Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

İsrail ve Hürriyet ne yapmaya çalışıyor!

İsrail ve Hürriyet ne yapmaya çalışıyor!

Hiç kimse, “kör, sersem ve aptal” değil... Öyle zannediyorum ki, Hürriyet okuyucusu da “kaz” değil... Gazetesinin yaptığı “uyanıklığın” veya “cinliğin” onlar da farkındadır!..
Açık söyleyeyim; “öküz altında buzağı” aramıyorum...
Ama, Hürriyet’in uyguladığı “psikolojik savaş taktiği”ni görmeyecek kadar da “kör” değilim... Bir “ayrıştırma” oluşturmaya mı çalışıyorlar, “fitne” sokmaya mı, bilmiyorum... Ama bir “görmeme” veya “yok sayma” stratejisi uyguladıklarından adım gibi eminim... Bu stratejide; kesilen “4.8 milyarlık vergi cezası” mı etkili olmuştur, yoksa “İsrail’e duyulan muhabbet” mi, bilmiyorum... Yalnız bildiğim ve gördüğüm şu: Hürriyet, önceki günkü 1. sayfasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan ile yemekte yaptığı görüşmeyi “sürmanşet”ten duyururken, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın; Irak’a “9 bakanla çıkarma” yapmasını, üstelik de “1 günde 48 anlaşmaya imza” atmasını, yani “bir günde iki ilk” yaşanmasını “1. sayfası”ndan hiç görmemiş!..
Evet, önceki günkü Hürriyet’in birinci sayfasında, ne “Irak” kelimesi geçiyordu, ne de Erdoğan’dan tek satır!..
Ama, Abdulah Gül, sürmanşetteydi!..
Abdullah Bey’e adeta “adamımız” muamelesi çekerken, Tayyip Bey’e “tek sütun bile” yer verilmemesi, ister istemez içime kurt düşürdü!..
Çok garibime gitti, çoook!..
İster istemez düşündüm;
“4.8 milyar cezaya misilleme mi?”
Yoksa, “İsrail aşkı” mı?..
Belki; bir taşla iki kuş vurma taktiği!..
Yani, ikisi birden!..
BİR “ONE MİNUTE” DE TRT’DEN!
Dediğim gibi, Abdullah Gül’e “sürmanşet”ten yer veren ama Tayyip Erdoğan’ın “Irak çıkarması”nı “görmezden gelen” Hürriyet, manşetini “İsrail’le ayrılık krizi”ne ayırmış!..
Olayı biliyorsunuz...
29 Aralık 2008’de Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in, sık sık Erdoğan’a dönerek konuşması üzerine Erdoğan, ‘One minute / Bir dakika’ diyerek oturumu yöneten moderatörden söz istemişti... Moderatör Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius’un direnmesine rağmen sözü alan Erdoğan, şöyle devam etmişti:
“Sayın Peres, sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın. Biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, vurduğunuzu biliyorum. Ülkenizde Başbakanlık yapmış iki kişinin bana söyledikleri var. ‘Tankların üzerinde Filistin’e girdiğimde kendimi bir başka mutlu hissediyorum’ diyen başbakanlarınız vardı. İsimlerini de verebilirim.”
Tarihe “One Minute resti” diye geçen bu olaydan sonra; “İsrail aşıkları”nın, “Eyvah!.. İsrail bunun hesabını sorar, bedelini de ödetir” dediği bir ortamda; Türkiye, bir adım daha atıp, İsrail’i, “Anadolu Kartalı Tatbikatı”ndan çıkardı!..
Malûm, bu karara İsrail’in tepkisi “sert” oldu... Ama, “papyon kravatlı monşerler” sultasından kurtulan Dışişleri, aynı sertlikte karşılık verdi:
“Akıllı ol İsrail!”
Derken, Türkiye ile İsrail arasında şimdi de “dizi film krizi” başladı...
TRT-1’de yayınlanan “Ayrılık” filmindeki bir sahneyi bahane eden İsrail; “medya”sından “politikacı”sına varıncaya kadar, kelimenin tam anlamıyla “topyekûn saldırı”ya geçti!..
Oturdukları sandalyeye “raptiye” konulmuş gibi İsraillileri hop oturtup hop kaldırtan filmde; “İsrail askerlerinin Filistin halkına uyguladığı vahşet ve katilam” anlatılıyor...
İsrail askerleri, biri “bebek” olmak üzere “sivil halk”ın üzerine ateş açıyor!..
“Elinde çiçek olan bir çocuk” öldürülüyor!..
