Abdullah Büyük

Abdullah Büyük

Tatile girerken

Tatile girerken

Tatil; “Çalışmaya belli bir süre ara verme, boş kalma, işlevsiz olma” manalarınadır.
Allah’ın kâinatta kurmuş olduğu düzen ve işleyişte bu manada tatile yer verilmemiştir. İnsanın boş kaldığı, kulluk ve işten uzak olduğu bir an düşünülemez. Zira kâinatta en ufak bir tekleme ve duraksama, tüm dengeleri altüst eder. Vücudumuzda bile bunu müşahede edebiliriz. Mesela kalp, tatil yapayım, biraz durayım dese halimiz ne olur? Dolayısıyla “işlevsiz kalma” anlamında tatil, hayatımızı bitirir.
İnsan bazı işlerini belli bir süre durdurabilir. Ama bu sürede vaktini boş geçirmemeli, faydalı işler yapmalıdır. Rabbimiz: “Bir işi bitirdiğinde bir başkasına sarıl. Ne beklersen yalnız Rabbinden bekle.” (İnşirah:7-8) ayetinde; Tatil, istirahat etme, belirli bir zamanı boş ve manasız şeylerle geçirmek değil, “dünyevî ya da uhrevî faydası olan işlerle meşgul olma, ortam ve mekân değişimi” şeklinde olmalıdır.
Evet, hassas Müslüman insan, her zaman bir iştedir. Onun gerçek anlamda istirahat yeri, Cennettir. Bu dünya insan için imtihan yeridir, imtihan anında boş durmak ve gaflet etmek imtihanı kaybetmektir. İnsan daima faydalı işte olmalı ve bu işte yorulmalı, başka bir hayırlı iş ile dinlenmelidir.
Ailemiz, toplum ve Rabbimize karşı olan sorumluluklarımızda tatil olmaz. Bu bağlamda tatili bir iş değişikliği, bilgi ve görgüyü artırma ile ortamı değiştirip farklı işler yaparak dinlenme şeklinde anlayabiliriz.
“İki nimet vardır. İnsanların çoğu bunda aldanmıştır. Bunlar; sıhhat ve boş vakittir!” (Buhârî, Rikâk,1)
Zaman, her anı isteğimize bağlı olmadan akıp giden, tekrarı olmayan ve azlığından yakındığımız bir kaynaktır. İyi değerlendirilince lehimize, değerlendirilemez ise boşa giden bir sermayedir. Fakat hoyratça kullanılıp israf edilince elimizden kayıp giden bir hazinedir.
Bir tatile daha giriyoruz. Çocuklar ve gençlerimiz özlemle bekledikleri tatile girecekler. Bu sürede onları işlevsiz bırakmamak da biz velilere düşüyor. Zira eğitim bir süreç işidir. Bu süreç; “Beşikten mezara kadar” kesintisiz devam eder.
Dinlenme zamanı olarak algılanan tatiller, Efendimiz(as)’in işaret ettiği gibi değerini bilmekte aldandığımız boş vakit dilimlerindendir. İnancımızda bizim algıladığımız gibi bir tatil anlayışı mevcut değildir.
Bazılarına göre tatil, güzel olmayan ortamlarda doyasıya eğlenmek, mal ve zamanı israf etmektir. Yine bazı çalışanlara göre, biriktirebildiği üç beş kuruşu israf ettiği bir zaman dilimidir. Batıdan gelen bu tatil anlayışı, sebep, uygulanış ve sonuçları itibariyle bize uymaz.
Allah(cc), “Bir işi bitirdiğinde bir başkasına sarıl” ayetine göre bizim tatilimiz, yeni ve faydalı işlerin yapıldığı, malın ve zamanın israf edilmediği bir zaman dilimidir.
Peki, tatilleri en güzel şekilde nasıl değerlendirilebiliriz? Amaç güzel ve doğru, o amaca götüren yol doğru değilse, çoğunlukla istenilenin tersiyle karşılaşılır. Dikkat etmemiz gereken şey; “nasıl olsa tatil” diye düşünüp çocuklar ve gençlerimizi başıboş bırakmayalım. Özellikle iyi arkadaş ortamı oluşturmasına yardımcı olalım.
Çocuklarımızı, Kur’ân kurslarına, camilerimize veya Gönüllü Kültür Teşekküllerinin açtığı yaz kurslarına gönderelim. Dinî ve sosyal içerikli etkinliklere katılmaları için teşvik edelim. Ancak bu, çocuğu baştan savmak amaçlı yapılmamalıdır.
Peygamberimiz(sav)’in, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir” (Buhârî, Fedâilu’l-Kur’ân, 21) müjdesine layık olan velilerden olmaya çalışalım.
Ayrıca “İşte ben Kur’ân kursuna gönderiyorum. Ben vazifemi yaptım” anlayışıyla her şeyi kurs eğiticilerinden beklemek de, bir yanlıştır.
Çocuk ve gençlerimize yardımcı olmak için mükemmel olmak gerekmez, samimi olmak ve ilgi göstermemiz başarıyı artırır. Başarılarla dolu nice tatillere...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah Büyük Arşivi