Y. Bülent Bakiler

Y. Bülent Bakiler

Hâlâ 27 Mayıs yalanları, iftiraları...

Hâlâ 27 Mayıs yalanları, iftiraları...

Çok eski arkadaşlarımdan Kerim Aydın Erdem, Kültür Bakanlığına beni görmeye gelmişti. Bir süre sonra, odaya, genç bir adam girdi. Yüksek bir ses tonuyla:
- Ağabey dedi ben de Sivaslıyım! Sizi çok seviyorum. Şarkılarınızı çok okudum.
- Yanlış gelmiş olmayasın! Çünkü benim bir tek şarkım bile yok.
- Nasıl yok ağabey! Hani beyit beyit mısralarınız var ya?
- Haa anladım! Şiirlerimi kastediyorsun. Gel otur bakalım!
Genç adam karşıma oturdu. Ona bir de çay söyledim ve sordum:
- Sen ne iş yapıyorsun aslan hemşehrim?
- Sivil polisim ağabey! İstihbarat bölümünde çalışıyorum!
- Çok önemli bir yerde çalışıyorsun. Merakımı lütfen hoş gör: Evinde, kütüphanen var mı senin?
- Yok ağabey!
- Bak bu olmadı işte! Senin vatana millete, devlete faydalı olman için çok okuman, çeşitli mes’elelerimizi çok iyi bilmen lâzım. Okumadan, bilmeden kat’iyyen olmaz. Kendine de, birtakım kimselere de yazık edersin. Gel bana söz ver: Her ay bir kitap almalısın! Okuyup bir köşeye koymalısın. Sonraki aylarda bir kitap daha. Bir kitap daha!
- Tamam ağabey! Söz veriyorum! Her ay bir kitap alıp okuyacağım!
Adam çıkıp gittikten sonra arkadaşıma döndüm:
- Kerim dedim şu felakete bak sen. Adam daha şiirle şarkıyı birbirinden ayıramıyor. Adam daha bir kitap kapağını kaldırıp okumamış! Ama emniyetimizin hem de istihbarat teşkilatında çalışıyor. Bu adam nasıl inceleme yapar? Nasıl rapor tutar?..
Bu hazin hâtıramı yazmamın elbet bir sebebi var: 27 Mayıs darbesinin 50. yıl dönümü dolayısıyla, çeşitli gazetelerimizde makaleler yazıldı. Tefrikalar yayınlandı. Gördüklerimi dikkatle tâkib ettim. Berivan Tapan‘ın hazırladığı: “Menderes’in 464 günü“ başlıklı tefrikasını da POSTA gazetesinde utanarak okudum. Berivan, genç bir kızcağız. Yassıada’da, Menderes’in başında nöbet tutan subaylardan Yzb. Kâzım Çakır‘ın anlattıklarını derleyip toparlamaya çalışmış. Yzb. Çakır‘ın hatıratını okuyunca, esefle gördüm ki, Yassıada Kumandanı Alb. Tarık Güryay‘ın da, benim o istihbaratçı hemşehrimden hiçbir farkı yokmuş. Alb. Tarık Güryay, (Nam-ı diğer Kürt Tarık) Yassıada’da, emrindeki subayları uyarmış. Onlara demiş ki: “Burada bulunan DP mensuplarına iyi muamelede bulunmak vatana ihanettir!“ Bazı subaylar da, vatanperver olduklarını göstermek için fırsat buldukça, başbakanımızı, bakanlarımızı, milletvekillerimizi sudan sebeplerle dövmüşler! Yzb. Kâzım Çakır, hâtırata Yassıada’da telefon santralinde görevli Çavuş Mehmet Kabak’ın anlattıklarını da almış. Çavuşun anlattıkları kuyruklu kulaklı yalan. Bu yalanı Yzb. Çakır nasıl ciddiye almış? Berivan, genç bir kız olduğu, Van‘dan beriye gelemediği için fark edememiş. Koskoca POSTA gazetesi nasıl gaflete düşmüş? Anlamak mümkün değil. Çavuş Mehmet Kabak, Menderes’in idam gününü anlatırken diyor ki:
“... Bir fırtına vardı o gün, bir yağmur yağıyordu anlatamam. Ben de o sırada, Ankara’ya bilgi veriyordum. Ama, kime veriyordum bilmiyorum. Sonradan, bu kişinin Alpaslan Türkeş olduğunu öğrendim...”
Yalan! Yalan! Yalan! Çünkü Türkeş ve arkadaşları, idamlardan 10 ay önce (13 Kasım 1960) Komite’den koparılmış, çeşitli ülkelere sürülmüşlerdi. Menderes’in idamında da Türkeş, Hindistan’ın Yeni Delhi şehrindeydi.
Yine Çavuş M. Kabak’ın iddiasına göre: “İsmet İnönü, Menderes’i idamdan kurtarmak için 1. Ordu Komutanıyla görüşmek istemiş de Türkeş bu görüşmeyi önlemek için 1. Ordu Komutanını tatbikata çıkarmış!..“
Bu da kuyruklu yalanlardan biri. O tarihte Türkeş’in hiçbir yetkisi yoktu. Hindistan’daydı. İdamların olmaması için Cemal Gürsel’e uzun bir mektup yazmış, ancak Gürsel’e sözünü dinletememişti...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Y. Bülent Bakiler Arşivi