27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 30°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 26°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 31°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,552 0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Kafa karışıklığından çıkışın yolu sandık

Abdulkadir Özkan

Baştan belirteyim ki seçim isteyen siyasi partilerin söylediklerini desteklemek için 'Kafa karışıklığından çıkışın yolu sandık' diyor değilim. Basit olayların bile giderek toplumda kafa karışıklığına yol açtığını, her şeyin belirsizliğe doğru sürüklendiğini gördüğüm için sandık diyorum, milletin hakemliğine başvurulması gerektiğini düşünüyorum.

Gerçekten kısa, orta ve uzun vadeli geleceği kestirebilen var mı? Varsa kaç kişiler? Bir takım öngörülere dayanarak tahminlerde bulunmak mümkün ve bu tür geleceğe dönük tahminler ortalığı kaplamış durumda. Bu tahminler öylesine farklılık arz ediyor ki işte bu farklılık kafa karışıklığını daha da artırıyor.

Toplumda var olan kutuplaşma giderek daha da kemikleşiyor. Taraflar her konuda güvensizlik sergiliyor, bunun sonucu olarak bir ihbar Ankara'yı karıştırmaya yetiyor. Daha doğrusu böyle algılanmasına sebep oluyor. Aslında ortada ne bir karışma ne de olağanüstü bir durum var. Bir haber duyulur duyulmaz emniyetin açıklaması ve yargının kararı beklenmeden medya ve kamuoyunda yargılamayı sonuçlandırılıyor. Kısacası, oluşan güven bunalımı her hadiseyi normal seyri dışında değerlendirmeye sebep oluyor.

Bir gazetenin "Başkent'e uykusuz gece yaşatan ihbar" olarak nitelendirdiği bomba yüklü kamyonla ilgili olarak dün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "mühimmat TSK'ya ait" diyerek takipsizlik karar veriyor. Anlayacağınız ortada ne Ankara'nın karışmasını ne de Başkent'in uykusuz bir gece geçirmesini gerektirecek bir durum yok. Ama kamplaşma aşırı bir duyarlılık ya da alınganlığa yol açıyor. Bu durumun böyle uzun süre devam etmesi sanıyorum ortamı daha da gerecektir. Bunun yanında tarafların bazı kurumları kendi yanlarına çekme gayretleri kurumlararası var olan sürtüşmeyi daha da ileri boyutlara taşıyabilir. Alınganlık sonucu insanlar kendilerinden olmadığını düşündüğü yazarların yazılarına karşı bile önyargılı yaklaşıyor, normal eleştiri sınırlarını taşmayan yazı sebebiyle mahkemenin yolunu tutabiliyorlar. Mahkemeye giderken de yazıda iftira ve yalanların olduğu, yargıya müdahale gibi iddialar ileri sürülebilmektedir. Çünkü kendilerinden kabul etmedikleri yazarın yazısını okumaya bile gerek duymamaktadırlar. Böyle olunca da hoşgörü ve tolerans kaybolmaktadır.

Kısacası ortamın normalleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun yolu görebildiğim kadarıyla yeni bir anayasadan geçiyor ama şu anda iktidar partisinin başlatmış olduğu anayasa değişikliği çalışmaları var olan gerginliği ve alınganlığı daha da körüklüyor. Diyebiliriz ki gerginliği ortadan kaldırması gereken değişiklik çalışmaları aksi bir sonuç veriyor ve kapmlaşmayı daha da derinleştireceğe benziyor. Görünen bu.

Bunun için bir erken seçim kaçınılmaz görünüyor. Seçimin gündeme getirilmesi hem ille de erken seçim isteyen CHP ve MHP'nin havasını alacak hem de bir süreliğine bile olsa var olan gerginliği hafifletecektir. Seçimlerde güven tazelemiş olan siyasi kadrolar seçimlerin ardından ilk iş olarak yeni bir anayasa çalışmasını başlatabilirler. Akla, seçimlerden sonra yeni bir anayasa yapılmasına bugün karşı çıkan siyasi kadrolar "evet" der mi sorusu gelebilir. Demezler. Demezler ama seçimlerde güven tazelemiş olan siyasi kadronun eli daha güçlü olur. Çünkü, seçim kampanyası boyunca yeni bir anayasa isteyen partiler bu isteklerini gerekçeleri ile birlikte millete anlatır ve onayını isteyebilirler.

Yeni bir anayasa isteği üzerine bina edilmiş bir seçim kampanyasının ardından anayasa değişikliğine hayır diyen partiler dirençlerini bugünkü kadar sürdüremezler. Sürdürseler de yalnız kalırlar.

Demokratikleşme sürecinin istenen sonucu verebilmesi farklılıkların körüklenmesiyle mümkün olmaz. Toplumda hoşgörünün yaygınlaşması insanların birbirine ve farklılıklara tahammülünü sağlayabilir. Yoksa herkesin birbirine şüphe ile baktığı bir ortamda bırakın demokratikleşmeyi insanların barış içinde bir arada yaşaması bile zora girer.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.