Merve Kavakçı İslam

Merve Kavakçı İslam

Bir Amerikalı’nın gözünden 10 maddede İslam dünyası

Bir Amerikalı’nın gözünden 10 maddede İslam dünyası

ABD’de İslam’ın gündeme oturduğu 2001 senesinden itibaren dinimizle ilgili merak halk arasında arttı.

Ancak bu oranda önyargı da arttı. İslam düşmanlığı yaygınlaştı. Şu gazete başlıkları, bunun medya eliyle nasıl yürütüldüğüne sadece bir kaç örnek:
Köşe yazarı Ann Coulter, ‘13 Eylül 2001’de bütün Müslüman ülkeleri işgal etmeli, liderlerini öldürmeli ve halklarını hıristiyanlaştırmalıyız’ demişti National Review adındaki dünyaca meşhur yayında.
Saxby Chambliss adındaki Cumhuriyetçi milletvekili 2001 yılının Kasım ayında 11 Eylül olaylarına tepkisini şu sözlerle veriyordu: ‘Yapmanız gereken sadece şerifleri salıvermeniz, önlerine gelen Müslümanı eyalet sınırlarında tutuklayıversinler.’
Dönemin adalet bakanı Cumhuriyetçi John Ashcroft katıldığı bir radyo programında İslamiyetle Hıristiyanlığı mukayese ederek, “İslamda evladını Tanrı için ölmeye yolluyorsun, Hıristiyanlıkta ise Tanrı oğlunu senin yerine ölmeye yolladı” diyordu.
Siyasete yaptığı etki ile de tanınan tanınmış papaz Franklin Graham de o günlerde İslam’a saldırmış, İslam’ın şer bir din olduğunu, şer olduğu kadar şiddet yanlısı ve hıristiyanlığın Tanrısının dini olmadığını söylemişti.
Son on senede artış gösteren İslamofobi konusunu geçenlerde yazdığı bir yazıda irdeleyen Tufts Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Garry Leupp bu saldırılara cevap mahiyetindeki sözleriyle Amerikan halkının İslam dini ve dünyası ile ilgili cehaletinden muzdaripliğini dile getiriyor. Leupp, halkın çoğunluğunun haritada mesela Afganistan’ın nerede olduğunu bulamayacağını, İranlıların Arap olmadığını bilenlerin sayısının da çok olmadığını söylüyor. Leupp bu cehaletin tabiri caiz ise bilinçli bir cehalet olduğunu, Amerikan hükümetinin yeri geldiğinde bu cehalet durumundan istifade ettiğini vurguluyor. Yani ne zaman ABD, Müslüman ülkeler veya halklarla ilgili bir işgal veya müdahale kararı aldıysa hep kamuoyundaki konsensüsü rahat bir şekilde sağladı çünkü gerek siyasi çevrelerde gerekse akademi dünyasında ABD’nin kararını meşrulaştıracak desteğin dillendirilmesi zor olmuyor. Bununla da beraber harekatın alt yapısı hazırlanmış oluyor. Profesör Leupp yukarıda ifade edildiği gibi adalet bakanı seviyesine çıkmış bir adamın bile cehaletini gösteren önyargılı sözlerle mücadele etmek için konu ile alakalı on maddelik bir liste hazırladığını ifade ediyor.
Liste şöyle:
1- Öncelikle İslam’ın 5 şartı aslında hiç de anlaşılması zor bir şey değil diyor ve bir bir sıralıyor.
2- İslam’ın mesajı Kur’an-ı Kerim’de toplanmış ve bu da diğer peygamberlere gönderilen mesajları teyit eden bir kitap.
3- Dünya nüfusunun % 20’sini oluşturuyor Müslümanlar. Hıristiyanlar ise % 30’unu oluşturuyor. Yahudilerin nüfusu ise diğer iki dine nazaran çok az.
4- Kur’an-ı Kerim, Musevi ve Hıristiyanlardan kitab ehli olarak bahsediyor. Müslüman hakimiyetinde yaşayan musevi ve hıristiyanlar, hıristiyan hakimiyetinde yaşayan musevi ve hıristiyanlara mukayese edildiğinde çok daha iyi şartlarda yaşama imkanı buldular.
5- Kur’an bütün Müslüman olmayanların öldürülmesini emretmiyor. Mesaj’ı kendi tarihsel süreci içerisinde okumak lazım. Mukayese ettiğinizde Tevrat da, İncil de, Kur’an-ı Kerim de geçen öldürme çağrısından daha fazla öldürme içeriyor.
6- Ekstremizm diğer dinlerde görülen ekstremist duruşlardan bağımsız değerlendirilemez konu İslam olunca.
7- Batı tarafından köktendincilik diye adlandırılan olgu, bir başka ifade ile siyasal İslam tarihsel sürece baktığınızda Batı dünyasına hiç bir zarar vermemiştir. Sadece Batı tarafından kendi gündemini işletme yolunda bir araç olarak kullanılmıştır. Unutmayın ki; Sovyet komünizminin yayılmacı politikasına karşı otuz bin genci mücahidin olmak üzere destekleyen ABD’nin ta kendisiydi.
8- Dünya Müslümanlarının ABD dış politikasından şikayet etmekte haklı sebepleri var. Bunların en başında da İsrail’e gösterdiği salt destek geliyor.
9- Müslümanlar ABD’nin herşeyinden nefret ediyor değil. ABD kültürünü veya medeniyetini de yok etmek istiyor, herşeyine karşı çıkıyor da değil. Amerika’nın dış siyasetine sadece Müslümanlar karşı çıkmıyor Latin Amerika’dan Japonya’ya kadar bir çok ülke itiraz ediyor.
10- Müslümanlar ve Museviler bu bağlamda da Filistinliler ve İsrailliler her zaman birbirlerinden nefret etmediler. Şu andaki çatışmanın yüzyıllar boyu geriye giden bir geçmişi de yok. Bilakis holokost sonrası Yahudilerin dünyanın dört bir yanından filistin topraklarına girmesiyle başladı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Merve Kavakçı İslam Arşivi