Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Ya “çatışma”da ölecekler, ya da “PKK içi infaz”da!

Ya “çatışma”da ölecekler, ya da “PKK içi infaz”da!

 

Biliyorsunuz, Akit olarak, Paris’te “3 PKK’lı kadın”ın öldürüldüğünü öğrenir öğrenmez, teşhisi koymuştuk ki: “PKK içi infaz!”
 
 
Doğrusunu söylemek gerekirse;
 
Elimizde “bilgi” ve “belge” yoktu.
 
Sadece “PKK tarihi”ne ve “infaz biçimleri”ne bakıp, demiştik ki; “Bu cinayetler örgüt içi infaz olduğunu gösteriyor!”
 
Şimdi, Paris’ten haberler geliyor... Fransız istihbarat birimleri, Ankara’ya “ön bilgi notu” geçmişler ve demişler ki;
 
“Olay, örgüt içi hesaplaşma!”
 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da aynı paralelde açıklamalar yapıp, “önemli gelişmeler var” dedi!..
 
KÜRTÇÜLÜĞE HAYIR!
 
Paris’ten bu “bilgi notu”nun geldiği gün Başbakan Tayyip Erdoğan Gaziantep’teydi... Açılış törenlerine katılmış, “çadırkent”leri ziyaret etmiş ve halka hitaben konuşmuştu...
Özetle diyordu ki;
 
“Tutturmuşlar bir şey; ‘Kürt sorunu’... Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Kürt kardeşimin sorununa evet, Kürtçülüğe hayır. Kürt kardeşimi seviyorum, ama Kürtçülüğü reddediyorum.”
 
Bunları söyleyen Erdoğan’ın başında bulunduğu AK Parti’nin oyları, en son anketlere göre yüzde 54’lere çıkıyor ve Erdoğan diyordu ki;
 
“Türkiye’de 7 coğrafyada birinci partiyiz. 75 milyonluk Türkiye’de her iki kişiden birinin oyunu alan biziz. Son kamuoyu yoklamasında AK Parti yüzde 54 ile yine birinci.”
Demek oluyordu ki;
 
Hükümetin başlattığı “çözüm” süreci, millet tarafından destekleniyor... Süreç, sadece Türkiye’de değil, dünyada da destek buluyor... Yabancı yatırımcılar diyorlar ki; “Terör sorununun çözülmesiyle birlikte Doğu ve Güneydoğu’da yatırım patlaması yaşanır!”
Lütfen dikkat;
 
“Bombaların patladığı” Doğu ve Güneydoğu’da artık “yatırım patlaması” yaşanacak.
Ondan sonra;
 
AK Parti’nin oyları herhalde yüzde 70’lere çıkar ki, Erdoğan da; “Bahçeli’yi mahçup etmemek” için, teşkilatından yüzde 70’in hedef alınmasını istedi.
 
Bunlar neyin işaretleri?..
 
Bunlar, milletin “çatışma”dan bıktığının, “daha fazla gözyaşı” dökmek istemediğinin, “30 yıldır akan kan”ın durmasını arzuladığının işaretleri.
 
PKK da “halkın talepleri”ne uymak ve “silah bırakmak” mecburiyetinde... Eğer silah bırakmazlarsa, “terörle mücadele” devam edecek ve tek tek yok olacaklar.
 
Kaldı ki;

Devlet yok etmezse, herhangi bir şekilde “birbirlerini yok edecek”ler!..
 
30 yıldır olduğu gibi...
 
BİR SEBEPLE ÖLDÜRÜLDÜLER!
 
Efendim, geçtiğimiz günlerde CHA’dan bir haber geçti... Haberde, “PKK’nın iç infazları”nın listesi vardı.
 
CHA’ya göre;
 
PKK’nın yaptığı iç infazlara ilişkin liste, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde oluşturulan ‘Terör ve Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi Alt Komisyonu’nda da bulunuyordu...
 
Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü tarafından komisyona sunulan infaz listesinde, terör örgütü PKK’nın infaz edilen kurucuları, merkez komitesi üyeleri ile üst düzey yöneticileri yer alıyor... 
 
Sadece “tarihe not düşmek” ve “hafıza arşivinizde bulunsun” diye, bu “infaz listesi”ni bilgilerinize sunmak istedim...
 
