Aşırma

Aşırma

HAS Parti Lideri Sayın Nûman Kurtulmuş demiş ki “Başbakan Erdoğan (pek çok başka şey gibi, y.a.) Tevfik Fikret’in meşhur şiirini de yanlış biliyor.”

...ve “doğrusunu” (!) söylemiş. Ama maalesef o da yanlış!

Doğrusu şöyledir:

“Yiyin, Efendiler, yiyin! Bu hân-ı iştihâ sizin!

Doyunca, tıksırınca patlayıncayâ kadar yiyin!”

Değerli okuyucularım muhtemelen pek bilmezler. Aslında Tevfik Fikret (1867-1915) o meşhur şiirini Victor Hugo’dan (1802-1885) intihâl etmişdir. Yâni düzayak Türkçeyle yürütmüşdür. Orijinal adı “Joyeuse Vie”dir, Şen Hayat.

O ilk kısmı Cemil Meriç (1916-1987) çevirisiyle şöyledir:

“Ha gayret! Yağmacılar, salaklar, sayın baylar!

Hazların etrâfına çöreklenin, şölen var!

Koşun! Yeriniz hazır...
Baylar! Hayat kısadır. Yiyin, için, eğlenin!

Sizlersiniz sâhibi bu tâlihsiz ülkenin!

Bu millet malınızdır!”

Azîz meslekdaşlarım Erdal Şafak ve Engin Ardıç’ın daha iyi telezzüz edebilmeleri maksadıyla sevâbına gâvurcasını da verivereyim:

“Bien! Pillards, intrigants, fourbes, crétins, puissance!

Attablez-vous en hâte autour des juissances!

Accourez! Place à tous!

Maîtres, buvez, mangez, car la vie est rapide.

Tout ce peuple conquis, tout ce peuple
stupide,

Tout ce peuple est à vous!”

...diye gider...

Bu “plagiat/intihâl/aşırma” hastalığı bâhusus Tanzîmat’dan bu yana edindiğimiz derin bir aşağılık duygusu sonucu pek çok şâirimize musallat olmuş bir hastalıkdır. Fikret’in o ünlü kitabı “Rübâb-ı Şikeste” bile üçüncü sınıf bir şâir olan Émile Bergerat’dan (1845-1923) aynen çalıntıdır: “Lyre Brisée” (Kırık Saz). Fransızcası yerine Farsçasını söylemekle çalıntı olmakdan çıkmıyor.

O kadar çok örnek var ki:

“Nilüferler gibi solgun Ofelya” (Câhit Külebi, 1917-1997)

“O, pâle Ophélia, belle comme la neige!” (Ey, Solgun Ofelya, kar gibi güzel) ve “La blanche Ophélia flotter comme un grand lys” (Bir iri zambak gibi dalgalanan beyaz Ofelya, Artur Rimbaud, 1854-1891).

Yâhut:

“Les astres scintiller à travers ses cheveux” (Saçlarında yıldızların parıltısı, Albert
Samain, 1858-1900) ve “Saçın nücûm ile meşbû” (Ahmed Hâşim, 1883-1933)

“Dalların zirvesindeyiz ancak,

Yarı yoldan ziyâde yerden uzak,

Yarı yoldan ziyâde mâha yakın.”

Hâşim’in bu hârikulâde romantik mısrâları aslında Rudyard Kipling’in (1865-1936) “Cengel Kitabı”ndaki “Maymunların Şarkısı”ndan aşırmadır desem inanır mısınız?

İnanın, inanın! “Nöbetçi Mâlûmatfürûşunuz” sizlere yalan söylemez!

Ama Nâzım’ın “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin, Âbidin?” mısraı, “Son Empresyonist” Pierre Bonnard’ın (1867-1947) “Peindre le bonheur” (Mutluluğun Resmini Yapmak” adlı tablosundan “mülhem”dir.

Bence bizdeki “Tanzîmât Mâlûlü İntihâlciler Tugayı” neferleri dik durmayı bilseler muhtemelem boylarının berikilerden hiç de kısa olmadığını göreceklerdi.

Tanzîmât alafrangası gerçi Garb’e bakmış, ama pek birşey görememişdir. Zîrâ biraz aval aval bakmışdır. Rus entellektüelleri o sıra Marx’la Engels’le haşır neşir olurken bizimkiler III. Napoléon Parisi’nin o helâsız ve içinde nadîde halılar üzerindeki oturaklara işenen Operası ile sermest idiler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi