Yazıklar olsun size

Yazıklar olsun size

Devlet Bakanı Faruk Çelik, Hürriyet’ten Şükrü Küçükşahin’e, Orgeneral Saldıray Berk’in yargılandığı Erzurum-Erzincan’daki Ergenekon davasıyla ilgili sorusu üzerine “Ne olmuş Alevi köyüne gitmişse” demiş.

Sözüm ona Bakan Çelik, Saldıray Berk’in Alevi köylerine yardım çalışmalarının Erzincan iddianamesinde yer almasını eleştirmiş.

Bu iddiayı, daha önce Cumhuriyet Gazetesi manşetine taşıdı. Dersim rezaletinin altında kalan CHP Lideri Deniz Baykal da tartışmayı bu noktaya çekerek, Alevilerle yeniden gönül köprüsü kurma gayretiyle bu iddiayı genişçe işledi.

Geçenlerde Star Yazarı Mehmet Metiner’le aynı programda bir araya gelen Milliyet Yazarı Mehmet Tezkan da aynı noktadan vurdukça vurdu, Metiner, dosyayı iyi bilmediği için veya nezaketten gerçeği anlatamadı.

Maalesef, okuma özürlü olduğumuz için, çoğu zaman güruhun kampanyasına kapılıp gidiyoruz.

Gelinen bu noktada, Devlet Bakanı Faruk Çelik başta olmak üzere tüm bakanlara Erzincan-Erzurum hattındaki Ergenekon iddianamesi ve eklerinden oluşan birer DVD göndermek istiyorum.

Okuyun, okuyun da tuzağa düşmeyin. Gazeteci sizi yanıltmak istediğinde, şak diye doğruyu alnına yapıştırırsınız, yoksa yalan üzerine inşa etmeye çalıştığınız şey, gerçek olmaz.

Beyler, kendinize gelin, Alevi yurttaşlarımız üzerinden tezgah kurmayın.

O incitici ifadeler, 21 Kasım 2009 günü Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine konan Astsubay Başçavuş Orhan Esirger’den ele geçirildiği belirtilen 183 numaralı CD’deki fişleme notudur. Savcılar, diğer tüm delilleri nasıl iddianameye eklemişlerse bunu da aynı şekilde kayda geçirmişlerdir.

183 numaralı CD’deki Saldıray Berk’le ilgili fişleme notu aynen şöyledir: “Saldıray Berk Erzincan ve civarında bulunan Alevi köyleri ile yakından ilgilenmektedir. Yaptığı bu faaliyetler dolayısıyla alevi köyleri ve dedeler tarafından sevilmekte ve kendisine takdir beraatları verilmektedir. Saldıray Berk Sünni köylerle ve Sünni liderlerle ilgilenmemektedir. Saldıray Berk’in alevi köy ve dedeleri ziyaretlerinde hanımefendi her zaman kendisine eşlik etmektedir. Saldıray Berk’in cemevleri ve alevi köylerine olan ilgisi kendini meşrep olarak Aleviliğe yakın hissetmesinden kaynaklandığı değerlendirilmektedir.”

Hadise bu kadar basit...

İsteyen girsin ek klasörlere, sözkonusu astsubayın bilgisayarından çıkan Hacıbektaş Yönetim Kurulu üyeleriyle ilgili diğer fişleme notlarını da okusun.

Maalesef, bir Ergenekon sanığına ait fişleme notundan Ergenekon davasını sulandırmaya çalışıyorlar. İşin üzücü tarafı, bakanlarımız da bu tuzağa düşüyor.

Okuyun, gizli tanık Can’ın ifadelerinde; Ülkücüleri sokağa dökerek Erzincan’da Alevi-Sünni çatışması yaratılmak istendiğine dair çok ağır iddialar var. Yine, gizli tanık Ethem ifadesinde, Astsubay M. aracılığıyla Ergenekon tutuklularına Ülkücü desteğinin sağlanmaya çalışıldığını anlatarak, sokakların çatışma alanlarına dönüştürülmesi projesinden söz ediyor.

Ayrıca, İstanbul’daki Ergenekon dosyalarında, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve Genel Sekreter Kazım Genç’e yönelik suikast planları çıkmadı mı? Balkız ve Genç, Ergenekon davasında müşteki değil mi?

Hiç kusura bakmayın, Dersim rezaletine sessiz kalıp, Alevi önderlerine yönelik suikast planlarını görmezlikten gelip, Erzincan’daki Ergenekon davası üzerinden Alevicilik oynamayın, kimse yutmaz.

Samimi olun, inanç grupları üzerinden kaos yaratarak Türkiye Cumhuriyeti’ni Çete Cumhuriyeti’ne dönüştürmeye kalkışmayın.

Yazıklar olsun size...

***

Ergenekon’un Truva atı

Baktım dün Tamer Korkmaz, iddialarımın hiçbirine cevap vermemiş, minder dışından dolanarak bel altından vurmaya çalışmış, tıpkı Ergenekoncuların yaptığı gibi. Verecek cevabınız olmazsa, ya mahcup olursunuz ya pişkinliğe vurursunuz.

Hapis cezası aldığımın ertesi günü, Ergenekon sanık avukatlarının sık sık boy gösterdiği TRT’deki Medya Müfettişi Programı’nda yine aynı atmosferi teneffüs eden program danışmanı Fatin Dağıstanlı’nın karalama kampanyasını olduğu gibi kopyalayarak köşesine taşıyan Tamer’e sadece “Dümen suyuna girdiğin Ergenekon hayırlı olsun” demekle yetineceğim.

O iddiaların tamamına cevap verdim, kafa karışıklığı olmasın, yine kısaca değineyim. Önce okuyucularım şunu bilsin, başkaları gibi kafe köşesinde internet dedikodularıyla yorum yazmıyorum. Günlük sıcak gelişmelerin bizatihi içindeyim. O nedenle, devam eden olaylar serisiyle ilgili yorumlarımı parçacıl değil bütüncül bir yaklaşımla okumanızı tavsiye ederim.

Mesela; Gerekli önlemler alınmazsa AK Parti’nin kapatılacağını iddia ettim. 1 Temmuz Ergenekon operasyonundan sonra hava değişti, 4 Temmuz 2008 tarihli yazımda hazine yardımı kesilerek dosyanın kapatılma ihtimaline dikkat çektim. Nitekim öyle oldu.

10. dalga operasyondan sonra “dikey değil yatay operasyonlar olacak” dedim. Ondan sonraki hiçbir operasyon, 10. dalgadaki isimleri aşacak düzeyde olmadı.

Abdullah Gül’ün aday olmayacağını söylediğim gün Başbakan Erdoğan’ın kafasındaki Cumhurbaşkanı adayı kendisiydi. Tahmin olarak değil bilerek söylüyorum. Başbakan, adaylık fikrinden vazgeçtiği andan itibaren 3. isim aradı. Gül ismi, karar açıklanmadan önceki son gece netleşti. Her aşamayı köşemde ayrıntılı olarak işledim.

Tamer gibi “O gece saat 01.30’da bir devlet görevlisi geldi, Gül’ün aday olması için başbakanı ikna etti” komedisine inanmadım. Bir ara çaycı içeri girmiş, herhalde onunla karıştırmış. Kafe köşesinde çay yudumlarken ahkam kesince böyle oluyor.

Sevgili dostum, başkalarının poposuyla güldüğü iddialarına cevap vererek seni fazlasıyla ciddiye aldım, bu hesabı burada kapatıyorum, bir daha da muhatap almayacağım, Ergenekon’un dümen suyunda yüzenlerle değil asıllarıyla boğuşmak daha yararlı olur düşüncesindeyim.

Ergenekon’un hayırlı olsun. Umarım, yarın, “Kıvrıkoğlu gibi ters köşe yaptım” deyip Ergenekon’un “Truva atı” çıkmazsın...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi