Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Necmettin Çakmak - Milli Gazete
2010-06-28

Terör belası olmasaydı...

Türkiye, geçmişte olduğu gibi günümüzde de üzerinde ve yakın çevresinde dünya güç dengesini etkileyebilecek tarzda, sürekli ve çok yönlü olarak güç çatışmalarına sahne olan, hassas bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti üzerinde kurulduğu tarihten itibaren süreç içerisinde "değişik isimlerle" çeşitli oyunlar oynanmış ve oynanmaya devam edilmektedir. Türkiye'nin kalkınmasını istemeyen güçler, sürekli olarak onu siyasi, ekonomik, sosyal, politik ve kültürel yönlerden baskı altında tutmanın yollarını aramaktadırlar. Bunun içinde terör hareketlerini devreye sokmuşlardır. İşte PKK terörü de bunun en somut ve en uzun soluklu örneğidir.

Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, PKK'nın ilk silahlı saldırısını düzenlediği 1984'ten Mart 2009'a kadar asker, polis ve geçici köy korucularından oluşan toplam 6 bin 520 kamu görevlisi şehit olmuştur.

Mart 2009'dan bu yana da 134 kişi daha şehit verilmiştir. Böylece 1984 ile 22 Haziran 2010 günü Halkalı'da gerçekleştirilen bombalı saldırı dâhil tüm şehitlerin sayısı 6 bin 654 olmuştur. PKK'nın ilk eylemine başladığı 1984 ile Mart 2009 arasında toplam 29 bin 639 terörist ölü, 4 bin 937 terörist de yaralı ele geçirildi. PKK terörü, şehit, hayatını kaybeden vatandaş ve ölü ele geçirilen terörist olarak toplam 41 bin 828 insanın hayatına mal oldu. 26 yıl boyunca toplam 21 bin 615 kişi de yaralandı. Böylece PKK ile mücadele sırasında 63 bin 443 kişi ölü veya yaralı olarak doğrudan zarar gördü. 2009 yılı Mart ayından beri gerçekleştirilen saldırılarda verilen şehitler ve ölü ele geçirilen teröristler de dâhil edildiğinde bu rakam 63 bin 500'ü geçmiş durumda.

Canlar katleden, yuvaları söndüren terörün maddî boyutu da giderek büyüyor. Tabii ki olayın manevi boyutunu hesaplamak, ülkeye ve topluma verilen açıların değerini hesaplamak mümkün değil. Ama bu noktaya nasıl gelindi ve ülkemize ekonomik olarak neler kaybettirdi?

Resmi rakamlara göre, Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 13 civarında... Bölgede en az bunun iki katı... Eskiden bu bölgede tarım, özellikle hayvancılık ön plandaydı. Hayvancılık ürünleri Türkiye'ye yeterdi, artanlar da Irak'a, Suriye'ye kaçırılırdı.

Terör ile hayvancılık öldü. Mesela bölgede istihdam kapısı olan Et ve Balık Kurumu'nun 12 kombinası özelleştirildi. Bölge köylüsü, terör korkusu ile hayvanını çayırlarda otlatamaz olunca bu işi bıraktı. Özelleşen kombinaların çoğu da sökülerek batıya taşındı. Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi'ne göre göç edenlerin yüzde 22,8'i terör ve yüzde 66,9'u da işsizlik nedeniyle topraklarından oldular. Haliyle, terör işsizlik bataklığını, bataklık da sivrisinekleri beslemiş oldu.

Belki afakî rakamdır ama bazı analistlere göre terörün ekonomik maliyeti 300 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Yan maliyetlerle ise bu rakamın 1 trilyon doları bulduğu ifade ediliyor. Öte yandan ise hala bir türlü bitirilemeyen GAP'ın maliyetinin 32 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Şimdi bununla mukayese ettiğinizde, 'Türkiye bu terör belasıyla uğraşmasaydı, şimdi farklı yerde olurdu' deniyor. "Belki de 10 defa GAP'ı bitirmiş olur, milli geliri de ikiye katlanmış olurdu. O bölgede ise en az 3 milyon 800 bin vatandaş doğrudan iş bulmuş olur, büyükşehirlere göç olmazdı" görüşü savunuluyor.

Ancak, bu maliyet kesinlikle devletin bölgeden elini çekmesi anlamına kesinlikle gelmemelidir. Elbette ki, teröristle mücadele kesintisiz olarak devam edecektir. Geçici yani palyatif çözümlerle terörün bitirileceği yanılgısına asla düşülmemelidir. Terörü önlemede güvenlik önlemleri yanında ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik önlemlerin alınması lazımdır. Eğer bu önlemler eşzamanlı olarak alınır ve ivedilikle başlatılırsa terörle mücadelede büyük aşama kaydedilir. Yine, Amerika gibi terör olaylarını bahane ederek ve güvenlik endişesi ile özgürlükleri kısıtlamak, OHAL'i tekrar devreye sokmak gibi yöntemler ise asla benimsenmemelidir. Aksine 'bir baba şefkatiyle' hareket edilmeli, yatırımlar tekrar başlamalı, kamu harcamalarından tasarrufa gidilerek savunma harcamalarına büyük kaynak aktarılmak yerine bölgede işsizliğin önünü kesecek, köylerden şehre göçü önleyecek tedbirler alınmalıdır. Alt yapı çalışmaları daha iyi bir duruma getirilmeli, sağlık alanında hastaneler ve uzman doktorlar, eğitimde okullar ve derslikler gibi devletin bölgeye yönelik hizmetlerinin kalitesi ve miktarı artmalıdır. Başka bir ifadeyle bölge 'yarım kalmış yatırımlar bölgesi' olmaktan çıkarılmalıdır.

Şunu da unutmayalım ki, yapılacak veya tamamlanacak yatırımların maliyeti, terör için harcanandan çok daha ucuzdur. Keza mali araçlarla, gelir dağılımı bozukluğunun da önüne geçilmelidir. Ve şu da akıldan çıkarılmamalıdır ki, bir ülkede eğer, gelir dağılımı dengesi bozuluyorsa, ülkenin eğitim ve sağlık hizmetleri yaygınlaşmıyorsa, konut ve sosyal güvenlik hizmetleri geriliyorsa, o ülkedeki milli gelir topyekûn artsa bile, bir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Elbette bu sadece iktisadi yönden böyledir; terörle yok olan insan varlığını maliyet hesabına sokmak mümkün değildir. O nedenle sosyal ve siyasi noktada da doğru adımlar atılmalı, tedbirler alınmalıdır. Muhatap olarak ortalıkta dolaşan, ama başkalarının kumanda ettiği 'ırkçılık' virüsü yayıcılarına karşı bölge insanı yalnız bırakılmamalıdır. Bir eşgüdüm içerisinde bölge insanı ile diyalog kapıları her zaman için açık tutulmalı, birlikte yaşama arzusu, kardeşlik duygusu perçinlenmelidir. Zira hem Türk hem Kürt milleti bin yıldır bu coğrafyada omuz omuza vermişler, bölünmek için değil, bütünleşmek için çaba göstermişler. Hele de iki toplumun İslam'ın sancaktarlığını- bir Kürt aslanı olan Selahaddin Eyyübi gibi- yüzlerce yıldır yaptığı dikkate alındığında. Dolayısıyla bu güzelliğin bir çırpıda faşizan eğilimlere kurban edilmesi en büyük hata olur ve bunun altına imza atanlarda Allah ve tarih önünde sersefil olur.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.