Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Cüneyt Arvasi - Yeni Akit
2011-05-15

Kerhen

Geleceğe dair hayaller, geçmişten birikmiş hatıralar ve bugün.
Siyasete baktığımız üç temel açıyı oluşturuyor.
Karışıklık da işte tam bu noktada beliriyor.
Türkiye’nin geçmişine ve dolayısıyla bugününe o kadar çok farklı zaviyeden bakan var ki!
Herhangi bir olayda tarihler, mekânlar ve kişiler aynıdır.
Fakat bambaşka şekillerde yorumlanmaktadır.
Bazılarımıza göre vatanperverlik olan şey, diğerimize göre buz gibi ihanettir.
Hatta bu yorumlardan yola çıkanlar aynı olayın anlatıldığından bile şüphe edilebilirler.
Neden böyledir?
Kimilerine göre Türkiye’nin kazanımları için yegâne ölçü 1923 Anadolu’sudur.
Gelinmiş bulunan seviye fevkaladedir. Ülke, yerini ve yolunu bulmuş, gelişmişliğini tamamlamak üzere çalışmaya devam etmektedir.
Bazılarımız ise farklı düşünüyor.
Türkiye, devasa bir imparatorluğun ihanet çemberinde darmadağın edilmesinden geriye kalan anakarasıdır.
Tarihin yeniden inşa edilmesi vazgeçilmez bir ülküdür. Bu istikamette rotalar ve menziller bellidir.
Bugünkü Türkiye ise henüz toprağa düşmüş bir tohumdur.
Emperyal veya Büyük Türkiye hayali bu kitlelerin öylesine vazgeçilmez bir hedefidir ki, bir sonraki neslin avuçlarına sıkıştırılan yol haritalarına dönüşüyor.
İçimizdeki farklılıklar koyu etnik fikirler etrafında kümelenmiş kitlelere de uzanıyor.
Onlara göre de bugünkü Türkiye özgürlüklerini ve geçmişlerini gaddarca öğütmüş bir değirmendir.
Bekledikleri şeyler kesintisiz özür ve sınırsız iltimastır.
Şehirde vandalizm, dağlarda terörizm yaparak, demode ideolojilerden beslenerek bir nevi iletişim kurmaya çalışıyorlar.
Bir de dekarasyonun değişmez unsuru olan işbirlikçiler var.
Yeni cumhuriyet projesine ara kapıdan dalarak koltukları kapan bu seçkinler, dışarıdaki efendilerinin bu topraklardaki buyruklarını yerine getiriyorlar.
Büyük sermayeyi ve onun ahtapot kollarıyla sardığı her köşedeki vesayeti temsil ediyorlar.
Bizimle aynı dili konuşuyorlar, bize benziyorlar ama bu topraklara ait değiller.
Bu manzarada siyasetin anlattığı şeyler, ülkenin insanlarının kendisini yorumlarken oluşturduğu farklılıklara katiyen cevap oluşturmuyor.
Fakat bu dağınıklığın ortaya çıkardığı tabloda bir tek ortak nokta var.
“Daha fazla özgürlük ve değişim talebi.”
Belki de bu yüzden seçim kampanyaları fazlasıyla yavan kalıyor.
Projeler açıklanıyor, siyasi vaatler veriliyor, muhalifler topa tutuluyor...
Fakat kitlelerin alakasında bir fevkaladelik gözenmiyor.
Oysa sebebi çok açık...
Siyasi partiler seçim kampanyalarını özgürlükler ve değişim taleplerine yaslamadılar.
Fazla oy almak için merkezde durmaya çalışıyorlar. Bu bakımdan kitlelerin yorum farklılıkları arasında taraf olmaktan çekiniyorlar.
Hala darbe anayasası ile yönetilen bu ülkede birçok kronik sorunun kaynağı sistemdir.
Ancak bu sistem aynı zamanda ülkedeki siyasi partilerin mevcudiyetini de garanti ediyor.
Partizan gruplar elbette ki istisnadır. Ancak Türkiye, bu seçimde siyasi partilerin programlarına oy vermek için sandığa gitmeyecek.
Seçmenler, yorumladıkları ülke manzarasına ya da farklılıklarına en yakın duran liderlere “şimdilik” kaydıyla oy verecekler.
Siyasetin isteksizliğine rağmen değişim ve özgürlük talepleri artarak devam ediyor.
Oy sandıklarına giden yollarda ise “kerhen” tabelası görünüyor.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.