Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Hazır eliniz değmişken...

Hazır eliniz değmişken...

Kısmi Anayasa değişikliği görücüye çıktı. Meclis içi muhalefetin pek sıcak bakmadığı ve kabul etmeyeceğini deklare ettiği 26 maddelik değişiklik paketi, askeri bir dönemin hatırası olan 1982 Anayasası'nın tamamen değişmesi gerektiğini düşünenler açısından hayal kırıklığı manasına gelse de, aslında 'hiç yoktan iyi' bir girişim.

Hiç yoktan iyi. Çünkü değişikliğin bu haliyle gerçekleşmesi durumunda, son merci olmanın getirdiği rahatlıkla kendilerine çizilen sınırları alabildiğine zorlayan anayasal kuruluşlar, biraz daha makul bir çizgiye oturtulmuş olacak.

Değişiklik paketine karşı harekete geçen yüksek yargı çevrelerinin konu ile alakalı yorumları, biraz da elindeki oyuncağı kaybedecek çocukların tavrını hatırlatıyor.

Sınırlarını hep aşan kuruluşlar adına yapılan açıklamalarda, değişiklik niyetlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu vurgularının yanında, yargının kuşatılması aşamasından yargının ele geçirilişi aşamasına gelindiği gibi ilgi çekici yorumlar da var.

Düzenlemelerin çaresiz kalındığı için yapılmaya çalışıldığının farkındalar ve nihai hakem olan Millet karşısında söyleyebilecek sözleri de yok.

Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısının 11'den 19'a çıkarılması; üçünü TBMM'nin belirleyeceği üyelerin 12 yıl için seçilmelerinin yanında, mahkemenin üç ayrı daire ve genel kurul olarak çalışacak olması; Anayasa değişikliğinde iptal ya da siyasi parti kapatma kararları için genel kurul üye tamsayısının üçte ikisinin oyunun aranması... gibi hususların yer aldığı taslak metinde, ülkemizin sıkıntılı konularının başında gelen parti kapatma hususunda, TBMM'de oluşturulacak bir komisyonun izninin şart koşuluyor olması, önemli bir gelişme.

Özellikle son zamanlarda tartışmaların odağı haline gelen HSYK'nın yapısı ile ilgili değişiklik talepleri de pakette yerini almış.

Üye sayısı 21'e çıkarılması düşünülen HSYK'nın da üç daire olarak çalışması ve bazı kararlarının yargı denetimine açılması öngörülüyor.

Bütün bunlar güzel olmasına güzel de, esas meselemiz hallolmuş olacak mı acaba?

Esas meselemiz, yani anayasal kuruluşların kendilerine çizilmiş sınırları aşmaları halinin tekrarlanması durumunda ne olacak?

Anayasa Mahkemesi, parti kapatma davasında kendi kendine müracaat edip parti kapatmasına mani olan kanunu iptal ettiğinde; 'dediğim dedik' havasına girip Anayasa ve kanun değişikliklerini esastan incelemeye başladığında ya da mesela 367 benzeri yeni bir karara imza attığında, ne yapılabilecek?..

Anayasa'nın 153. Maddesi'ndeki, 'AYM'nin kanun koyucu gibi davranarak yeni bir hüküm tesis edemeyeceği' esası ihlal edildiğinde nasıl mani olunacak?

HSYK, yeni haliyle de olsa akşamdan sabaha şaşırtıcı kararlar alırsa, ne yapılacak peki?.. Meslekten çıkarma cezaları için yargı yolunun açılması tabii ki güzel bir adım ama bu kadar mı?..

Bu kuruluşların Anayasa ve kanunlarca kendilerine yetki verilmeyen konularda 'yok hükmünde' kararlar almaları engellenebilecek mi? Ya da yok hükmünde olması gereken bu kararların uygulanmasının önüne geçilebilecek mi?..

Esas meselemiz bu...

Çünkü mevzuattan çok mevzuatın 'bize özel' yorumlanmasından çekiyoruz ve esas mesele mevzuatın keyfe göre yorumlanabilmesinin, böyle yorumlandığında da bunların uygulanmasının önüne geçebilmek... Yani diyoruz ki: "Hazır eliniz değmişken, şu anayasal kuruluşların yetki aşımı ve yetkileri ile alakasız olan konularla ilgilenme alışkanlığına mani olabilecek bir değişiklik üzerinde de çalışsaydınız!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi