22 Mayıs 2017 Pazartesi26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:42Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
    • 19°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,414 -0.08
  • Dolar: 3,5647 -0.65
  • Euro: 4,0036 -0.33

Nelerin yapılabileceğini konuşmak!

Abdulkadir Özkan

Trakya'nın ardından İstanbul'da önceki gün yaşananların ardından her kafadan bir ses çıkıyor. Özellikle de selin faturası yapılması gerekenleri yapmadığı için mahalli ve merkezi yönetime kesiliyor. Elbette bu tür felaketlerde yapmaları gerektiği halde yapmadıklarından dolayı yönetimler her zaman hedef tahtası olurlar. Bu da doğaldır. Özellikle canı yanan insanlar bir suçlu bulup yakasına yapışmak isterler. Çoğu zamanda suçluyu bulmak pek mümkün olmaz. Çünkü, bu tür felaketlerde bulunacak suçlu bir ya da iki değil daha fazladır.. Bunu söylerken suçlular aranmasın bulunup yakalarına yapışılmasın diyor değilim. Ancak olayı bir takım amaçlar için kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bugün acil olarak nelerin yapılabileceğinin düşünülmesi gereken gündür. Yani öncelikli olarak yaraların sarılması arkasından da gelecekte benzer bir felaketin daha yaşanmasını engelleyecek adımların atılması gerek. Bunlara kafa yormak daha yararlı olur..

Unutmamak gerekir ki bir toplum ne tamamen iyilerden ne de tek başına kötülerden oluşur. Bir bakıma iyiler ile kötüler birlikte yaşarlar. Özellikle büyük şehirlerin yapısı budur. Selin arkasından bir yanda canı pahasına insanları kurtarmak için didinen insanları öbür yanda da yağma peşinde koşanları birlikte izledik. Bir bakıma koyun can derdine düşmüşken kasabın et peşinde koşmasını andıran bir hal. Benzer yağma olaylarını depremlerin ardından da yaşamıştık. Buna rağmen felaketin kayıplarını ve acılarını hafifletmek için bazı tedbirler alınırken her felaketin arkasından ortaya çıkan vicdanları rahatsız eden yağmacılara karşı bir tedbir düşünmemişiz. Bana göre işin en acı yönü de medyanın yağmacı olarak takdim ettiği kişilerin bu sıfatı hiç kabullenmeyişleri ve yaptıklarının selin ardından dere yatağının sağına soluna sürüklenmiş kütükleri toplayarak kışın yakmak isteyen insanların tavrını sergiliyor olmalarıdır. Hatta bu işi kamyonet ile yapanların, topladıklarını kamyonetinin arkasına atıp götürmeye çalışanların halinde hiç de bir suçluluk duygusu görülmüyordu. Görünen o ki artık felaketlerin ardından yağmacılık insanlar nazarından kötü bir hareket olmaktan çıkmış vaziyette. Sanıyorum son felaketin bize göstermesi gereken en önemli hususlardan birisi de işte bu ahlaki dejenerasyon, madde perestliktir.

Her fırsatta insanlıktan söz ediyor, nerede bu insanlık diye soruyoruz ya işte insanlığı kaybedişimizin resmidir sel felaketinin ardından gördüklerimiz. Belki bunda insanların içine yuvarlandığı maddi sıkıntının da payı olabilir... Hatta bazıları gerçekten dere kenarlarından topladıklarını bir yağmacılık olarak hiç düşünmemişlerdir. Ancak, bir yandan insanların Fabrikaları, arabaları, evleri ve işyerleri selin altında kalmış, insanlar can derdine düşmüşken ne gerekçeyle olursa olsun bazılarının ne kaparsam kardır anlayışı ile hareket etmeleri bizi biz yapan değerlerin, bizi birbirimize yapıştıran harç görevi yapan anlayışın giderek erimekte olduğunu göstermez mi?

Bir felaketin ardından maksadım kesinlikle ahlak üzerine nutuk atmak değil. Dileğim odur ki, Allah bu toplumu bir daha benzer felaketlerle karşı karşıya getirmesin, kimseye de felaketin ardından bir şeyler toplama imkanı vermesin.

Allah'ın izniyle bunu da aşacağız

Bu arada Çarşamba akşamı haberlerde korkunç manzarayı izlerken selin vurduğu yerlerin arasında Gazetemizin de olabileceğini düşünerek hemen telefonla Necdet Kutsal kardeşimi aradım. Maalesef gazetemizin alt katının da sel sularının altında kaldığını, gazeteye çok geç vakitlerde girebildiklerini öğrenince aklıma hemen gazetemizin çıkamayacağı korkusu düştü. Necdet Kardeşim korkumu soruya dönüştürmeden 12 sayfada olsa gazeteyi hazırladıklarını ve Vakit tesislerinde basılacağını söyleyince biraz için rahatladı.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen dün sabah bulunduğum Bozyazı ilçesinde gazetemizi diğer gazetelerle birlikte gazete rafları arasında görmenin ve elime aldığımda duyduğum heyecanı tarif etmem mümkün değil.

Hemen belirteyim ki bugünler gazetemiz çalışanı ve okuyucusu ile kenetlenme, bütünleşme günüdür diye düşünüyorum. Elbette bu sıkıntıda atlatılacaktır. Ama, bunda gazetemizin üst yönetimi ve İstanbul'daki kardeşlerimize yükün fazlası düşüyor. Allah yardımcıları olsun. İnşallah en kısa zamanda bu işinde üstesinden geliriz. Çünkü, biz çalışanı ve okuyucusu ile bir aileyiz. Bu hep böyle oldu..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.