20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 30°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 108.975 0.50
  • Altın: 151,050 -0.11
  • Dolar: 3,6614 0.09
  • Euro: 4,3233 -0.10

Gerçek sahip millet ise...

Abdulkadir Özkan

Cuma günü bir gazetede "Hava Kuvvetlerinde Ergenekon soruşturması" haberi çıktı.. Haberin içeriğini burada tekrarlamaya gerek yok. Bu haberin çıktığı gün Genelkurmay'dan sert bir cevap geldi. Açıklamada olayın üç sene önceye ait olduğu ve Ergenekon'la da bir ilgisi bulunmadığı belirtilerek şöyle deniliyordu:

"Her fırsatta askeri, olayların içine çekme gayretinde bulunan görünüşte demokrasi savunucuları, Türkiye'nin istikrarını bozan unsurlar haline gelmiştir. TSK'ya yöneltilen saldırılara karşı yalnız TSK'nin değil onun gerçek sahibi yüce Türk milletinin de yasal tepki göstermesi doğal beklentidir"

Gerçekten insanlar olaylara baktıkları açıya göre anlam veriyorlar... Sanıyorum bunun da yanlış bir yanı yok. Herkes kendi anlayışına göre olaylara yorum getirincede anlaşmak zorlaşıyor. Hatta askerin siyasetin dışında kalmasını isteyenleri askeri olayların içine çekmek isteyenler olarak bile nitelendirmek mümkün oluyor.

Demokrasi savunuculuğu yapanların istikrarı bozmakla suçlanması bilmiyorum gerçeğe ne kadar uygun düşer? Demokrasi isteklerini TSK düşmanlığı ya da karşıtlığı olarak nitelendirmek de haksızlık değil midir?

Aslında Genelkurmay Başkanlığı'nın "TSK'nin gerçek sahibi millettir " değerlendirmesine katılmayacak bir kişi çıkacağını sanmıyorum. çünkü, sadece TSK değil, devletin tüm kurumlarının gerçek sahibi millettir, milletin olması gerekir... çünkü, kurumlar insanlarla var olur ve devam eder. İnsanlar ise toplumun birer ferdidir. Milletin bu kurumların sahibi olmasının ötesinde bu kurumlar milletin birer parçasıdır. Başta ordu olmak üzere hangi kuruma bakarsanız bakın bu toplumun insanları tarafından oluşturulmuştur.

Bir bakıma devlet denen tüzel kişilik millet tarafından milletin huzuru ve refahı için oluşturulmuştur. Bu kurumları var eden ve yaşatan millettir. Ne var ki milletin oluşturduğu bazı kurumlar zaman içinde millete tepeden bakmaya, hor görmeye başlamıştır.. çünkü, milletin güdülmesi gerektiği görüşünün başka bir anlamı olamaz.

Devlet organizasyonu içinde millete, sürekli olarak bu mekanizmayı gözetleyecek ve denetleyecek bir fonksiyon da verilmiştir. Bu fonksiyonun adı egemenliktir. Milletin kendine ait olan egemenliğini kullanmak üzere Millet Meclisi oluşturuluyor olsa da yine millete ait olan bazı kurumlar giderek milletin tecelli eden iradesini yok sayma eğilimine girebilmiş ve zaman zaman da o iradeyi bir takım müdahalelerle iptal etmişlerdir. İşte bu müdahaleler ister istemez millette kırgınlığa yol açmıştır, bunda da sonuna kadar haklıdır. Millet tarafından oluşturulmuş kurumların giderek milleti devre dışı bırakma istekleri gün ışığına çıktıkca, "Millet ne oluyor?" diye sormuş, benim oluşturduğum kurumlar benim irademe el koyuyor diye isyan etmiştir. Elbette milletin isyanı hiçbir zaman iradesini iptal eden güçler gibi darbe şeklinde olmamıştır. çoğu zaman tepkisini içine gömmüştür. Seçim zamanları sandık başına gittiğinde ise kendi iradesini iptal edenlere gereken cevabı vermiştir. Yani millet demokratik çizgiden hiç sapmamıştır.

Bu milletin ordusu ile sorunu yoktur, olamaz. Sıkıntı, demokrasi ve egemenliğin sadece millete ait olduğunu söyledikten sonra millet iradesine saygı gösterilmemesinden kaynaklanıyor. Yoksa bu millet hâlâ çocuğunu askere düğüne gönderir gibi gönderirken  ordusuna düşman olabilir mi?

Buna karşılık kendisini tamamen toplumdan soyutlamış, toplum ile içiçe olmamaya özen gösteren bir TSK'nın da bu durumu gözden geçirmesi gerekmez mi?

Oturulan evlerden, alışveriş yerlerine, berberden oturup çay kahve içilen salonlarına kadar milletten ayrılmış bir TSK'nın milletten kopmasını önlemek mümkün olabilir mi?

Zaman zaman millet iradesi ile tecelli etmiş siyasi yapıya müdahale edilmesinin, milletin doğru seçim yapmadığı, bunun içinde düzeltilmeye ihtiyaç duyulduğu gibi bir anlayışın yanlış oyduğunu söylemenin TSK düşmanlığı şeklinde yorumlanması gerçekten insanları üzer.

Bu bakımdan genellemelerden kaçınmak, birkaç dışa bağımlı kişinin tavrını genele maletmek doğru olmaz. Bu milletin büyük bir çoğunluğu TSK'nin yıpratılmasına izin vermez. Ama TSK'da kendini milletin dışında ve millet iradesinin üstünde imiş gibi gösteren tavırlardan kaçınmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.