Resul Tosun

Resul Tosun

Libya ötekilere ders olsun

Libya ötekilere ders olsun

Çukurca'daki terör saldırısı bütün dünyanın özellikle İslam dünyasının ve bahusus arap dünyasının gündeminde birinci sırayı işgal ederken Kaddafi'nin ölümü üzerine dikkatler o tarafa çevrildi.

Kaddafi'nin cemahiriye adı altında sürdürdüğü 42 yıllık dikta rejimi evvelki gün tamamıyla sona erdi.

Kaddafi evvelki gün trajik bir şekilde öldürüldü.

Evet trajik yani acıklı bir şekilde öldürüldü.

Zalim de olsa, diktatör de olsa bir insanın bu şekilde öldürülmesi yürek burkuyor.

Aslında öldürmeyip mahkeme huzuruna çıkarsalardı demek daha akılcı gibi geliyor ama 42 yılın acısını yüreğinde taşıyanların ve sadece son aylarda binlerce insanın kanına girmiş bir diktatörü yakalayan muhaliflerin duygularına hakim olamaması belki anlaşılabilir.

Ne var ki bu görüntülerin yayınlanması Kaddafi sonrası dönemin istikrarı açısından çok da faydalı bir yöntem değildir.

Saddam'ın bir bayram sabahı alelacele linçe benzer bir şekilde idam edilmesi gibi Kaddafi de unutulmayacak bir yöntemle infaz edilmiş anlaşılan.

İntikam duygusu ağır basmış.

Tabii madalyonun öteki yüzü, diktatörlerin akıbetini göstermesi açısından ibret verici bir manzara arz ediyor.

Cemahiriye adını verdiği ne idüğü belirsiz bir sistem adı altında dikta yönetimini sürdüren Kaddafi normal bir diktatör de değildi.

Kendisini ululayan ve putlaştıran halkına kul gözüyle bakan başka halklara ve başka ülke yöneticilerine de kendisine tabi insanlar muamelesini layık gören, abuk subuk taleplerle gülünç duruma düşen buna rağmen kendisini tanrı gibi gören bir zavallıydı aslında.

Libya'yı gezip halkını tanıdığımda şaşırmıştım. Nasıl ter temiz pırıl pırıl bir halk böylesine bir deli tarafından yönetilir diye.

Libya halkı aslında hiçbir zaman Kaddafi'nin saçmalıklarına inanmamış hatta yakınındaki çoğu bürokrat bile Kaddafi'nin deliliklerine bıyık altından gülmüş ama konjoktür gereği emrinde çalışmaktan geri durmamışlardır.

5 yıl önce (milletvekili iken) resmi bir heyet ile Libya'yı ziyaret ettiğimizde yetkililerin bize utana sıkıla ilettikleri Kaddafi taleplerini duyunca şaşırmamıştım. Heyetler arasında kapsamlı ve çok faydalı görüşmeler yapılırken Kaddafi'nin sözcüsü bizimle yaptığı çok özel görüşmede,(ki bu görüşmeyi tutanaklara geçirmesi için büyükelçimizden bir görevli istedim ve bu uzun görüşme tutanaklara geçti!) "Kaddafi'nin Türkiye'den bazı talepleri var onları yerine getirmezseniz bu anlaşmaların hiçbiri gerçekleşmez." diye ısrar ediyordu.

Talepler, Türkiye'nin geçmişte Libya'yı sömürdüğünü itiraf anlamına gelecek uçuk şeylerdi.

Tıpkı Erbakan hocaya yaptığı densizlik gibi herkese her an bir densizlik yapabilecek tıynette olduğunu o istekleri duyunca bir kez daha anladım ve Türkiye'ye dönünce Cumhurbaşkanına, başbakana ve TBMM başkanına durumu bildiren ve onlara Kaddafi ile basın karşısında konuşmamaları ikazında bulunan bir yazı gönderdim.

Adam deliydi. Kendisini tanrılaştırmıştı.

Hatırlayın halkı gösterilere başladığında onları insan olarak bile görmediğini söylüyor halkına "sıçanlar" diye hitap ediyordu.

Kadere bakın ki halkına sıçanlar diyen diktatör bir sıçan gibi köprü altında bir delikte yakalanıyordu.

Tepeden baktığı sıçanlar dediği halkından bu sefer merhamet dileniyordu, öldürmeyin diye yalvarıyordu. Demek ki Saddam'dan bir gömlek daha aşağıda bir diktatörmüş. Çünkü Saddam yargılanırken de öldürülürken de muhaliflerine meydan okuyordu, boyun eğmiyordu.

Akıbeti ortada.

Bölge bir değişim süreci yaşıyor. Bölge diktatörlerinin bazıları hala bu değişimi anlamamakta ve halkına kurşun sıkmakta ısrar ediyor.

Ne diyelim, Libya halkına hayırlı, öteki diktatörlere ders olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Resul Tosun Arşivi