23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 22°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 152,979 1.22
  • Dolar: 3,7134 1.17
  • Euro: 4,3645 0.93

Emniyet'teki Ergenekonculara dikkat...

Hüseyin Gülerce

Ahmet Türk'e Samsun'da atılan yumruk, dikkatlerimizi Emniyet içindeki Ergenekon yapılanmasına çevirmelidir.

Ergenekon dava sürecinde ortaya çıkan silahlar, eylem ve darbe planları ortada. Dokunulamayanlara dokunuluyor. Ama bir şey daha görüyoruz, devletin bütün kurumlarında, davanın seyrini etkilemek, bu demokrasi hamlesini boşa çıkarmak için büyük gayret ve direnç var. Sıra general ve amirallere gelince neler oldu, gördük...

Samsun'daki olaya dönelim. Cumhurbaşkanı Gül, "Samsun'da daha iyi tedbir alınması lazımdı." diyor. Başbakan Yardımcısı Arınç, "Büyük bir zafiyet var, bir ilkokul talebesi bile alınması gerekli tedbirleri bilirdi." diyor. İçişleri Bakanı Atalay, müsteşarın, Samsun Valiliği'ni ve emniyetini, üç gün önce ikaz ettiğini söylüyor. Buna rağmen, ekranlarda seyrettik, sanki polis, saldırganın yumruk atması için her türlü kolaylığı sağlamış... Bu adamlar, bu cesareti nereden alıyor? Hakkâri'deki olayı da unutmayalım. Türk'e atılan yumruğu protesto gösterisinde 5 polis, 14 yaşındaki çocuğu öldüresiye dövüyor, yerlerde sürüklüyor. O insanlık dışı sahneler, Türk-Kürt çatışması çıkarmak için değilse, ne içindir?

Ortada apaçık bir provokasyon ve buna zemin hazırlayan Emniyet mensupları var. Büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Bu durum, sadece Samsun'a ait olamaz. Bütün illerde ve ilçelerde bir anda düğmeye basılabilir. Toplumu dehşete düşürecek provokasyonlara zemin hazırlanabilir. Konu çok önemli. Hükümet, alınması gerekli en acil tedbirleri almak zorundadır.

Üst bürokraside, MİT'te ve Emniyet içinde, cuntacıların bağlantılarının, işbirlikçilerinin olmadığını kimse söyleyemez.

Önce geçmiş aylara ait kısa bir haber aktarayım: "Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan, eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile emekli Albay Levent Göktaş'ın yollarının, Susurluk skandalında kesiştiği ortaya çıktı. Şahin ile Göktaş'ın, birlikte, İsrail'den satın alınan ve Susurluk skandalı tartışmalarının odak noktasında bulunan operasyon silahları için 1994 yılında iki kez bu ülkeye gittiği anlaşıldı." (Burada, İsrail-Türkiye ilişkilerini ve Mossad-Ergenekon irtibatlarını düşünmek gerekir. İtalya'da, Gladio yapılanmasının beyninin P-2 Mason locası olduğu gerçeğini de hatırlatayım...) İbrahim Şahin, verdiği ifadede, "Üç yüz tane etkili kişiyi (polisi) bana bulmam söylendi, ben güvenlik müsteşarı olduğumda onlarla birlikte çalışacaktım." demişti.

Yine halen Eskişehir emniyet müdürü olan Hanefi Avcı'nın, Ergenekon davasının üçüncü iddianamesinde, tanık sıfatıyla verdiği ifadede, "Emniyet, MİT ve Jandarma içinde 'PKK ile mücadele' adı altında üst düzey kamu görevlilerinin organize ettiği, kanunsuz 'mafyavari' bir yapılanma olduğunu" söylediğini hatırlayalım...

Ahmet Türk, demokratik protestoların dışına çıkılmaması tavsiyesi yaparak, sağduyu örneği verdi ve çok güzel söyledi: "Sadece Kürtler değil, Türk halkı da bu olayı yüreğinde ve beyninde mahkûm etti. Bir musibet, bazen çok daha hayırlı şeyler getiriyor." Kendisine büyük geçmiş olsun diyoruz. Bu milletin makul çoğunluğu, bütün samimiyetiyle, aramızdaki güzel kardeşliği sevgiye dönüştürecek duruşu önemsiyor.

Sayın Türk'e atılan yumruk, milletimizin birlikte yaşama iradesine atılmıştır. Şimdi hepimizin uyanık, hassas ve temkinli olması gerekiyor.

Ama Hürriyet gazetesinin ne yaptığını anlamakta zorlanıyoruz. Yılmaz Özdil, şunları yazabildi: "Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek 'demokratik hak' kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye 'ırkçılık' oluyor? Yumruğunu 'adaletin tokmağı' yerine koyup, Ahmet Türk'ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu..." Hürriyet daha önce de Ahmet Kaya'nın lincine önayak olup, "Vay şerefsiz" diye manşet atmıştı. Bu ne iş Sayın Berberoğlu?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.