Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Asimetrik 28 Şubat

Asimetrik 28 Şubat

Kimileri 30 Haziran tarihinde yapılan ve rekor bir süreyi kapsayan 7.5 saatlik MGK toplantısını önemli, tarihi ve 28 Şubat toplantısına benzer bir toplantı olarak görüyorlar. Bu tespit doğru mu yanlış mı? Kanaatime göre, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, İrtica ile Mücadele Eylem Planı ile ilgili ilk tepkisinde belgeyi varak veya varakpare olarak nitelendirmiş ve Silahlı Kuvvetler'in de asimetrik bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu varsaymıştı. Öyleyse, 12 Haziran'da başlayan ve 30 Haziran'da tırmanan süreç tersinden bir 28 Şubat süreci veya asimetrik bir 28 Şubat ya da 30 Haziran'dır. Neden? Zira ilk defa ordu savunma halinde görülüyor. Ve 28 Şubat sürecinin arazları tersinden işlemeye başladı. 28 Şubat sürecinde insiyatif tamamen ordu kademelerindeydi ve basın üzerinden sürekli olarak operasyon yapıyorlardı. Şimdi ise basın üzerinden operasyon yapan sivil kesim. Sözgelimi, 28 Şubat sürecinde sık sık asker urbası ve elbisesi altında silüeti belli olan ama kimliği belli olmayan askeri zevat veya ismi meçhul generaller gazetelere açıklama yaparlar ve bu açıklamalar psikolojik savaşın bir aşamasını daha gerçekleştirmiş olurdu. Ve yine aynı dönemde Yaşar Kaplan gibi sivil ve gazeteci isimler askeri mahkemelerde yargılandılar. Şimdi ise askeri mahkemelerin serbest bıraktığı ve akladığı Dursun Çiçek gibi albayları sivil mahkemeler yargılıyor. Şimdi ise özellikle Taraf gazetesi zaman zaman 28 Şubat sürecinin rövanşı niteliğinde (belki kasıtları bu değildir) kimi meçhul generalleri konuşturarak karşı tarafta sendelemeye ve sarsılmaya ve çözülmeye neden olmaktadır. Bu hususta en çarpıcı tespitlerden birisini 1 Temmuz (2009) tarihli El Cezire ekranlarından Yusuf Şerif yaptı. Şunları söyledi: Türkiye'de zaman değişti ve konumlar ve tavırlar altüst oldu.

Belki tarihin bir cilvesi, Türkiye'de yeni süreç Taraf gazetesinin 12 Haziran tarihinde mahut belgeyi yayınlamasıyla başladı ve Haziran'a damgasını vurdu ve belki de gelecek 5 aya damgasını vuracak gibi. Esasında, 12 Haziran hem İran hem de Türkiye açısından tarihi bir gün olma özelliğini taşıyor. Düzenlerin veya rejimlerin kimyalarının bir biçimde değişme sürecine girdiği döneme işaret ediyor. Bilindiği gibi, 12 Haziran tarihinde İran'da yapılan seçimlerin bu şekilde gelişeceğini ve rejimin elitlerinin kavgalı ve kanlı bıçaklı hale geleceklerini kimse kestiremiyordu. Ama olan oldu. Aynı gün Taraf gazetesinin bir haberiyle birlikte bir benzeri süreç de Türkiye'de başladı. Ve dolayısıyla 12 Haziran tarihiyle birlikte süreç tamamen tersine dönmüştür. Türkiye'de güç dengeleri değişmeye ve cihet-i askeriye savunma pozisyonu almaya başladı.

Ordu ile hükümet erkanı arasında sureta bir diyalog olduğu görülüyor. Derinlerde ise güvensizlik yatıyor. Esasında İlker Başbuğ Paşa, ordunun birlik ve bütünlüğünü muhafaza etmeye çalışıyor. Bundan dolayı da ordunun bir takım sırlarının basın yoluyla deşifre edilmesine karı çıkıyor. Buna mukabil, hükümet de askeri yargının kararından tatmin olmamışa benziyor ve orduda bir cuntalaşma mayalanması olduğuna inanıyor. Ve bu durumda işi şansa veya orduya bırakmadan sivil yargı ile bu cuntalaşma eğilimin üstesinden gelmeye veya süreci kendisine göre engellemeye çalışıyor. Böyle bir husus var mı? Tabii ki kestirmek zor. Lakin böyle şüpheler var ki karşı tedbirler alınıyor. Burada en zor pozisyon iki arada bir derede kalan İlker Başbuğ'un konumu. Eğer gerçekten de bir cuntalaşma eğilimi varsa Paşa da topun ağzında demektir. Yoksa da dışarıdan ordunun içinin bu kaygı veya bahane ile mıncıklanması da elbette ki ordu emir komuta zinciri içindeki ilişkileri zedeleyebilir. Gerçekten de pek alışagelmedik manzaralar yaşıyoruz. Askeri mahkemelerin saldığını ve bıraktığını sivil mahkemeler yakalıyor ve hapsediyor. Ve konu bir nevi meydan okuma suretinde; tam da tarihi MGK toplantısı sırasında yaşanıyor. Dursun Çiçek ve bazı arkadaşları sorgulandıktan sonra derdest ediliyor. Gerçekten de asimetrik bir süreçte ve istisnai günlerde yaşıyoruz. Peki yaşadığımız günler sağlıklı mı veya bu süreçten sağlıklı sonuçlar çıkabilir mi? 28 Şubat süreci neyse bu süreçte tersinden o'dur. Öteki sağlıklı olmadığı gibi bunun da pek sağlıklı olduğu söylenemez. Velakin tarihin bize öğrettiği ders şudur: Çivi çiviyi söker.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi