TERÖR büyük kentlere inecek diye yazdık dün.
Belki de siz daha bu yazıyı okumadan indi.
Kentin göbeğinde, bir servis otobüsünü vurdu.
4’ü asker, biri “genç kız” 5 kişiyi öldürdü.
Buse’nin ölümü tam bir dram. Kader ona öyle bir oyun oynadı ki, kendi ölümüyle babasını kurtardı. Cam kenarında oturan Buse’ciğin bedeni, babasına siper oldu. Hangi baba ister böyle bir şeyi. Hangi kötü kader yazar bunu.
Her babanın böyle bir durumda arzulayacağı tam tersidir ama kötü kader... Kör terör...
Peki biz neciyiz?
Biz derken sizi, beni, hepimizi kastediyorum.
Biz neciyiz?
Ayrılıkçı ETA terörü İspanya’da aynı şeyi yaptığı zaman İspanyollar ne yaptı hatırlıyor musunuz?
Hatırlatayım.
1 milyon İspanyol “Teröre hayır” diyerek sokağa indi.
1 milyon kişi Bask’ıyla, Katalan’ıyla, İspanyol’uyla el ele yürüdü.
Tek yürek oldu. Tek beden oldu. Tek fikir oldu tüm İspanya teröre karşı.
“Biz neciyiz?” diye sormam bu yüzden.
Bir milyon İspanyol’un yaptığını biz yapamıyor muyuz?
Yok mu bu ülkenin sivil toplumu.
Yok mu 1, 5, 10 milyon kişi toplayıp Türkiye’nin her yerinde “barış içinde” “Teröre hayır” diye haykırtacak “ruhu”.
İspanya’da bu 1 milyon kişi, ETA’ya diz çöktürdü.
Biz neciyiz?
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155