Kumanda merkezinde kim var?

Kumanda merkezinde kim var?

KİEV-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak önceki akşam Ukrayna’ya doğru yola çıkarken, bazı meslektaşlarımız müstehzi edayla laf dokundurmaya çalıştılar: “Ne işiniz var oralarda?”

Ukrayna’yı doğru perspektiften değerlendirirseniz, tarihin akış hızını ve yönünü tam olarak görebilirsiniz. Meşhur stratejist Brezinski’nin “satranç tahtası” teorisini hatırladığımızda bu ülkenin küresel oyundaki rolünü daha iyi algılayabiliriz. Amerika ve diğer süper güç alternatifleri (Rusya, Çin, Hindistan, Fransa ve Almanya) arasındaki dengeyi etkileme kabiliyetine sahip beş ülkeden biridir Ukrayna.

Diğer ülkeleri sayalım: Türkiye, İran, Güney Kore ve Azerbaycan...

Kritik rolleri nedeniyle olsa gerek, bu ülkelerin başı hiç beladan kurtulmaz. Darbe senaryoları, iç çatışmalar, kalkışmalar, faili meçhul cinayetler, sosyal gerginlikler her zaman gündemdedir.

Ukrayna’yı kamuoyumuz Rusya ile arasında bu aylarda periyodik olarak çıkan doğalgaz kavgasıyla daha iyi bilir. Ukrayna, Rusya’nın Avrupa’ya açıldığı en önemli enerji koridorudur. Ukrayna da bunun farkındadır, kimi zaman doğalgaz vanasını kısarak veya kaçak kullanıma fırsat yaratarak posta koymaktan çekinmez.

Rusya’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya yeni bir enerji koridoru açma girişimi biraz da bu zorunluluktan kaynaklanır.

Ama Rusya bu mecrayı kendi başına bırakmaz. Sivastopol’daki donanmanın 2017’de dolan süresini 40 yıl daha uzatmayı başardı. Yani, Rusya, 2057 yılına kadar Ukrayna’nın en önemli liman kentinde askeri güç olarak yerini koruyacaktır.

Bunun ne anlama geldiğini biraz açmak gerekirse, Kafkaslardaki Güney Osetya savaşını hatırlatalım. Rusya, Sivastopol’daki donanmasını buraya kaydırmıştı. Karadeniz’in güvenliği bakımından kritik önemdedir.

Bu ülkeyi Türkiye açısından önemli kılan bir başka unsur, tarihi ve kültürel nitelikteki Kırım Türkleri’nin pozisyonudur; çok ciddi mülkiyet ve temsil sorunları var. Başbakan, Kiev’e ayak basar basmaz Kırımlı temsilcilerle bir araya geldi, sorunlarını dinledi ve muhataplarına aktardı.

O nedenle, başbakanın Ukrayna ziyareti stratejik hamledir. Küresel oyunun mihver ülkeleri ola
rak bir araya gelmeleri ve safları sıklaştırmaları önemlidir.

Yukarıda belirttim, aksi halde küresel aktörlerin “bela” interlandından asla kurtulamazlar. Düne kadar Ukrayna’da çok sayıda mafya babası ve çete üyesinin cirit attığı, günlerce bu toprakları karargah olarak kullandıkları biliniyor, bu bilgiler devletin arşivlerinde mevcuttur.

Türkiye’de ise devletin ve siyasetin yıllarca karanlık eylemlerle dizayn edilmeye çalışıldığı gerçeği artık hepimizin bildiği vakıadır.

Ankara’dan Kiev’e uçarken Başbakan Erdoğan’la bu karanlık ilişkileri de bir nebze olsun değerlendirme fırsatı oldu. Hrant Dink cinayeti mevzu olunca başbakan, “36 saat içinde zanlı yakalanıp adalete teslim edildi. İrtibatlarının bulunması yargının işidir. Ancak 4 yıldır bu irtibatlar bulunamadı” dedi.

Söylemek istediği şuydu: Güvenlik birimleri görevini yerine getirdi, ancak yargı tetikçinin arkasındaki karanlık bağlantıları çözme konusunda aynı iradeyi göstermedi.

Haklıdır, zira Dink cinayeti tümden aydınlığa kavuşturulamadı. Sadece o mu? Elbette değil. Daha önceki gün ölüm yıldönümleri anılan Uğur Mumcu ve Gaffar Okan suikastlerinin perde gerisi çözümlenebildi mi?

Genelkurmay’ın son Balyoz açıklaması ve CHP’nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma çabaları, diğer gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde karanlık eylemlerin üzerine gitmenin ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılır.

Sohbet esnasında başbakan haklı olarak sordu: “Tetikçiler yakalanıyor da kumanda merkezinde kim var? Ana kumanda kimde?”

Başka ifadeyle “1 Numarayı” soruyor.

Devreye girdim, “Siz bilmiyor musunuz?” diye sordum. Cevabı çok netti: “Nerden bileyim? Bunu çözmesi gereken yargıdır.”

Açıkça belirtelim; Ergenekon ruhunun esir aldığı yargı sistemiyle bu sorunun çözüm asla mümkün olamaz. Önceki gün meclise sevk edilen tasarının yargının özgürleştirilmesinde önemli bir işlev göreceğini düşünüyorum.

Toparlayacak olursak, devletin şeffaflaşması ve demokratikleşmesi sağlanmadan, 2023 Türkiye’si yaratılamaz, küresel oyunda saf tutulamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi