilaç gibi kullanılabileceği hususu oldukça teknik bir husus ve bu yazının konusu da değil.

Kapitalist sistemin rahatsızlıklarının, İslami ilaçlarla iyileştirilmesi yönündeki görüşlerin ne kadar sağlıklı olabileceği de, ayrı bir tartışma konusu.

Ama, Vatikan'ın günlük yayın organında yayınlanan makale, İslam Aleminin ve özellikle de Türkiye'nin, mevcut kapitalist sisteme alternatif oluşturabilme kapasitesini açıkça ortaya koymaktadır bizce.

Vatikan'ın bile anladığı hususların bizim tarafımızdan da anlaşılması ve ülkemizin altenatif oluşturabilmek için derhal harekete geçmesi için başka ne gerekir acaba?..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi