21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 33°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 31°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 26°C Balıkesir
  • BIST: 106.646 -0.08
  • Altın: 141,780 0.49
  • Dolar: 3,5310 0.28
  • Euro: 4,1134 0.44

İki parti, iki sınav!

Haşmet Babaoğlu

Hastalıktı, sağlıktı. Tatil havalarıydı.
Ege yollarıydı. Damak tadıydı, mutsuz mutluluk arayışlarımızdı. Hepsi tamam!
Çok yazdım, yine yazarım.
Bunları bırakıp siyasete dönmeli şimdi!
Siyasal aktörlerin sahnesine değil tabii! İşin o tarafıyla hakkını vererek uğraşan çok "köşeci" var.
Beni ilgilendiren siyaseti besleyen sosyolojik damarlar! Gelecek o damarlardan akan kanla şekilleniyor.
Ama önce iktidar ve ana muhalefet partisi açısından iki önemli noktayı vurgulamalıyım. Daha doğrusu,iki farklı yol ayrımını ya da iki sınavı...
***
AK Parti yol ayrımında.
Diyeceksiniz ki...
Her iki seçmenden birinin oyunu kazanmışken mi? Partinin lideri ve Başbakan Erdoğan bölgesel bir lider niteliğiyle bütün dünyada sivrilmeye başlamışken mi?
Evet! Anlatayım...
AK Parti bugüne kadar bürokratik oligarşinin vesayetine karşı mücadele etti. Çok mesafe kaydetti.
Bu sayede...
Kamuoyuna "çok partili demokrasi tarihimiz" diye yutturulan...
Aslında sadece ekonomi politikalarına (o da izin verildiği kadarıyla) müdahale eden ve günü gelince iktidardan apar topar indirilen partiler tarihi kapandı!
***
Yol ayrımı şu...
Başta Türkiye yurttaşı Kürtlerin sorunları ve AB ile ilişkiler, hatta Ortadoğu rejimlerinin yeniden şekillenişi olmak üzere birçok temel sorunun çözümü demokratikleşmenin boyutlarını genişletmekten geçiyor. Daha fazla kaybedecek vaktimiz yok!
Peki ne olacak?
AK Parti bugüne kadar demokratikleşme meselesini "anti-vesayetçi mücadele" sinin bir parçası olarak gördü.
Fakat "Yeni Türkiye"ye bu yetmez. Bu gerçeği görecek ve kabullenecek mi AK Parti?
Yoksa içindeki "muhalif" çekirdeği bastırıp sokakta hep "gazcı", ekonomide sadece "kalkınmacı" bir merkez parti olmayı mı seçecek?
Liderine bakarsak, ikinci ihtimal zayıf!
Fakat ne çok kesim bir türlü baş edilemeyen AK Parti'nin "uslu" bir merkez partisi olması hayalini kuruyor, biliyoruz.
***
CHP de başka bir yol ayrımında.
Sürekli yazıyorum. CHP'nin temel meselesi Kılıçdaroğlu mu, Baykal mı, yoksa yeni birileri mi meselesi değildir! Medya aldatmacasıdır bu!
Bu partinin tarihsel dinamikleri ve sahip olduğu seçmen popülasyonu artık sınıra dayandı. Partinin başına kim gelirse, gelsin durum değişmeyecek!
CHP ile halk arasındaki mesafe artık kapanmaz.
***
Şimdi karanlık odaklar CHP'yi yeni bir yol ayrımına sürüklüyor.
İlerde seçmenden asla tek başına iktidar teveccühünü kazanamayacağı belli olan CHP'yi sokakları kullanarak inşa edilecek bir "parlamento dışı muhalefet" hareketinin partisi yapmaya çalışıyorlar.
Ön çalışmalar zaten tamamlanmıştı. Malum bu yolda partinin DNA'sıyla oynanmış, vekil kalitesi ve ideolojik sıva bozulmuştu.
Şimdi ne olacak?
CHP parlamenter demokrasinin temel taşlarından biri olmayı sürdürecek mi?
Yoksa marjinalleşme pahasına kaosçuların tuzağına mı düşecek?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.