25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 26°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 97.930 -0.39
  • Altın: 144,040 -0.05
  • Dolar: 3,5642 -0.25
  • Euro: 3,9945 0.01

Hesap sorulmadan 28 Şubat bitmiş olmaz

Abdulkadir Özkan

Şu günlerde yıldönümü münasebetiyle 28 Şubat süreci sorgulanıyor. Bu sorgulama geniş bir yelpazede yapılıyor ki bu sevinilecek bir durum. Çünkü, 28 Şubat sürecine tetikçilik yaparak doğrudan destek verenlerle susarak destek verenlerin önemli bir bölümü bugün 28 Şubat sürecini eleştiriyor, sorumlularını suçluyorlar. Olayın bu noktaya gelmesi memnuniyet verici olmakla birlikte 28 Şubat sürecinin sorumlarından hesap sorulmadığı sürece bu gelişmeye alkış tutmanın fazlaca bir anlamı olmaz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkede her dönemde güçlüden yana olan, istasyona gelen trene ilk atlayanlardan olmayı iş edinmiş geniş bir kesim var. Bu bakımdan, ileride 28 şubat sürecine benzer bir hadise söz konusu olduğunda bugün geriye dönük olarak günah çıkmaya soyunanların ne yapacakları, nasıl bir tavır sergileyeceklerini kestirmek zor değildir.

Bu meslekte 40 yılı aşkın zaman zarfında öylelerini gördük ki böylesine bir değişimi nasıl gerçekleştirebildikleri sorusuna kendimizi ikna edecek cevap bulamadık. Söz gelimi sadece 12 Eylül 1980 darbesinin ardından siyasi partilerin kurulmasına izin verildiği günden bugüne yaşanan bazı olayları ve bu olayların kahramanlarını hatırlamak yeterlidir.

Diyebiliriz ki 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde MSP saflarında siyaset yapan bazıları anında kendilerini Özal'ın ANAP'ına attılar. ANAP zayıflamaya başladığında yıldızını parlar gördükleri Refah Partisi'ne koştular. Buradan da 28 Şubat sürecinin estirdiği havayı kendilerine göre değerlendirerek AK Parti'de yerlerini aldılar. Benzer değerlendirmeyi geçmişin pek çok solcusu içinde söylemek mümkündür. Bunları sıralamak da sanıyorum bunlarla birlikte olanlara düşer.

Derdim siyasi yelpazede kimlerin nerelerden nerelere geldiklerinin dökümü yapmak değil. Geçmişte 28 Şubatçılara destek verenlerin bugün 'yanıldık' demelerine fazlaca güvenmemek gerektiğini unutmamak gerekiyor. Yarın masaya güçlü bir yumruk indiğinde - dileriz bu hiç olmaz- bugün günah çıkaranların yeni bir hamle yaparak güçlü yumruğun yanında yer almaları, yumruk yalayıcılığına soyunmaları sürpriz olmaz.

Bugün 28 Şubat süreci ve bu süreçte siyaset üzerinde baskı oluşturmaya yönelik eleştiri yapılabiliyor olması ve bu hususta geniş bir yelpaze oluşturulması önemli bir gelişmedir. Ancak, bu gelişmenin geriye dönüşe izin vermemesi için geçmişin darbecilerinden mutlaka hesap sorulması gerekiyor. Canları sıkıldıkça darbe yapılması ve siyasetin kendi isteklerine göre yönlendirmesini iş edinmiş bürokratlara bu yolun kapandığının gösterilmesi için de geçmişte bu yola baş vuranların cezalandırılması gerekiyor.

Burada sanıyorum bir zorluk söz konusu. Çünkü,28 Şubat Süreci'nin sorumlularını sadece asker bürokratlarla sınırlı tutmak doğru olmaz. Bunun üniversitelerden, yüksek yargıya oradan emniyete kadar uzanan boyutu var. Genelkurmay'a giderek brifing alan ve bu brifing doğrultusunda konumlarını kullanan tüm kesimler 28 Şubat Sürecinden sorumludur. Olayın elbette birinci derecede sorumlusu asker bürokratlardır. Ancak, onların medyadan, yüksek yargıya, oradan emniyete uzanan çizgide destekçileri olmasaydı sanıyorum sadece 28 Şubat Süreci değil, bundan önceki diğer darbelerde gerçekleşemezdi. Bunun için diyorum ki darbelerin sivil uzantıları da darbeciler kadar sorumludur. Söz gelimi 27 Mayıs 1960 darbesinde Tarım Bakanlığı'nda memurdum ve Akşam Lisesine devam ediyordum. Birlikte çalıştığımız CHP'lilerin darbenin arkasından sergilediği tavrı ömürüm boyunca unutmam mümkün değildir. Buna bir örnek vermek istiyorum. Darbenin arkasından sokağa çıkma yasağı kalkmış işyerimize gelmiştik. Harbiyeliler okuldan düzgün sıralar halinde çıkmış Kızılay'a doğru yürüyüş yapıyorlardı. Bakanlığın camlarından sarkan pek çok insan 'Ordu ordu çok yaşa' diye tempo tutuyordu. Bu manzara karşısında üzüntüden bir kenara çekilmiş olanları izlerken o güne kadar aramızda hiçbir sorun yaşanmamış olan bir CHP'li memur, "CHP iktidar olsun sizin gibilere yapacağımızı biliyoruz" diye tehdit etmişti. Kısacası siviller askere destek vermeseydi sanıyorum darbeler olmazdı. Bu bakımdan bugün gelinen noktada asker-sivil dünün tüm darbe destekçilerinden en azından 28 Şubat Sürecinin hesabının sorulması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.