Hürriyet’in haberine göre; kriz, İsrail’deki kablolu yayın sisteminden de rahatlıkla izlenebilen dizinin ilk bölümünün yayınlanmasının hemen ardından başlamış. Yedioth Ahranot gazetesinin İbranice haber sitesinde diziyle ilgili ağır bir yazı yayınlanmış!..
Yedioth Ahranot’ta İsrail’in, dizi nedeniyle travma yaşadığı savunulurken, Kanal 2 televizyonu da dizinin İsrail ve Yahudi düşmanlığını tesis etmeye yönelik “provokatif bir dizi” olduğunu ileri sürmüş!..
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da İsrail basınına yaptığı açıklamada, “Provokasyondur ve devlet sponsorluğunda yapılmıştır... Dizi provokasyon ve nefret doludur!.. İsrail askerlerini masum çocukların katilleri olarak göstermektedir!.. Böyle bir dizinin düşman devletlerce bile yayımlaması yakışmaz, hele hele İsrail ile tam diplomatik ilişkileri olan bir devlet tarafından yayımlanması hiç yakışmaz” demiş!..
Başta Hürriyet olmak üzere, Aydın Doğan gazeteleri, işte bu “tepki”leri haber yapıp, “9 sütun manşete” çekmiş!..
Olayın, gerçekten de “haber değeri” vardır ve “manşetten yayınlanması” da gayet normaldir!..
Normal olmayan; “filmi gözden düşürmek” için araya “fit” sokulmasıdır!..
Hürriyet ne yapmış biliyor musunuz;
Haberin bir kenarına not düşüp, “Ayrılık dizisi 0,8 reyting ve 2.1 izlenme payıyla ilk 100’e bile zor girdi ve ancak 74. sırada yer aldı!”
Haberlerin arasına sokuşturulan bu “küçük not”un anlamı büyük!..
Demek istiyorlar ki;
“Reytingi bile olmayan bir film yüzünden İsrail’i gücendirmeye ne lüzum var?!?”
Tabiî, bunu açıkça söylemiyorlar ama niyetleri bu!.. Eğer öyle olmasa; “İsrail’e sert çıkışlar” yapan Tayyip Erdoğan’ın Irak çıkarmasını “görmezden gelmezler”di!..
Hele de, “reyting sokuşturması” yaparak!..
Çünkü, milletimiz “kimin nasıl reyting aldığını” ve kimin nasıl pompalandığını gayet iyi biliyor!..
TRT’DEKİ GERÇEK, KANAL D’DEKİ DÜZMECE!
Ne yani;
TRT-1’deki Ayrılık dizisi reyting almıyor da, Kanal D’deki Seda Sayan’ın “Yalnız Değilsiniz” programı çok mu reyting alıyor?.. Ya da, reyting alıyorsa niye “aldatıyor” halkı?..
Efendim, Hürriyet’te, “Ayrılık dizisinin reyting yapmadığı”nın ileri sürüldüğü gün, Takvim gazetesinde “Skandal!.. Seda’yla kandırmaca” başlıklı bir haber yayınlanıp, deniliyordu ki;
Müge Anlı’nın atv’de ekrana gelen “Tatlı Sert” programındaki başarısından yola çıkan Seda Sayan, Kanal D’de “Yalnız Değilsiniz” adlı bir program sunmaya başladı. “Kayıp sevdiklerinizi bulalım, gizli kalmış cinayetleri çözelim” diyerek vatandaşa yardım edeceğini duyuran Kadırgalı’nın ne yazık ki vatandaşın duygularıyla oynayıp izleyicileri kandırdığı ortaya çıktı.
Her fırsatta “En güvenilir ünlüyüm” diyen Seda Sayan’ın düzmece programı 13 Ekim tarihinde ekranlardaydı. Düzmecenin başrolünde ise “Hafize Ana” vardı.
Hafize Ana, “oğlunu 8 yıldır görmediğini ve buna gelininin sebep olduğunu” söyleyerek gözyaşlarını akıttı. Acılı öyküsüyle herkesi duygulandıran Hafize Ana, programın konuğu dedektifleri de seferber etti.
Ve birkaç gün sonra Hafize Ana, canlı yayında 28 yaşındaki oğlu Recep’e 8 yıllık hasretin ardından kavuştu.
Yayında gözyaşları sel oldu, Seda Sayan da bu duygusal tablo karşısında ağladı...
Ancak ne Hafize Ana, ne Recep, ne de yaşanılanlar gerçekti...