“PKK’nın infaz listesi”nde yer alan belli başlı isimler şöyle:
 
l Mehmet Turan: 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, terör örgütü PKK’nın Kuruluş Kongresi’ne katılan kadrolardan ve ilk oluşum safhasında, terör örgütünün önde gelen eylem adamlarından biri... 1979 yılında teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın emriyle ve ‘ajan’ olduğu gerekçesiyle Mardin’de öldürüldü.
 
l Murat Bayraklı: Terör örgütü PKK, 1982 yılında gerçekleştirdiği 2. kongresinden sonra içinde ‘temizlik’ hareketi başlattı. Birçok PKK’lı militan, sırtını Suriye devletine de dayamış olan Öcalan’ın emriyle ‘örgüte ihanet ve karşı devrime hizmet’ gerekçeleriyle ortadan kaldırıldı. Suriye kontrolünde olan Lübnan’daki eğitim kampında olduğu gibi Avrupa’da da birçok PKK’lı için ölüm emri verildi. Murat Bayraklı, 5 Haziran 1984 günü Batı Berlin’de bir çöp konteynerinde yakılarak öldürüldü. 
 
AVRUPA’DAKİ İNFAZLAR
 
l Suphi Karakuş (Şoreş): Öcalan’ın emriyle terörist Mahsum Korkmaz tarafından infaz edildi. 
 
l Zülfi Gök: 7 Ağustos 1984 tarihinde Almanya’nın Rüsselsheim şehrinde, arabasında beklerken kurşunlanarak öldürüldü. PKK, bu cinayete sahip çıkarak, “PKK’ya muhalif gruplarla (Enver Ata) işbirliği yaptığı için Abdullah Öcalan’ın emriyle görevlendirilen PKK’nın Avrupa’daki İnfaz Timleri’nce infaz edildi” diye açıklama yaptı.
 
l Enver Ata: 20 Haziran 1984’de İsveç’in Uppsala şehrinde infaz edildi. 
 
l İzzettin Evcil: 1977-79 yılları arasında terör örgütünün Batman sorumluluğunu yapmıştı... 1982-84 yılları arasında ise PKK’nın Botan Bölge Sorumlusu olarak görev yaptı. 1984 sonlarında “PKK içerisinde muhalif çizgi oluşturmak, önderliğe başkaldırmak, silahlı propaganda yönetmenliğine ve örgüt talimatlarına uymamak” suçundan Öcalan’ın emriyle infaz edildi.
 
l Çetin Güngör (Semir): PKK merkez komitesi üyesi ve Öcalan’a muhalefet yaptığı için 2 Kasım 1985 günü, İsveç’in Başkenti Stockholm’da yüzlerce Kürdün gözleri önünde infaz edildi ve katili olay yerinde yakalandı... Öcalan’ın verdiği görevi yerine getirmiş olmaktan mutlu olduğunu mahkemede açıkladı. 
 
İSTİHBARAT SURİYE’DEN
 
l Abdullah Kumral: 1979 yılından 1980 yılının ortalarına kadar PKK’nın Gaziantep il sekreteri olan, 1980 sonrasında ise Şanlıurfa bölge sekreterliğine getirilen, PKK merkez komitesi üyesi olan Kumral, Öcalan’ın izlemiş olduğu politikalara karşı çıktığından dolayı, önce göz hapsine alındı. Hapis edildiği evden kaçmayı başardı, ama daha sonra Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak tekrar PKK’ya teslim edildi. Abdullah Öcalan’ın emriyle cellatları tarafından kulaklarına tüfek harbisi sokulmak suretiyle Bekaa’da öldürüldü.
 
l Resul Altınok: 1980’lerin başında PKK merkez komitesi üyesi olan Altınok için Öcalan’a karşı muhalefet yaptığı gerekçesiyle infaz kararı alındı. PKK’nın önde gelen isimlerinden, Öcalan’ın iki infaz adamı Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun Resul, Altınok’u, PKK kampında, önce kendisine bir çukur kazdırıp daha sonra kafasına kurşun sıkarak infaz ettiler.
 
Meclis’e sunulan “PKK’nın infaz listesi”ne göre, Lamia Baksi ve 67 kişi 1987 yılında infaz edildi. 
 
l Dilaver Yıldırım: Apocuların ilk oluşum dönemlerinden beri PKK’ya dönüşen çizginin içerisinde yer aldı. 1977 yılı başlarında Kemal Pir’in Sinop Ulubey Hapishanesi’nden kaçırılışında yer alarak, ilk eylemini gerçekleştirmişti. Terör örgütünün en güvendiği isimlerden biri olan Yıldırım, Ankara’da örgüte silah ve malzeme almak için gerekli olan parayı bulabilmek amacıyla “Güven Hastanesi soygunu”na katıldı ve bu soygun olayından sonra yakalanarak, 12 Eylül dönemini cezaevinde geçirdi. 
 
Suriye’de rehin olan Öcalan, 1987 yılının sonlarına doğru Dilaver’i ziyaret etmek için Bulgaristan’a gitti ve gördü. Öcalan’ın talimatıyla Bekaa kampına getirtilen Yıldırım’ın, bir sürü uygulamadan sonra bir gece nöbetinde intihar ettiği söylendi. 
l Avukat Mahmut Bilgili: 12 Eylül 1980 sonrası Avukat Şerafettin Kaya’nın öncülük ettiği “Avukatlık Bürosu” yazıhanesinde işe başladı. Bu avukatlık bürosu başta PKK olmak üzere birçok Kürt örgütün davalarına bakıyordu. Mahmut Bilgili de, PKK davasına girenlerden biriydi. Bu davalardan dolayı, PKK taraftarı olmaktan tutuklanarak beş yıl Diyarbakır zindanında yattı. Tahliye olduktan sonra Avrupa’ya çıkan Mahmut Bilgili, Avrupa’daki PKK temsilciliğinin almış olduğu infaz kararıyla 1987 yılının mart ayının başında Hollanda’da yemek masasında boğdurulup, cesedi satırla parçalanıp kanalizasyona atıldı. Cesedi, 26 Mart’ta Twente kanalında bulundu. 
 
SEVGİLİSİNİN GÖZÜ ÖNÜNDE 
 
l Mehmet Tunç: Bir dönem Avrupa’daki PKK yapılanmasında yer alan Mehmet Tunç, lideri Öcalan tarafından çağrıldığı Lübnan’daki Mahsum Korkmaz Akademisi’nde gerilla eğitimi yapar... Burada eğitim yaparken Paris’te tanıştığı, yine kendisi gibi PKK’lı olan Ali Toprak’ın kız kardeşi olan Hevi (Şafak)’a aşık olmuştu. Sevgilisi Şafak, sevgilisi Mehmet Tunç’u ziyaret etmek üzere Lübnan’daki terör örgütü kampına geldi. İkisinin arasındaki bu duygusal ilişki, Öcalan’ın ve örgüt mensuplarının tepkisini çekti. Mehmet Tunç, bu duygusal ilişkiden dolayı Öcalan’ın yasalarını çiğnedi. İnfazına karar verildi ve sevgilisi de dahil orada bulunanların gözü önünde kurşuna dizildi. Bu vahşet videoya da çekildi ve her tarafa yollandı. Bu vahşeti belgeleyen video kasetinin Almanya’nın Düseldorf mahkemesinin dosyalarında bulunduğu belirtiliyor.
 
l Mustafa Ömürcan ve dört arkadaşının infazı: Mustafa Ömürcan, PKK’nın 1980 öncesi kadrolarındandı. “Örgüt talimatlarına karşı gelmek ve önderliğe baş kaldırmak” suçlarından dört arkadaşı ile birlikte, Halil Kaya tarafından infaz edildi. “Kör Cemal” kod adlı Halil Kaya da Öcalan sisteminin bir gereği olarak, bir yıl sonra Öcalan’ın emriyle infaz edildi. 
 
l Şahin Baliç: 1980’lerin başında henüz liseden yeni mezun olmuşken, PKK’ya katılan Metin kod adlı Şahin, Mardin bölgesinde birçok eyleme katıldı. Eylemlerdeki kararlılığı Öcalan’ın dikkatini çekti. 1986 yılında bizzat Öcalan’ın talimatıyla PKK-MK üyeliğine, daha sonra da ARGK (askeri konsey) üyeliğine getirildi. 
 
