Siyasetçiden daha şereflisi var mı?

Siyasetçiden daha şereflisi var mı?

Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı? Bütün meslek grupları içinde genel ahlâk ilkelerine riayet dendiğinde, politikacılardan daha iyi durumda kim var? Karşılaştırın ve hüküm verin: En çok fire hangi meslek grubunda?
Türkiye, Deniz Baykal'ın "yatak macerası" ile çalkalanıyor. Bu skandal Baykal'ı, rakipsiz şekilde saltanat sürdüğü liderlik koltuğundan etti? Hangi meslek grubunda, önde gelen bir ismin başından böyle bir vak'a geçse bulunduğu yeri terk etmeye razı olur? Tersine sanat dünyasına bakın. Eşini, sevgilisini aldatarak gündemde kalmaya çalışan bir yığın teşhirci. Ağzından tek düzgün cümle çıkmayan, fiziği veya taklit yeteneği ile şöhret olanların, üzerine şeref konduracağınız kişilikleri bile yok.

Önceki gün Kırıkkale'de bir eski sanatçı Ulusal Parti binasının açılışında TBMM'yi ahıra benzetmiş. "Siyasete girecek misiniz?" sorusuna, milletvekillerini kastederek "hayvanlaşmak istemem" cevabını vermiş. Acaba kendisi, canlılar âleminin hangi familyasına mensup? Türkiye'nin en iyi 550 sanatçısını şeref tartısına çıkartsak ve terazinin bir kefesine koysak; TBMM üyelerini de diğer kefesine yerleştirsek hangi taraf ağır basar? Cevabı sanatçılara sorsanız; onlar da kendi meslektaşları için iyi şeyler söylemeyecektir. Toplumun bütün kesimlerini tek tek karşılaştırın; siyasetçilerin ahlâk standartları her zaman bir adım öndedir.

Siyaset mesleğine ve siyasetçiye yapılan saldırı, aslında demokrasi hazımsızlığının eseri. Meclis'i ahır olarak nitelediğiniz zaman içindekilerden önce, onları seçip oraya gönderenlere hakaret etmiş olursunuz. Siyasetçi düşmanlığının doğrudan halk düşmanlığı olduğunu; halkı küçümseyen ve tepeden bakanların onun temsilcisi olan siyasetçi üzerinden bu işi kestirmeden yaptığını, en iyi demokrasi düşmanları bilir. Siyasetçi bu toplumun içinden çıkıyor. Onu seçenler mutlaka toplumda var olandan daha iyisini istiyor.

Siyaset mesleği savunmasız bir meslek. Sağdan soldan gelen saldırılara tahammüllü olmak, metanet göstermek gerekiyor. Her şeyinizle projektörlerin önündesiniz. Küçük hataları bile telafi imkânınız yok. Üstelik toplumun emniyet supabısınız. İşler yolunda gitmediği zaman fatura önünüze konuyor.

Siyasetçi düşmanlığının cehalete dayalı sebepleri var. Birincisi, siyasetçiler hakkında konuşanlar karşı oldukları partiyi düşünerek hüküm veriyorlar. Bu hükümlerin siyasetçiye güvensizlik olarak tecelli etmesi doğal. İkincisi, parlamenter sistemin işleyişi yeteri kadar bilinmiyor. "Meclis'te sadece parmak kaldırıyorlar" eleştirisi, Meclis'in oylama yeri olduğunu ıskalıyor. Kürsüden yapılan konuşmalar meydanlarda atılan nutuklara benzeyemez. Meclis kanun yapıyor; kanun yapmanın da usulleri var. Parlamenter sistem partiler eliyle işletilir. Lider sultası diye eleştirilenlerin bir kısmı, aslında her demokraside var olan parti disiplininden başka bir şey değil. Dokunulmazlıklar? Köpekleri salıp, taşları bağlayamazsınız. Terör suçundan yargılanan bir ordu komutanını hâkim karşısına çıkartamıyorsanız, halkın temsilcilerine masuniyet tanımalısınız. Askerin elinde silahla siyaset yaptığı bir ülkede, siyasetçiyi korumak boynumuzun borcu olmalı.

Siyasetçileri eleştirenlerin gözden kaçırdıkları çok önemli bir nokta var. Demokrasilerde hepimiz siyasetçiyiz. Bir profesyonel siyasetçinin yaptığı işi, hepimiz az veya çok yapıyoruz. Bazen bir köşe yazarının veya bir işveren derneği başkanının elinde, bir milletvekilinden daha fazla siyasî güç bulunur. Bazen siyasî sorunlar, toplumun basireti ile çözülür.

Siyasetçi düşmanlığı, güya üstü kapalı bir demokrasi düşmanlığı. Halbuki siyaset, yani topluma dair sorumluluk üstlenmek, riske girmek ve her türlü eleştiriye ve muhalefete rıza göstermek çok şeyden vazgeçmeye bağlı. Üstelik siyaset, yanlış giden şeyleri düzeltmenin en kestirme yolu.

Nedense bir askerî dikta elinde koyun gibi güdülmekten hoşlananlar, özellikle onlar siyasetçiye düşman olanlar.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi