D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Sentetik Türk Sentetik Kürt

Sentetik Türk Sentetik Kürt

Türkler ve Kürtler, yüzyıllarca bir arada, iç içe yaşadılar. Ortak değerleri vardı, kendi farklı değerlerini de ortaklaştırdılar. Bu yüzyılların son beş asrı, Osmanlı Devlet düzeni içinde geçti. 20. yüzyılın devletçi veya milliyetçi zorlamaları bu iki kavmin tabiî / organik yapısına müdahaleye yol açtı. Bu müdahaleler müşterek yapıları, zeminleri tahrip etti.
Tabiî olarak yaşanan, öğrenilen ve sürdürülen hayat, Türklerle Kürtlerde çok faklı değildi. Medreseler, tekkeler yüzyıllar boyunca etnik aidiyet gözetmeden insanları yetiştirdiler. Organik, ideolojik müdahaleye maruz kalmamış Türkle organik Kürt, bu yüzden aynı milliyettir. Hayat tarzı farkı, şehir, köy veya göçebeliğe göredir. Böyle bir yapı içinde dil farkı çok da önemli değildir.
Türkler asırlarca Kürtçe’den gocunmadılar, bugün gerektiğinde sözü edilen az sayıda Kürtçe edebî metin, Türkiye sahasında ortaya çıktı. Bu Kürtçe eserlerin sahipleri, ekseriya Türkçe eserler de verdiler. Ayrıca “Osmanlıca” denilen zengin dil, her iki topluluğun neredeyse bütün kelimelerini ihtiva eden geniş bir sözlüğe sahipti.
Din, tarih, kültür müşterekti; böylece aynı medeniyetin mensupları olarak aynı coğrafyada yüzyıllarca yaşandı.
Kimlik sorusunun ortak cevabı “Elhamdülillah Müslümanım”dı.
20. yüzyılda devleti yönetenlerin “sentetik Türk” modelini esas almasıyla tabiî / organik yapıya ciddi müdahaleler başladı. Bu sentetik Türklük, yalnızca Kürtlere değil, Türklere de dayatıldı. Çünkü bu Türklük yaşanan, tarihten gelen, sürmekte olan bir şey değildi. Öğrenilmiş bir etniklikti. Oryantalizmin 19. yüzyılda İslâm öncesi dönemden malzemeler devşirerek oluşturduğu Türklük, Türkiye’nin yöneticileri tarafından benimsendi. Din, dil, tarih, kültür... Gelenekten gelen her şey yeniden yapılandırılmak istendi. Bu yönde sert ve baskıcı adımlar atıldı.
20. yüzyılda sadece Türklerin alfabesi değiştirildi. Yalnız Türkiye Türklerinin değil, Sovyet sistemi içinde bulunan Türklerin de alfabeleri değiştirildi.
Türklerin tabiî olarak dinleri İslâm’dı. Büyük çoğunluğu Sünnî İslâm dairesinde idi. Bu inancın gerektirdiği hayat tarzı içinde var oldular, modern dönemde de böylece var olmaya çalıştılar. Değerleri koruyarak asrın ilim ve tekniğini edinmek... Mehmed Âkif gibi, Yahya Kemal gibi şair düşünürler, bu tabiî yapı sürdürülerek modernleşme tezini savundular. Ama modernliği değil, batıcılığı esas alan pozitivist aydınlar, halkı Avrupalılara benzetmek, batılılaştırmak için normal dışı yollara başvurdular, baskıcı toplum mühendisliği projeleri yürüttüler.
Sentetik Türk’ün dini İslâm değildir; lâik bir ideoloji dinin yerine konulmuştur. Öğretim, iletişim, yönetim ona göre oluşturulmuştur. Batıda lâiklik, dine karşı tarafsız kalırken, Türkiye’de dine müdahale eden bir ideoloji haline getirilmiştir.
Kimlik sorusunun cevabı “Ne mutlu Türküm diyene!” olmuştur.
Bu dönemde ancak dindarlar, Kürtlerin duygudaşı olabilmiştir. Öz yurduna garip olmanın, parya muamelesi görmenin ne demek olduğunu en iyi onlar hissetmişlerdir. Irkın, kanın üstünlük sebebi sayılamayacağını dile getirenler de onlar olmuştur.
Kürtler, bu sentetik etnikliğe karşı çıkarken, başka bir sentetik etniklikle karşı karşıya kaldılar. Batılı merkezler, Kürtler için de yeni bir milliyet oluşturmak için gerekeni yaptı. Türk tarih tezinin muadili Kürt tarih tezi ortaya atıldı. “Öztürkçe”nin muadili “özkürtçe” icad edildi. Birincisi müşterek tarihin, ikincisi de müşterek kelimelerin düşmanı idi.
Sentetik Kürt’ün de din alâkası yoktur, o da lâiktir. Sentetik Kürt fazladan, dinin Türklerle yakınlaşmaya sebep olmasından ötürü de düşmanıdır.
Demokratik açılım bu konuların muhasebesini yapmak için de bir fırsat olmalı. Tahrib edilmiş olan tabiî müştereklik zeminlerini onaracak sağlam adımlar atılmalı. Din ve kültür üzerindeki baskılar kaldırılmalı. Ağır hasarlı durumdaki müşterek zihin kodlarının onarılması için çaba sarfedilmeli. Tahakküm üstünlüğünden vazgeçilip tahakkümsüz güçlülük yolu seçilmeli.
Yeni bir etnikliğe yol vererek iki sentetik etnikliğin karşı karşıya getirilmesi ne kısa, ne de uzun vadede çözüm sağlamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi