29 Temmuz 2017 Cumartesi5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:03Güneş 05:50Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:32Yatsı 22:11
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,977 0.57
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

Ermeni meselesinin belkemiği "mallar"...

Engin Ardıç

Kontrgerillanın değil de üç beş münferit serserinin öldürdüğünü mahkeme kararıyla öğrendiğimiz(!) Hrant Dink, şunları söylerken yüzde yüz haklıymış: "Ermeniler'den kalan mallar kimlere paylaştırıldı, neler, kimler ne oldu diye sorulsa, bu çok büyük sarsıntı yaratır. Çünkü ülkeye belletilmiş bir tarih çökecek. 'Eğer bu tarih yanlış anlatıldıysa, o zaman başka şeyler de yanlış anlatılmıştır' düşüncesi topluma yayılacak. Türkiye'de önemli bir dönüşüm olacak."
(Ulan, beni de vurmayın ha!)
Evet, bu da ülkemizin "bilinip de bilinmeyen" gerçeklerinden biridir.
Çok kişi domuz gibi bilir, hiçkimse bilmez.
1915 yılında, adına ne derseniz deyiniz bir "Ermeni kırımı" yaşandıktan sonra, Anadolu'da servet "el değiştirmiştir."
Servet deyince aklınıza bugünkü şartlar gelmesin tabii, o zamanın serveti, tarlalar, evler, dükkânlar, paralar... Sanayi değilse bile küçük emtia üretiminin araçları, marangoz atölyeleri, saatçilik, terzilik gereçleri, vesaire. (Piyanolar işlerine yaramadığı için onları yakmışlardı.)
Hani şu her ne hikmetse "dedenizin bahçeye gömülü bir küp içinde buluvermiş olduğu" altınlar!
Bu mallara konanlar, daha sonra kurtuluş savaşımızın "motor" gücü olan "eşrafı" oluşturdular.
Mustafa Kemal Paşa, kendilerine "efendiler, beni desteklemek zorundasınız, çünkü müttefikler buralara gelir de Ermeni mallarının hesabını sorarlarsa ayvayı yersiniz" dedi!
Nitekim TBMM'nin ilk çıkardığı kanunlardan biri (toplanır toplanmaz, hemen 23 Nisan 1920 tarihinden birkaç gün sonra), "müttefik subaylarının Anadolu'da tehcir meselesini araştırmalarına izin verilmeyecektir" şeklinde olmuştu...
Eşraf, kendini korumak için bürokrasiyle el ele verdi. Bu zoraki birliktelik 1945 yılına kadar, yirmi beş sene sürdü. O tarihte, eşraf bürokrasinin kendisine ayakbağı olmasından artık sıkıldı (kendi başına ayakta durabilecek kadar güçlenmişti), "yeter, söz milletin" diyerek kendi partisini kurdu.
Bugün korkulan, bu faturanın doksan beş yıl sonra önümüze çıkarılmasıdır.
Ermeniler para isteyecekler, bundan korkuluyor!
Vatan millet Sakarya edebiyatı, bu kaygının kılıfıdır.
Kalıbımı basarım, dünya Ermeni camiası "tazminat istemeyeceğine dair" bir taahhütte bulunabilse, bunun garantisini verebilse, Türkiye şu kırım meselesini kabul eder!
O günü görür müyüm bilmem. Sanmam da.
Sokak ortasında değil de yatağımda ölmek istediğim için de, bu konuyu bundan fazla yazmam.
Korkar mıyım? Evet, korkarım. Ölümden değil, tantuna gitmekten.
Benim cenazeme yüz bin kişi gelmez. Demokrat geçinen hiçbir entel zibidi kanımı aramaz, yerde bırakır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.