23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 12°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 89.809 -0.88
  • Altın: 145,306 -0.07
  • Dolar: 3,6167 -0.04
  • Euro: 3,9083 -0.13

Eğitim reformu ve okula başlama yaşı

Abdulkadir Özkan

Okuyucularım hatırlayacaklardır eğitimdeki yeni düzenleme gündeme geldiği ilk günlerde okula başlama yaşının 5'e çekilmesinin yeniden düşünülmesi gerektiğine dikkat çekmiştim. Düşüncemde haklı olduğumu gelişmeler gösterdi. Çünkü, henüz iktidar partisi içinde bile bilgilendirme eksikliği var. İktidar partisi mensuplarının bazıları okula başlama yaşı olarak 60, bazıları ise 72 ayın bitimini savunuyor. Yani 5 yaşın bitmesini okula başlama yaşı olarak erken bulanlar var. Bunun sebeplerinin başında iktidarın eğitimde düşündüğü değişikliği toplumla olmadığı gibi kendi içinde de yeterince paylaşmamış olmasıdır. Unutmamak gerekir ki, bazı alanlarda seçilmiş olmak millete rağmen ben yaptım oldu hakkına sahip olunduğu anlamına gelmez. Vekalet vermek milleti bilgilendirme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz, kaldırmamalı.

Eğitime verilecek yeni şeklin uzunca bir süreden beri toplumda tartışıldığı Milli Eğitim Bakanı tarafından ifade ediliyor. Neyin nerede tartışıldığını anlamak mümkün değil. Toplumun geniş bir kesimi tarafından zorunlu eğitimin kesintisiz olarak 8 yıla çıkartılmasını tartışılıyor, hatta karşı çıkılıyordu. Ancak, birden bire toplumun önüne çıkartılan husus zorunlu eğitimin kesintisiz olmaktan çıkarmaktan ibaret değildir. TBMM'de görüşülen ve tartışılan teklif yeni bir sistemi öngörüyor. Öylesine yeni ki okula başlama yaşından zorunlu eğitimin süresinin artırılmasına, yönlendirmeden, orta okulların yeniden açılmasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Buna birde ana sınıflarını eklediğinizde okula başlama yaşının 4'e çekilmesi söz konusu. İşin bu boyutu üzerinde şimdilik pek duran yok. Tüm bu değişikliklerin şartlarının hazır olup olmadığı hiç tartışılmıyor sadece zorunlu eğitimin süresi gündemde. Halbuki şu anda ana sınıfları bazı illerde zorunlu hale getirilmiş olmasına rağmen işin alt yapısı yeterli değildir. Çünkü, ana sınıfının tüm ülkede zorunlu hale getirilmesi demek yaklaşık iki milyon çocuğa yeni sınıflar açılmasını, bunların başına birer öğretmen ve öğretmenlere birer yardımcı eleman teminini gündeme getiriyor. Şu ana kadar devlet ana sınıflarına kadrolu ya da sözleşmeli olarak öğretmen temin ediyor. Mekanı olan okullarda sınıfı açıyorlar. Ana sınıfı öğretmenlerinin yardımcı elemanını veliler temin ediyorlar. Bunun yanında pek çok okulumuza devletin atadığı yardımcı elemanlar yetersiz olduğu için velilerden toplanan paralarla yardımcı elemanlar çalıştırılıyor. Bunlara ödenen paranın asgari ücretin bile altında olduğu, kaçak işçi konumunda oldukları ayrı bir konu. Hemen belirteyim ki velilerin imkanları nispetinde çocuklarının eğitimine katkıda bulunmalarına karşı olanlardan değilim. Ancak, zorunlu eğitim dediğiniz takdirde bunun tüm gereklerinin devlet tarafından karşılanması gerekmez mi? Hâlâ pek çok okulumuzda 38-40 kişilik sınıfların bulunuyor olması da eğitimde mekan sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor. Öğretmenlerin yeterliliği üzerinde duracak değilim. Ancak, alınan kararların önce alt yapısının oluşturulması gerektiğini, ondan sonra yeni adımın atılması gerektiğini düşünüyorum. Söz gelimi son yıllarda Halk Kültürü adı altında yeni bir ders verilmeye başlanmış ve programda yer almıştır. Ancak, bunun eğitimini almış öğretmen yoktur. Böyle olunca söz konusu dersi Türkçe ve Edebiyat dersinden ayırmanın anlamı nedir? Bunun yanında Teknoloji ve Tasarım diye bir ders devreye sokulmuş ama bu hususta eğitim almış öğretmenler yoktur. Bununda ötesinde her öğrencinin buluş fikrine sahip ve yatkın olması mümkün olabilir mi? Bu konuda ilgisi hiç olmayan çocuklara ille de bu dersi göreceksiniz ve yeni icatlar bulup geleceksiniz demenin anlamı olabilir mi?

Bu hususlara dikkat çekerken ne Halk Kültürü nede Teknoloji Tasarım dersine karşıyım. Ancak, eğitimde ayaküstü kararlarla istenen sonucun alınmasının mümkün olmadığına dikkat çekmeye çalışıyorum. Bu bakımdan Meclis'te tartışılmakta olan son teklifin iyi niyetle gündeme getirildiğinden şüphem olamamakla birlikte işin derinlemesine düşünülmeden gündeme getirildiği gibi bir görüntü veriyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.