21 Ekim 2017 Cumartesi30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 15°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,185 -0.02
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Demokrasi bahane, zenginlikler şahane!..

Abdulkadir Özkan

ABD ve yandaşlarının İslam dünyasına bakışı bilinmesine rağmen hâlâ onlarla kolkola İslam dünyasının sorunlarına çözüm bulmak gibi bir arayışın içinde olmanın mantıki bir izahı olabilir mi? Belki ABD ve diğer sömürgeci yandaşları ile birlikte olmadan koltukları korumanın zor olacağı ileri sürülebilir. Yani dünya jandarması ABD ile birlikteliğin iktidarın korunmasının ilk şartı olduğu düşünülebilir. Peki bu birliktelik İslam dünyasının zararına oluyor, o ülkelerin iliklerine kadar sömürülmesine yol açıyorsa bir iktidar uğruna buna değer mi? sorusu akla gelmez mi...

Şunu hemen belirteyim ki ABD ile birlikteliğin sakıncaları pek çok lider tarafından elbette biliniyordur. Bu birliktelik bazı liderler için sadece iktidarlarının devamı adına sürdürülüyor olmayabilir. Çeşitli sorunları aşmakta bu birlikteliğe samimi olarak ihtiyaç duyan yöneticiler az olmayabilir. Hemen belirtelim ki niyetlerin iyi olması yeterli olmuyor. Söz gelimi İslam dünyasında diktatörlere karşı devrim rüzgarı esmeye başladığında pek çok Müslüman ülke yönetimi emperyalistlerle birlikte hareket etti ya da bu görüntüyü verdi. Halbuki Tunus, Mısır ve Libya'da diktatörlere karşı başlatıldığı ileri sürülen ayaklanma hareketlerine destek veren bazı Müslüman ülke yöneticilerinin kendi durumları söz konusu ülkelerden farklı değil. Yani o rüzgar birgün kendilerini de önüne katıp sürükleyebilir. Bu sürüklenmeden kurtulmanın yolu gönül rızası ile ülke zenginliklerini emperyalistlerle paylaşmaktan geçiyorsa o zaman balık baştan kokmuş demek değil midir?

Herne ise artık tüm İslam dünyasının görmesi gereken gerçek arkasında başta ABD olmak üzere emperyalistlerin bulunduğu hiçbir devrim ya da darbe gerçekleştirilen ülkelerin hayrına bir sonuç vermeyecektir. Çünkü şimdiye kadarki uygulamalar bunu gösteriyor. Batılı sömürgecilerin bir ülkeye girerken ilan ettikleri niyet ve sebep ne olursa olsun gerçek girilen ülkenin sonuna kadar sömürülmesidir. Öncelikli olarak o ülkenin sömürüye hazır hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için iç çatışmalar körüklenir bir taraftan bir çok ülkede insanlar birbirini öldürürken emperyalistler öbür taraftan o ülkenin zenginliklerini ülkelerine taşımayı sürdürürler. Bugün Afrika'nın çeşitli ülkelerinde insanlar açlıktan ölüyorsa bundan birinci derecede sorumlu bir yandan Afrika'yı sömüren öbür yandan Hristiyanlaştırmaya çalışan Batı dünyasıdır.

İslam dünyasına dönük gelişmeleri ana hatları ile hatırladığımızda karşımıza demokrasinin bahane olduğu koyu bir sömürünün çıktığını görürüz. Irak'ın işgali bunun açık örneğidir. Irak'ta iki hedef vardır. Birincisi zengin petrolünü sömürmek, ikincisi İsrail karşısında daha zayıf bir Irak oluşturmak. Afganistan terör bahane edilerek işgal edildi. İşgalden bu yana terörden ağırlık olarak da ABD askerlerinin saldırısı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı milyonlara ulaştı. Bugün gelinen noktada ABD yer altı araştırma ekipleriyle bu ülkenin dünyanın en zengin maden yataklarına sahip olduğunu tespit ederek onlarca ABD şirketinin 1 trilyon dolarlık bu madenleri çıkarmak için harekete geçtiğini öğreniyoruz. Yani Afganistan terör bahane edilerek işgal edilmiş olsada gerçek sebep bugün açıkça görülüyor. Demokrasi ise laftan ibaret. Libya'da da benzer bir durum yaşanıyor. Libya'da yeni rejim daha oturmadan ABD ve Fransa başta olmak üzere sömürgeciler petrol paylaşımı için harekete geçmiş durumdalar. Yani Libya'nın Kaddafi'den kurtulması bu ülkeleri fazlaca ilgilendirmiyor. Maksat petrolden daha fazla pay almak.

Batılı ülkelerin öncelikli hedefi İslam ülkeleri ve Müslümanlar olduğu gerçeğini artık herkesin görmesi gerekiyor. Söz gelimi ABD'de İsrail elçisi konuşurken bir grup Müslüman genç Gazze'deki durumu eleştirdi gençler hemen mahkemeye sevk edilerek cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir. Yani Müslüman gençlerin düşünce özgürlüğü gibi bir hakkı yoktur bu sömürgeciler nezdinde. Öte yandan Batı'da İslam ve Müslüman düşmanlığı sürekli olarak körüklenmektedir. Bunu gizlemeye bile gerek duymuyorlar. Bunu söylerken tüm Batı dünyası bu noktadadır diyor değilim ama yönetimlere bu anlayıştaki kişiler hakim. Artık Müslüman ülkelerin yöneticileri emperyalistlere çok basit çıkarlar uğruna bilmeden de olsa hizmet etmekten kurtulmak durumundadırlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.