Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Seçime doğru

Seçime doğru

Seçimlerde halkın tercihini tarafların düşünce ve projelerinin etkilediği düşünülür. Oysa en az bunun kadar önemli olan, süreçte yaşanan olaylardır. Bunlar bir projenin ürünü olabileceği gibi tesadüflerin sonucu da olabilir. Mesela son gözaltılar ve bununla ilgili tartışmalar iktidarın lehine olmamıştır. Gerçi olay yargının bir tasarrufudur ve iktidarın bunu yönlendirmesi mümkün değildir. Ancak tüm eleştiriler iktidara yönelmiş ve basın özgürlüğüne vurulan bir darbe olarak algılanmıştır. İktidarın bu işte herhangi bir etkisinin olmadığı yönündeki beyanları gözardı edilmekte ve tüm sorumluluk iktidara yüklenmektedir.

Bu olay bir tesadüf intibaı uyandırıyor ama önümüzdeki günlerde belli odaklar tarafından hazırlanan ve seçimleri etkilemek amacı güden olaylarla karşılaşabiliriz. Bunlardan en etkilisi Güneydoğu’daki eylemsizlik kararının kaldırılarak çatışmalar yaşanması olabilir. Bu durum Güneydoğu’da güce biat Batı’da tepki olarak tezahür eder ve seçimleri etkiler.

Muhalefet, seçim stratejisini yeni projeler üretmek, yeniden şekillenen dünyada yerimizi belirlemek ve bunun en iyi biçimde oluşmasını sağlamaya çalışmak yerine iktidarı eleştirmek üzerine kurmuş görünüyor. Oysa amaç küçük olaylar etrafında polemik yaratmak değil kaderimizi uzun vadede de etkileyecek olan gelişmeleri yönlendirmek olmalıydı. Mesela dış kaynaklara dayalı büyüme stratejisine alternatif olarak dışardan gelen doğrudan yatırımları teşvik etmek, iç tasarrufları artırarak uzun vadede kendimize yeterli olmamızı sağlayacak projeler üretilebilirdi. Tarımsal üretimi artırmak ve tarımda ileri teknoloji kullanmak amaçlanabilirdi. En kırılgan yanımız olan enerjideki bağımlılığımızın başkaları tarafından yıkıma uğratılmamızın bir sebebi olacağı düşünülerek bu konuda uzun vadeli, alternatif enerji kaynaklarna da yönelik bir politika izlenmesi istenebilirdi. Oysa ana muhalefet “Recep Bey” polemiğiyle yetiniyor ve halkın dedikodu ihtiyacını karşılamayı yeterli buluyor.

Kürt sorununda BDP önceliği şaşırmış görünüyor daha doğrusu gerçekleşecek sonucun işine yarayacağını düşünüyor. Eğer çatışma sona erse ve barış ortamı sağlansa hem militanların hem de liderin affı düşünülebilir. Yani önce barış sonra hoşgörü olacakken tehdit yoluyla sonuç elde etmeye çalışmak bu sonucu engellemek anlamına gelir. Daha açık bir ifadeyle Kürt siyasetçiler Öcalan’ın ebediyyen siyaset dışında kalmasını istiyor ve barış için onunla ilgili şartlar öne sürüyor. Oysa barış sağlansa, kendileri istemese bile, geçmişin izleri silinir.

Öcalan’ı hapiste tutmak istemeleri anlaşılabilir. Çünkü o siyasette yer alırsa bugünkülerin çoğu evlerine dönmek zorunda kalacaktır. Bu nedenle kabulü imkansız talepte bulunuyor ve tüm ülkeyi tehdit ediyorlar. Yapılacak şey Kürtler’e hak ettiklerini vermek, tehditleri duymazdan gelmek, savaşmak isteyenlere gerekli cevabı vermektir. Birlikte yaşamanın sadece diğerlerine yaradığı, kendileri için bir fedakarlık sayılması gerektiği düşüncesinin yanlış olduğunu kendileri de biliyorlar. Biz onların kültürel kimlik teleplerini karşılayalım ama hiç söz etmedikleri ekonomik ve sosyal şartların iyileşmesini, onlara rağmen, sağlayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi