Abdullah Yıldız

Abdullah Yıldız

Merhameti Kuşanmak

Merhameti Kuşanmak

İçinde yaşadığımız çağa farklı isimler verildi. Bizce bu çağa en uygun isim: Merhametsizlik Çağı. İşgallerin, katliamların, zulüm ve işkencenin, açlık ve sefaletin, sömürünün egemen olduğu bir dünyaya başka ne ad verilir? Küresel merhametsizlik, tüm dünyaya hakim olduğu gibi, Müslüman toplumları ve bireyleri de kuşatıyor. İnanç, kültür ve tarihi değerleri itibariyle merhameti tanımayanları ve onların kurduğu egemen dünya nizamını bir kenara bırakalım; mensubu oldukları din hep affı, merhameti ve şefkati tavsiye ettiği halde merhamet etmeyenleri nereye koyacağız? “Merhamet Medeniyeti” diye isimlendirilmeyi hak edecek kadar bu erdemi öne çıkaran bir tarihi mirasın varisleri, nasıl oluyor da 44 yakın akrabasını takır takır kurşuna dizebiliyor; ailesinin 9 ferdini acımasızca öldürebiliyor; komşu çocuğunu boğup sobada yakabiliyor; annesini, eşini-dostunu kesip biçip çöpe atabiliyor?..
Demek ki, her zamankinden daha fazla merhameti anlamaya, kuşanmaya ve yaygınlaştırmaya ihtiyaç var.
Merhamet: “acıma, esirgeme, koruma, sevgi ve şefkat gösterme, yardım etme hissi; insanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönelten acıma duygusu” diye tarif edilir. İslâm merhameti emreder, mümin merhametli olur. Merhamet duygusunun kaynağı Allah'tır. Allah “Erhamü’r-Rahimîn”dir. İnsandaki merhamet hissi, Allah'ın rahmet ve merhametinin bir tecellisi, bir yansımasıdır. Kur'an'da Allah ve Rab adlarından sonra en çok Rahmân ve Rahîm adlarının geçmesi, Cenab-ı Hakk’ın merhamet sıfatının önemini vurgular. Allah, Rahmân, Rahîm ve Halîm sıfatı gereği tüm varlıkları besler, büyütür, onlara acır, nimetler bahşeder; onları esirger, bağışlar, affeder.
O'nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır (A'raf 7/156). O merhametlilerin en merhametlisidir (A'raf 7/151).
Rasûlüllah (s.), bu hakikati şöyle beyan eder: "Allah merhametini 100 parçaya ayırdı, 99 parçasını kendi yanında tuttu, 1 parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu 1 parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu hayvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır" (Buhari, Edeb, 19; Müslim, Tevbe, 17).
Peygamberler, insanlığa hakkı, sabrı, affı, bağışlamayı, şefkati ve merhameti öğreten merhamet abideleridir.
Nemrud’un zulmüne karşı tek başına direnen ama günahkâr bir halkın cezasının tehir edilmesi için dua eden Hz. İbrahim (a.s), “halîm”; yumuşak huylu, sabırlı, “evvâh”; duygulu, yanık yürekli, acıyan, merhamet sahibi, içli ve “reşid”; kamil, olgun bir peygamberdi (Tevbe 9/114; Hûd 11/75; Enbiya 21/51). Oğlu Hz. İsmail de (a.s) “halîm” bir evlattı (Saffat 37/101). Medyen ve Eyke’nin zorba yöneticilerinin bile itiraf ettiği gibi, Hz. Şuayb (a.s) da, “halîm ve reşîd: olgun” bir insandı (Hud 11/87). Tarihin en zalim yöneticilerden Firavun’u uyarmaya giden Hz. Musa (a.s), ona “kavl-i leyyin: yumuşak söz” söylemekle emrolundu (Taha 20/44). Son peygamber Hz. Muhammed (s.) ise, serâpâ “merhamet peygamberi” idi. Peygamberimiz (s.), her şeyden önce “âlemlere rahmet” olarak gönderildi (Enbiya, 21/107). O’nun, ümmetine düşkün olduğuna, merhamet ve şefkat sahibi olduğuna Kur’ân tanıktır:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe 9/128)
İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez. Şu hadiste aynı hakikat farklı biçimde vurgulanır: "Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler (Allah ve melekler) de size merhamet etsin" (Ebu Davud, Edeb, 58; Tirmizi, Birr, 16). Akra b. Habis, Peygamberimizi, torunu Hasan'ı öperken görür ve der ki; ‘benim on çocuğum vardır, onlardan hiçbirini öpmedim’. Bunun üzerine Allah Rasulü (s.): "Şüphesiz ki merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyurur (Buhari, Edeb/18; Müslim, Fedail/15). (İbn Mace rivayetinde: "Çocuklarınızı öper misiniz?" diye soran bedevîlerin Rasûlullah'dan (s.) "evet" cevâbını alınca: "Fakat biz, Allah'a and olsun öpmeyiz" demeleri üzerine de Hz. Peygamber (s.): "Allah kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" demiştir.)
Yukarıdaki hadiste geçen ‘yerdekilere merhamet’ kapsamına yalnız insanlar değil, hayvanlar da girer. Taif’te taşlanıp lanet etmeyen merhamet peygamberi, yüzüne damga vurulmuş bir eşeği görünce "Bu hayvanı dağlayana Allah lanet etsin" der (Müslim, Libas, 107). Bir hadisinde, susuzluktan ölmekte olan bir köpeğe su verdiği için Allah tarafından bağışlanan (Buhâri, Şurb, 9, Edeb, 27; Müslim, Selam,153, Cihad, 44), bir hadisinde de kedisini açlıktan ölmeye mahkum eden, bu sebeple de cehenneme atılmayı hak eden (Buhari, Edeb, 18, 27; Müslim, Fezail, 65) iki insana dikkat çeker.
Namaz kılan, rüku ve secde eden Müslümanlar; özellikle kendi insanlarına karşı merhametli davranırlar.
“Muhammed Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükû edenler, secde edenler olarak görürsün...” (Fetih 48/29)
Merhametin ardından rükû ve secdeye yani namaza yapılan vurgu anlamlıdır. Zira insanda merhamet duygusu namazla, özellikle de rükû ve secde bilinci ile beslenir, gelişir, güçlenir. Ankebut suresinin 45. âyetinde ifade buyrulduğu üzere, gereği gibi, düzenli ve sürekli ikame edilen namazlar insanları kötülüklerden uzak tutar.
Müminler merhameti kuşanmakla kalmaz, sabrı ve merhameti birbirlerine de tavsiye ederler/emrederler. Beled sûresinde “meymenet sahipleri” olarak isimlendirilen Müslümanların özellikleri böyle tanımlanır:“imân edenlerden ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmak”. (Beled 90/17-18)
Merhameti, hilmi ve şefkati kuşanıp insanlar arasında yaygınlaştıran erdemli müminlere selam olsun!..
¥
TAZİYE: -Değerli ağabeyim Metin Alpaslan’a, annesinin vefatı dolayısıyla başsağlığı diliyor; merhûmeye Allah’dan af ve mağfiret niyaz ediyorum.
-Değerli kardeşim Yaşar Alptekin’e, babasının vefatı dolayısıyla başsağlığı diliyor; merhuma rahmet, ailesine sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah Yıldız Arşivi