Asıl adı Sevil Karviç olan “Hafize Ana”, herkesi canlı yayında kandırdı. Gerçekte “Recep” isminde 28 yaşında bir oğlu bulunmayan Sevil Karviç, 8 yıllık “sözde” hasretine canlı yayında son vermişti!
BAS PARAYI KAP MAĞDURU
IMC Ajans’ın kadrolu oyuncularından olan Sevil Karviç, birkaç sene önce yine bu tarz programlarda mağdur olarak ekrana çıkmıştı.
“Yalnız Değilsiniz”de de Hafize Ana rolünü üstlenen “69 yaşındaki oyuncu”nun gerçek hayatta bir kızı ve 45 yaşlarında bir oğlu var.
Sevil Karviç’in oğlu ise Seda Sayan’ın programında bahsettiği gibi İzmir’de kayıp değil annesinin yanında, yani İstanbul’da!..
Güvendiğimiz dağlara kar yağdı...
O SALDIRIDA 412 ÇOCUK ÖLDÜ!
Şu hâle bakın;
TRT-1’deki “Ayrılık” dizisi “güya” reyting yapmıyor ama Aydın Doğan’ın Kanal-D’sindeki “Yalnız Değilsiniz” reyting rekoru kırıyor!..
Hem de “kandırmaca”yla!..
Hem de “düzmece senaryo”larla!..
Gel de inan bu “reytingçi hokkabaz”lara!..
Kaldı ki; “Ayrılık” filmi; “düzmece gözyaşları”nı, “kandırmaca ağıt”ları ve “sahte ana”ları değil, “gerçeğin tâ kendisi”ni anlatıyor!..
Yönetmenliğini Onur Tan’ın, genel proje danışmanlığını Dr. Lütfi Şahsuvaroğlu’nun yaptığı film, Gazze’de “Dökme Kurşun” saldırısı sırasında yaşananları anlatıyor!.
Yani, “düzmece tek sahne” yok!..
“Çocuk”lar da gerçek, “ana”lar ve “oğul”lar da!..
Çünkü; 27 Aralık 2008’de başlayıp 8 Ocak 2009’da biten “Dökme Kurşun” adlı o saldırı esnasında İsrail askerleri “412’si çocuk, 1314 sivil Filistinli’yi katletmişler”, 5 bin 300 Filistinli’nin de yaralanmasına yol açmışlardı.
Dolayısıyla;
Filmdeki, “yerde cansız yatan bir bebek” görüntüsü “eksik”tir!.. Çünkü, gerçekte “yerde cansız yatan bebek sayısı 412”dir!..
İSRAİL ELEŞTİRİLERE ALIŞMALIDIR!
İsrail’in, bu “film”den hareketle Türkiye’ye kızmasına, TRT’yi eleştirmesine hiç gerek yoktur!..
Ve ayrıca, buna haddi de yoktur!..
Neymiş; İsrail halkı filmi seyrederken “travma”ya giriyormuş!.. İyi, hoş da; “katliam yaparken” travmaya girmiyorlar da, “kendi katliamlarını seyrederken” mi travmaya giriyorlarmış!?!
İsrail, artık bu “eleştiri”lere alışmalı!..
Ya “mezalim” yapmaktan vazgeçecekler, ya da “vahşetleriyle yüzleşme”ye alışacaklar!..
“Antisemitizm propagandası” iddiasına gelince!..
Ne yani;
Bir filmde Fransızların Cezayirlilere yaptıklarını gösterdiğinizde Fransa ırkına düşmanlık mı etmiş olunuyor?.. Ya da TRT’de Bosna’daki soykırımı anlatan, Sırpların Boşnaklara reva gördüğü zulmü anlatan bir film gösterildiğinde Sırp ırkına düşmanlık mı edilmiş oluyor?..
Çaresi yok;
İsrail, “aynada kendini görmek” istemiyorsa, ya “terör devleti” olmaktan vazgeçecek, ya da “eleştirilmeye” alışacak!..
Zira, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da dediği gibi; TRT “özerk bir kurum”dur!..
Dışişleri de, “TRT’nin danışma organı değil”dir!..
Dahası;
“İsrail kızıyor” diye, Gazze’yi görmezlikten mi geleceğiz?.. Yine Davutoğlu’nun dediği gibi; “Gazze’deki çocukların gidecek okulları, kalacak evleri ve hatta yiyecek ekmekleri yok!..”
Çünkü, “İsrail ambargosu” var!..
Bunları görmezden gelip, “İsrail tu kaka” demeyeceğiz ve “Ayrılık” filmini de TRT’de yayınlamayacağız öyle mi?..