Öcalan’ın yakın adamlarından biri olan, Öcalan’ın ayak işlerine bakan hemşehrisi Hasan Bindal’ın 25 Ocak 1990 tarihinde bir kaza kurşunu sonucu ölmesiyle, bu ölüm olayından dolayı Öcalan tarafından hakkında idam fermanı hazırlandı. Öcalan’ın talimatıyla, PKK’nın infaz timi, kaza kurşunuyla ölen Hasan Bindal’ın ölümünden akademi komutanı olarak Bekaa’da görev yapan Şahin Baliç’i sorumlu tuttu ve infaz etti.
 
l Şahin Dönmez: PKK’nın kurucularından ve ilk merkez komitesi üyelerinden Şahin Dönmez, 1979 yılında yakalandı, çözüldü ve bildiği tüm arkadaşlarını ele verdi. 3 Nisan 1990 yılında İstanbul’da infaz edildi. Şahin Dönmez, yakalanmadan önce Öcalan’ın göz bebeklerinden biriydi.
 
BASKINDAN SONRA İNFAZ!
 
l Mustafa Çimen: Mahsum Korkmaz’ın başını çektiği “14 Temmuz Silahlı Propaganda Takımı”nın bir üyesi ve Mahsum Korkmaz’ın hem siyasi hem de askeri yardımcısıydı. 15 Ağustos 1984 yılında yapılan Eruh baskınında yer aldı. Urfa Hilvan doğumlu ve PKK içerisindeyken “Tevfik” kod adıyla tanınan Mustafa Çimen, 1990’ların başında cezaevinden çıktıktan sonra PKK infaz timleri tarafından öldürüldü.
 
l Osman Tim: 1992 yılının aralık ayında PKK’nın cezaevi temsilcisiyken “polisle işbirliği” yaptığı gerekçesiyle Bayrampaşa Cezaevi’nde boğularak öldürüldü... Osman Tim’in boğularak öldürülmesine gösterilen gerekçe, “hiçbir tokat bile yemeden arkadaşlarını ihbar ettiği” gösterildi.
 
l Mehmet Çimen: Terör örgütünün, Avrupa örgütünün koordinatör yardımcısı olarak görev yaptı. 10 yıl cezaevinde yattı. 1992 yılının ortalarında Avrupa’ya geldi. Öcalan’ın kadın sorunuyla ilgili koyduğu yasaları çiğnedi, sorgulandı ve 1993’te “buharlaştırılarak” yok edildi.
 
l Yıldırım Merkit: 27 Kasım 1978 yılında yapılan Fis toplantısında, terör örgütü PKK’nın Dersim ve Erzincan bölge sorumlusu olarak atandı. Ama  Öcalan ile ayrılığa düştü ve Öcalan’ın talimatlarına uymadı. Yıldırım Merkit, 1994 yılında Romanya’da öldürüldü. Keza, babası da PKK tarafından öldürüldü. Kendisi gibi PKK’lı olan kız kardeşi Cemile Merkit (Seher) hakkında ölüm kararı çıkartıldı. O, Avrupa’ya kaçarak canını kurtardı.
l Mehmet Şener: 1 Kasım 1991 yılında Suriye’nin Kamışlı ilçesinde Suriye istihbaratının da katkısıyla infaz edildi. Kamışlı istihbarat sorumlusu Akid Ömer ile Ebu Adnan yanlarında iki PKK’lı olduğu halde, Mehmet Cahit Şener’in kaldığı eve giderek öldürüldü. 1 Kasım 1991 günü Şener’in yanında bulunan Fatma Temel (Dilan) adlı kadın da kurşunlara hedef oldu ve olay yerinde hayatını kaybetti. 
 
l Kuşkusuz, cinayetler; Şener’le sınırlı kalmadı. Şener’in sağ kolu olarak bilinen Mustafa Pusa (Şiyar) ise 7 Kasım 1991’de İstanbul Küçük Ayasofya’da infaz edildi. Eşi Ayşe Pusa da Bekaa vadisindeki Mahsum Korkmaz akademisinde öldürüldü.
 
l Sipan Rojhilat: 5 Ekim günü öğlen saatlerinde, Mahmur kampı yakınlarında, Kongre Gel mensuplarınca kaçırılan PWD üyesi Sipan Rojhilat (Şapur Badoşiva) 7 Ekim günü infaz edildi.
 
l Kemal Şahin: 7 Şubat 2005 tarihinde PKK timlerince infaz edildi ve katilleri Güney Kürdistan bölge yönetimi güvenlik güçleri tarafından yakalandı.
 
PKK’DA İLK KIRILMA
 
l Hikmet Fidan: Öcalan, Kenya’dan getirilirken dediği, “Türkiye’nin hizmetindeyim” sözü, terör örgütü tarihindeki ilk ciddi kırılmaydı. İkinci kırılmayı İmralı’dan gelen “Ateşkese son verin” talimatıyla yaşayan PKK, üçüncü ve en büyük kırılmayı, muhalif kanadın temsilcilerinden Hikmet Fidan’ın öldürülmesiyle yaşadı.
 
Diyarbakır’ın Bağlar semtinin dar sokaklarında 6 Temmuz 2005 sabahı, susturucu takılı tabancadan ensesine sıkılan tek kurşunla öldürüldü. Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) eski genel başkan yardımcısıydı.
 
l Kani Yılmaz: Güney Kürdistan’da araçlarına yerleştirilmiş bir bombanın patlaması sonucunda, PWD-K koordinasyon kurulu üyesi Faysal Dumlayıcı (Kani Yılmaz) ve aynı örgüt üyelerinden Serdar Kaya (Sabri Tori) 12 Temmuz 2005 günü, PKK timlerince infaz edildiler.
 
PKK, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası da birçok infaza imza attı.
 
l Bingöllü Dawud (Resul Altıok): PKK’nın kurucusu ve merkez komite üyesi. 12 Eylül’den sonra Öcalan’a yaptığı muhalefetten dolayı gözaltına alındı. Yapılan işkencelerle öldürüldü.
 
Ve diğer “infaz” edilenler:
 
Batmanlı Enver Ata, Kürt yazar Mahmut Bahsi’nin kızkardeşi Necla Bahsi, Eyüp Kemal Atsız, Mustafa Tangüner, Viranşehirli Emin, Ramazan Adıgüzel ve Ali Aka Gündüz...
 
YA ÖLECEKLER, YA ÖLECEKLER!
 
Bu “liste” de gösteriyor ki;
 
PKK’lıların “yaşama şansları” yok!..
 
Bir şekilde ölecekler!..
 
Ya “çatışma”da ölecekler,
 
Ya da “örgüt içi infaz”da!..
 
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gaziantep’te yaptığı konuşmalarda; “Örgüt, saldırılarına son vermediği sürece mücadeleyi sürdüreceğiz” dediğine göre; PKK’ya yönelik operasyonlar hız kesmeden devam edecek.
 
O halde;
 
PKK için “2 yol” kalıyor... 
 
Ya “silah bırakacaklar” ve “yurtdışına çıkacaklar”, ya da “teker teker ölmeyi” göze alacaklar!..
 
Bu arada; “ihanet”le suçlanıp, “örgüt içi infaz”lara maruz kalmak da var...
 
Diyarbakır’daki cenaze töreninde açılan bir pankartta; “Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz” deniliyordu ya; PKK, bu savaşı kazanmak istiyorsa, “barışı” tercih etmelidir!..
 
Başka yol yok!..
 
 
 
ÇHP... Çin Halk Partisi!
 
“Yazmayayım” dedim ama, kendimi tutamadım... CHP Genel Başkanı Bay Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kızıl Çin turu” bitti, tek satır yazı yazmadım... “Tek Çin’den yanayız” dedi, yazmadım... “Kızıl Çin zulmü” altındaki “Doğu Türkistan Türkleri”ne hitap ederken; “İyi, çalışkan, verimli Çin vatandaşları olarak Çin’in kalkınmasına katkıda bulunun” dedi, yine yazmadım...
 
Ne zaman ki; CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çin seyahatinde partilerinin “Suriye krizi”ne ilişkin görüş ve yaklaşımının Çinli muhataplarla paylaşıldığını ve CHP ile Çin Komünist Partisi’nin tutumlarının büyük ölçüde örtüştüğünün görüldüğünü” söyledi, artık daha fazla sabredemedim.
 
Bir parti ki; “Çin Komünist Partisi ile aynı görüşteyiz” diyorsa, Doğu Türkistan Türkleri’ni de, “Çin’e boyun eğmeye” çağırıyorsa, ben, daha ne diyeyim?..
 
CHP, bu kafayla “iktidar” olmayı unutsun, “anamuhalefet”te kaldığına bile şükretsin!..
Adamlar, “Cumhuriyet Halk Partisi” değil de, sanki “Çin Halk Partisi” gibi konuşuyorlar!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi