24 Temmuz 2017 Pazartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 27°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,669 -0.01
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

İran ile birlikte Pakistan da NATO'nun hedefinde

Abdulkadir Özkan

"NATO Afganistan'a Pakistan'ı vurmak için mi gitti?" başlıklı yazım üzerine İstanbul Fatih'ten arayan bir okuyucum söylediklerime katılmakla birlikte "NATO'nun Pakistan'a vurmasının esas sebebinin Pakistan'ın atom bombasına sahip olmasıdır" değerlendirmesini yapıyordu. Doğrusu işin bu boyutu aklıma gelmemişti. Nükleer silah üretmek için çalışıyor diye İran'ı hedef tahtası haline getirenler atom bombasına sahip Pakistan'a sessiz kalmaları elbette mümkün değildir. Özellikle de bir Müslüman ülke olan Pakistan'ın böyle bir silaha sahip olması emperyalist güçlerce kabul edilemez. Meseleye bu açıdan baktığımızda NATO'nun Afganistan'ı işgal gerekçesi görünüşte bu ülkede barındığı ileri sürülen Taliban güçleri olmakla birlikte gizlenen hedefin Pakistan olduğunu söylemek yanlış olmaz. Böylece hem Afganistan işgal edilmiş hem Pakistan her an müdahale edilebilecek bir konuma getirilmiş hem de İran yukarıdan da kuşatma ve kontrol altına alınmış oluyor. Buna birde Füze Kalkanı Projesi'nin bir ayağının ülkemize konuşlandırılmış olması eklenirse sanıyorum işin özü daha net görülmüş oluyor.

Peki Pakistan'ın elinde kesin olarak atom bombası var mı? Varsa bu bomba hangi ülke için tehlike oluşturuyor?

Aslında bir Müslüman ülkenin nükleer silaha sahip olmasının hangi ülke için tehlike oluşturduğu sömürgeciler için pek önemli değil. Önemli olan Müslüman ülkelerin böyle bir silaha sahip olmaması. Söz gelimi İsrail bu tür silahlara sahip olabilir ama çevresindeki Müslüman ülkeler olamazlar. Kaldı ki bir Müslüman ülkenin saldırıya hedef olması için nükleer silaha sahip olması da gerekmiyor. Bir ihtimal bile saldırının gerekçesi olabilir. Ya da bahanesi olarak kullanılabilir. Irak'ta böyle olmadı mı?

Hemen belirteyim ki Pakistan NATO ve ABD saldırılarına kolaylıkla teslim olacak değildir. Zaten son saldırı gerek Pakistan halkı gerek ordu ve yönetici kesimlerden sert tepki almıştır. Buna rağmen muhtemel bir çatışmanın içine Pakistan'ın çekilmek istenmesi uzak ihtimal değildir. Olayı sadece Afganistan'daki NATO gücünün Pakistan'a yönelik münferit bir saldırısı olarak ele almak yanıltıcı olur. İslam dünyasına yönelik bir projenin hayata geçirilmesi söz konusu ve bu projeye Pakistan'da dahil ise olayları geniş açıdan ele almak gerekir. İran, Suriye, Pakistan ve özelliklede Türkiye bu projenin içinde görünüyorlar. En azından Suriye'yi Türkiye ile vurdurmak böylece ülkemizin İran ile ilişkilerini koparmak, İran'ı iyice yalnızlaştırmak zincirin bir halkasını oluşturabilir. Bu arada Pakistan ile ipleri kopararak vurmak için bahane oluşturmak ve netice itibariyle kıskaca alınmış bir İran'a istediklerini yaptırmaya çalışmak gibi gelişmeler söz konusudur.

Bu arada okuyucumun belirttiği gibi tüm bu gelişmeler bir Üçüncü Dünya Savaşı'nı patlatır mı bilemiyorum. Çünkü, Batılı güçler İslam Dünyası söz konusu olduğunda anında bir birlik oluşturabilmektedir. Söz gelimi Irak, Libya ve Afganistan'da bu birliği sağlamakta güçlük çekmediler. Buna karşılık İslam dünyasının birlik sağladığını söylemek mümkün değil. Eğer İslam Dünyası birlik oluşturabilmiş olsa belki ABD ve yandaşları böylesine rahat hareket edemezler ve saldırılarına karşı da geniş çaplı bir tepki oluşturulabilir. Ancak en azından şimdilik Müslüman ülkeler saldırganlara karşı tek tek direniş göstermek durumundalar. Böyle olunca da ABD ve yandaşlarının İslam ülkelerini hedef alan saldırılarının Üçüncü Dünya Savaşı'na yol açabilmesi için karşı bir cephe olarak Rusya ve Çin'in devreye girmesi gerekiyor. Şu anda böyle bir gelişme pek görünmüyor. Ancak, Suriye konusunda Rusya'nın sesini yükseltmesi ve Akdeniz'e üç savaş gemisini göndermesini bir Üçüncü Dünya Savaşı'nın habercisi olarak yorumlamak erken olur diye düşünüyorum.

Kaldı ki NATO çerçevesinde toplanmış olan güçler düşman olarak İslam dünyasını belirlemiş durumdalar. Belirledikleri bu hedefe tek tek vuruyor ve istedikleri değişiklikleri yaptırıyorlar. Bu bakımdan ilan edilmiş olmamakla birlikte Üçüncü Dünya Savaşı zaten yaşanıyor. Ancak, bu savaş şimdilik tek taraflı sürdürülüyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.