Sorarlar adama; senin anan güzel mi?..
Hem, unutmayın ki;
Bugün “Ayrılık” filmini yayınlayan TRT, bir zamanlar da “Yahudilere Nazi Zulmü”nü anlatan “Piyanist” filmini yayınlamıştı!..
O zaman “TRT cici”ydi, öyle mi?..
Yazının burasında, sözü Program Yapımcısı Fatma Acer’e bırakalım ve söylediklerini hep birlikte dinleyelim:
“Yaptığı zulümleri inkâr edercesine TRT’yi ve onun üzerinden Türk halkını eleştirmeye kalkan İsrailli yöneticiler, o dizideki görüntüleri bir kez daha izlesinler de vampirliklerini görsünler.
Hitler’in kendilerine yaptıklarını, tiyatro gösterilerinde, sinemalarında ve belgesellerinde abartılı bir üslupla anlatan İsraillilerin, kendi acımasızlığının gözler önüne serilmesine tepki göstermeye hakkı yoktur.”
İSRAİL AYAĞINI DENK ALMALI!
Buraya kadar yazdıklarımızdan, İsrail kendine bir “ders” çıkarmalı ve artık “pabuç pahalı” demeye başlamalıdır!..
Görmüş ve anlamış olmalıdır ki;
“İbre Türkiye’den yana kaymaya başlamıştır... Türkiye, İsrail ile arasındaki hiçbir gerilimden zarar görmez... Bundan böyle, her küstahlıkta kaybeden İsrail olur!”
Umarız ki; bu gerçeği sadece “İsrail” değil, “Hürriyet” de anlar ve “rota”sını “Türkiye’den yana” çizer!..
Aksi halde; İsrail’e yönelen oklar, bir gün Hürriyet’e de dokunur!..
Hürriyet’çiler; TRT’deki “Ayrılık dizisinin reyting yapmadığını” iddia edeceğine, Kanal D’deki Seda Sayan’ın “Yalnız Değilsiniz” programındaki “düzmece”lere baksınlar!..
Çünkü, TRT-1’deki sahneler “gerçeğin tâ kendisi”dir!.. Kanal-D’deki gibi “sahte” değil!..
Bunları bilmeyecek kadar salak değiliz!..
Evet, “miyop”uz ama, “Hürriyet’in oynamak istediği oyun”u da görüyoruz!..
Hani şu, “Erdoğan’a misilleme” oyununu!..
Hani şu, İsrail’le “aşk oyunu”nu!..
====================
AHC Başkan, TÜSİAD şampiyon!
Herhalde duymuşsunuzdur; “itibar” olarak sürekli “düşüş” yaşayan TÜSİAD’da “ayrılık” rüzgârları esmeye başlamış...
Patronun kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın ayrılabileceğini açıklamasından sonra, Mustafa Koç da çekilme sinyali vermiş!..
Öyle anlaşılıyor ki; “Türkiye’yi yönetmeye” uğraşanlar, “kendi dernekleri”ni yönetmekten aciz!..
Baksanıza, hiç kimse “başkan” olmak istemiyor!..
Eğer bir “başkan adayı” bulamazlarsa, ben bir teklifte bulunacağım: Hemen Ahmet Hakan’ın kapısını çalıp, “başkanlık” teklifinde bulunsunlar!..
Çünkü Ahmet Hakan Coşkun, köşesini bir “ticarethane”ye çevirmekle, nasıl bir “ticari zekâ”ya sahip olduğunu göstermiştir!..
“Rant” gelen yerden “övgü”yü esirgememekte ve “kardeşine ihale veren” herkesi yıkayıp yağlamaktadır!..
Dahası, tıpkı TÜSİAD gibi, “Hükümet karşıtı”dır!..
“Dindarlara düşmanlık”ta da, TÜSİAD’ı hiç aratmaz!..
Dahanın da dahası; Arzuhan Doğan Yalçındağ, nasıl ki “TÜSİAD Başkanı” gibi değil, “babasının kızı” gibi davranmıştır, Ahmet Hakan da; “Sahibinin Sesi” gibi davranıp, aynı rolü üstlenebilir!..
Ha “babasının kızı” ha “Sahibinin Sesi” ne fark eder ki!..
İnanın ciddiyim... “Kardeşinin ihale aldığı kişi ve kurumları” yıkayıp yağlayarak, köşesini “ticarethane”ye çeviren Ahmet Hakan, “TÜSİAD’ın başına geçmeyi hakeden” tek “işadamı” adayıdır!.. Benden söylemesi!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi