Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Ali Soylu için…

Ali Soylu için…

2 Temmuz Perşembe günü akşamı İstanbul Zeytinburnu'nda mütevazı bir anma toplantısında idik...

30 Haziran 2000 tarihinde Sungurlu yakınlarındaki bir trafik kazasında, eşi ve çocuklarından ikisi ile beraber hayatını kaybeden Milli Görüş camiasının soylu delikanlılarından Ali Soylu'yu anmak için düzenlenen bir toplantı idi bu.

Çoğu Ali Soylu'yu yakından tanıyan insanların katıldığı bu toplantıda, Ali Soylu'lu günlerden ve tabii ki Ali Soylu'dan bahsettik.

Tanıyanlar onu anlattılar kısa anoktodlarla.

Anlatılanlarda hep hareket vardı. Rahmetli hep hareket halinde idi çünkü.

40 yıllık ömrüne birçok şeyi sığdırmıştı Ali soylu; dur-durak bilmeden çalıştığı için...

Ali Soylu ile beraber yetişen, onunla beraber çalışan ya da bir şekilde yolları kesişmiş insanların anlattıkları, eski güzel günlere götürdü bizi.

Anlatılanları zaman zaman gülümseyerek ama çoğunlukla hüzünlenerek dinledik.

Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi günleri... Milli Gençlik Vakfı'nda bulunduğu zamanlar... İmamlığı... Of belediye başkan adaylığı... Yöneticiliği...

En çok da kardeşliği, arkadaşlığı, ağabeyliği, insanlığı...

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Ali Soylu'yu anlattığı bölüm başta olmak üzere, Ali Soylu'yu anlatan kısa video filmi izlerken, birbirimizden gizlemeye çalışarak gözyaşlarımızı sildiğimiz anlar da oldu...

Ali Soylu'nun artık aramızda olmayışının hüznü, eski günlerin sanki bugünden daha güzel olduğunu düşünmenin hüznüne karışmış gibi idi...

Eski günler....

İmkanların bugüne nisbetle çok daha az ve ama samimiyetin de sanki o nisbette daha fazla olduğu eski güzel günler.

Bir bardak çaya eşlik eden beyaz peynir, zeytin ve kuru ekmeğin, belki kardeşlerle paylaşıldığı için, kebaplardan daha doyurucu olduğu günlerdi o günler...

Dava-ideal kardeşinin, ana-baba bir kardeşten -gerçekten- daha ileri bilindiği; dava kardeşini kendisine tercih etme erdeminin daha yaygın olduğu; layık olduğuna kesinlikle inananların bile görev talep etmekten şiddetle kaçındığı günler...

Ali Soylu'nun kardeşleri, ağabeylerinin vefatının her yıldönümünde onu anmayı bir gelenek haline getirdiler.

Onlara başta vefakarlıkları için; ama esas olarak da, bizlere eski güzel günleri hatırlattıkları ve yeni nesillere güzel insanların nasıl olduğunu öğrenebilecekleri bir imkan hazırladıkları için teşekkür etmemiz gerek.

Ali Soylu'yu ilk ne zaman görmüştüm acaba?..

Belki bir mitingde, toplantıda... Ya da Türkiye'nin herhangi bir yerindeki bir faaliyet için yollara düştüğümüzde, bir mola sırasında...

Kim bilir...

Son olarak nerede görmüştüm acaba?..

Bir vesile ile geldiği Milli Gazete'de mi yoksa yine Türkiye'nin herhangi bir yerindeki miting ya da toplantıda mı?..

Ali Soylu'yu her yerde görebilirdiniz.

Mitinglerde, toplantılarda, yollarda...

İş görebileceği, işe yarayabileceği, faydalı olma ihtimali olan her yerde.

Hep gülümseyen, hep rahatmış gibi ve ama belli ki hep üzerine düştüğüne inandığı işi, işleri ve onların daha fazlasını yapma telaşında olarak görürdünüz onu.

Hemen her yerde olurdu: "Kim var?" sorusuna, etrafına bile bakınmadan hep "ben varım" diyebilenlerdendi Ali Soylu.

Unutmadan hatırlatmak gerek: 'Kim var?' sorusu da zaten o 'elde bir' Kabul edilerek sorulurdu genellikle...

Ali Soylu, kendisini tanıyan, yakından tanıyan; tanımamış olsa da duyanlar açısından, bir dönemin sembol isimlerinden birisi idi...

Cenab-I Hakk gani gani rahmet eylesin.... Mekanı Cennet-i Ala olsun inşaallah...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi