30 Mayıs 2017 Salı5 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 26°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 27°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 97.559 -0.17
  • Altın: 144,656 -0.70
  • Dolar: 3,5587 -0.54
  • Euro: 3,9715 -0.71

Kurumların iktidar kavgası mı?

Abdulkadir Özkan

Devlet tüm kurumları ile bir bütündür. Hepsinin birbiri ile ilişkisi vardır ve birbirinin rakibi değildir, olmaması gerekir. Çünkü devletin kurumları birbirinin tamamlayıcısıdır. Ders kitaplarında böyle tarif edilir, böyle anlatılır.. Ama iş uygulamaya gelince nedense birden bire her şey değişiveriyor ve sürekli olarak ülkemizde devlet kurumları arasında bilek güreşine, bir diğer ifade ile iktidar kavgasına şahit oluyoruz. Halbuki bir ülkede iktidarın bölünmüşlüğü beraberinde çatışmayı gündeme getirir ve bu güçlerden birisi kendisinin belirleyici olmasını sağlamaya çalışır. Sanıyorum darbelerde bu ayrışmanın bir sonucudur. Peki kurumlar arası iktidar mücadelesi medyada, siyasi partilerde ve halkta taraftar buluyor mu?

Buluyor.. Buluyor olması da işleri daha da karıştırıyor.

Bunun son örneğini ağır ceza mahkemelerinin yetki alanına giren bazı suçları işleyen askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören yasa değişikliğinin ardından yaşananlar ve bu sırada siyasi partilerin, bazı gazete ve yazarların takındığı tavırda gördük. Bu tavır ise her olayda toplumun farklı kamplarda yer almasın sonucunu doğuruyor. Böyle olmasaydı bir yazarımız dünkü köşesinde son gelişmeleri değerlendirirken yasa değişikliğini, "Askerin iktidar alanını daraltmak kastı ile yapılan" şeklinde değerlendirir miydi?

Belli ki bu yazar iktidarı bir takım kurumlar arasında bölmüş ve askere de bu alan içinde genişçe bir yer vermiş. Bunun sonucudur ki, ağır cezalık suç işleyen askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünün açılmasını askerin iktidar alanının daraltılması olarak nitelendiriyor. Ağır cezalık bir suç işlemiş zanlının sivil mahkemede yargılanmasının öngörülmesi nasıl oluyor da askerin iktidar alanının daraltılması olarak nitelendirilebiliyor? Söz gelimi darbe hazırlığı içinde olduğu belirlenen bir askerin sivilde yargılanmasının iktidar alanının daraltılması ile ilgisi olabilir mi? Ya da askerin iktidar alanı içinde istediği zaman darbe yapma yetkisi demi bulunuyor?

Türkiye'de böyle oluyor.. Çünkü, artık her şey birbirine karıştı ve özelliklede demokratik sistemin işleyişi ve kurumların yetkileri konusunda toplumda bir türlü ortak görüş oluşturulamadı. Bu sağlanamayınca herkes daha doğrusu çıkar çevreleri duruma göre güçlüden yana tavır almaya çalışıyorlar., Bu tavır alışın demokratik mekanizmalari sarsıyor olması, sistemi dinamitlemesi önemsenmiyor.

Ağır suç işlemiş askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünün açılmasını askerin iktidar alanını daraltmak olarak nitelendiren anlayışın sahipleri derneklerin, sendikaların hatta şahısların fişlenmesini askerin iktidar alanı içinde görüyorlar demektir.

Bu bakımdan ülkeyi bir takım laf cambazlıkları ile asker-sivil çatışmasına çekmeye çalışmak yerine sistemin olmazsa olmaz unsurlarının sağlamlaştırılması, hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için de iktidarı bölünebilir, paylaşılabilir bir kavrammış gibi takdimden vazgeçmek gerekir. Hukuk fakültelerinde kuvvetler ayrımından söz edilir ve bu kuvvetler; yasama, yürütme ve yargı olarak sıralanır. Buna birde özellikle iletişim fakültelerinde dördüncü kuvvet olarak medya eklenir. Ancak,TSK ayrı bir kuvvet olarak hiç gündeme getirilmez. Getirilmez ama görüldüğü kadarıyla bazı yazarlar ve öğretim üyeleri adını zikretmeden TSK'yı ayrı bir güç, hatta en belirleyici güç olarak takdim edebiliyorlar ve Yasama Organı'nın yaptığı bir yasal düzenlemeyi "Askerin iktidar alanını daraltmak" olarak nitelendirebilmektedirler.

Bu arada CHP Genel Başkanı Baykal, bir konuşmasında "Devletin kurumları birbirine tuzak kurar mı?" diye sorarken devletin kurumlarının birbirinin rakibi olamayacağı gerçeğine dikkat çekiyor. Elbette devletin kurumları birbirine tuzak kuramaz, kurmamalıdır.. Ama zaman zaman kurulduğunu da biliyoruz. Hatta öyle bir noktaya geliniyor ki, bu devlet kurumlarının vatandaşına tuzak kurduğunu görüyoruz. Sanıyorum ülkemizin ana sorunu da burada gizli.. Kurumların birbirine karşı güç gösterisi, zaman zaman da olsa birbirlerine tuzak kurmaları, bir adım daha ileri gidilerek devletin bazı kurumlarının vatandaşa tuzak kurması sanıyorum çatışmaların ana sebebini oluşturuyor.

Bu bakımdan dileğimiz tuzaksız, mayınsız bir ülkeye kavuşmak..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.