28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 32°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 29°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 107.882 -0.47
  • Altın: 143,804 0.45
  • Dolar: 3,5304 -0.07
  • Euro: 4,1439 0.52

Darbeler ve siyasiler

Abdulkadir Özkan

Bugün Gazetesi'nin dünkü sayısında, "Türkiye'de darbeleri siyasiler meşrulaştırdı" başlığı altında yer alan söyleşi 50 yıllık geçmişimizi yeniden hatırlamama vesile oldu. Ülkemizde 1960'da başlayan darbeler dönemi sanki 10 yılda bir rejime balans ayarına dönüşmüş, iç siyaseti yeniden yapılandırma görevini askerler üstlenmişti. Elbette doğrudan ya da dolaylı her müdahalenin sivil destekçileri ve yandaşları da olmuştur. Bazen bu sivil destekçiler arasında bazı siyasiler de yer almıştır. Buna rağmen tüm siyasilerin darbelerin yanında yer aldığını, destek verdiğini söylemek haksızlık olur. Belki siyasilerin darbelere karşı ciddi bir direniş göstermediklerini söylemek mümkündür.

Siyasilerin, yani sivil kadroların darbelerin karşısında set oluşturmaları mümkün müdür? Ya da bu nasıl sağlanabilir?

Elbette darbecilere karşı sivil direniş sergilenebilir ama bu masa başında söylendiği kadar kolay ve basit değildir. Yurdun dış tehlikelere karşı korunmasında kullanılmak üzere askere verilmiş silahların, darbeciler tarafından sivillere karşı kullanılmasının söz konusu olduğu bir ortamda sivillerin direnişi ister istemez sınırlı kalır. Ancak siyasi kadroların çeşitli yollardan tepki göstermesi mümkün olabilirdi ama bu yapılmadı. Darbecilerin başından beri bazı siyasi kadrolarla her dönemnde işbirliği yaptıkları da düşünülecek olursa sivillerin suçlanması yanlış olur.

Ülkemizdeki darbelerin genellikle bir de dış destekleri ve müttefikleri olduğunu, bu desteklerin alınması ile darbenin olgunlaştığı hatırlanacak olursa darbecileri kurtarıcı gibi göstermenin alt yapısı da önceden hazırlanmışsa millet sadece olayları seyretmekten öte gidememiştir. Darbelerin dış desteğinin ABD olduğunu sanıyorum hatırlatmaya gerek yok.

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra ancak darbecilerin yargılanmasının önünün açılması siyasi kadrolar tarafından hatırlanabilmiştir. Darbenin arkasından 1983 yılında yapılan ilk genel seçimlerle oluşan yeni siyasi yapının böyle bir hesap sorma aklına bile gelmemiştir. Geldiyse de gereksiz ve zamansız bulunmuştur. Darbenin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra hazırlanan anayasa değişiklik paketinde darbecilerin yargılanmasının önü açılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda tüm siyasi partiler görüş birliği oluşturmuş gibi görünüyor olmakla birlikte söz gelimi CHP darbecilerin yargılanmasını sağlayacak değişiklik maddesine oy vereceğini söylemesine karşılık o darbecilerin hazırlattığı anayasa ile oluşturulmuş bazı devlet organlarının yeni bir yapıya kavuşturulmasına şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Bu karşı çıkışlarını da söz konusu değişiklik yapıldığı takdirde devletin çatısının çökeceği iddiasına dayandırıyorlar. Çökmesinden korkulan çatı ise darbecilerin oluşturduğu çatıdır. Yani bir yandan darbeciler yargılansın derken öbür yandan darbecilerin oluşturduğu yapıya dokunulmasına karşı çıkıyorlar. Böyle olunca da yukarıya aldığım sözler haklılık kazanmış olmuyor mu? Bu noktada darbelerin meşrulaştırılması hususunda tek sorumlunun CHP olduğunu söylüyor değilim.

Darbecilerin oluşturduğu devlet yapısını meşru gören ve ısrarla korunması gerektiğini savunan sivil kadroların bu yapıya yeni bir şekil vermeleri mümkün olabilir mi? Böyle bir siyasi anlayışın hakim olduğu daha doğrusu bu mantığın sahipleri azınlıkta da olsalar darbecilerin oluşturduğu yapıda elde ettikleri hakimiyet sayesinde oluşturdukları iktidarlar sebebiyle bu yapıyı aşma imkanı olmuyorsa artık o ülkede darbecilerin yargılanmasını istemenin ve bunun önünü açmanın da fazla bir anlamı kalmaz.

Bugün Gazetesi'nde yayınlan sözünü ettiğim söyleşi Herkül Milas ile yapılmış. Yaklaşık 40 yıldır Yunanistan'da yaşıyor. Oradan Türkiye'ye bakınca da, "Dışarıdan Türkiye'ye baktığınızda darbeler ve darbecilerle işbirliği yapan pısırık, korkak ve çekingen siyasiler görürsünüz" tespitini dile getiriyor. Bu tespite elbette tamamen katılmayabilirsiniz. Ancak, darbelerin arkasından sürekli olarak mağdur pozisyonunu benimseyip bunu halk nazarında oya tahvil etmeyi çıkarına uygun bulan siyasi kadrolar hep olmuştur ve bu kadroların darbecilere karşı çıkmak gibi bir tavırları söz konusu olmamıştır. Bugün gelinen nokta aslında geçmişte yaşananlara bakıldığında demokratikleşme yönünde atılmış önemli bir adımdır. En azından siyasi kadroların önemli bir kısmı, "Yeter artık. Darbecilerin hazırladığı anayasa ile bu ülke yönetilemez. Sivil bir anayasa yönünde adımlar atalım" demektedirler. Bu gelişme iyi değerlendirilmeli, bir takım siyasi hesaplar bir kenara bırakılarak sadece değişiklikle yetinmeyip yeni bir özgürlükçü sivil anayasanın yapılmasının zemininin hazırlanması gerekiyor. Bunu yapanlar gelecekte saygıyla anılacak, engelleyenlerin hakkında ise güzel şeyler düşünülmeyecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.