Savaş kavramı ve Birinci Dünya Savaşı

Savaş kavramı ve Birinci Dünya Savaşı

28 Temmuz, Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı gündü (1914)…
Ders kitaplarında anlatıldığına göre, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliahdı Ferdinand, Gavrilo Princip isimli Sırp bir terörist tarafından vurularak öldürülmesi sonucu bu korkunç savaş başladı.
Zaten savaşlar incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden çıkar. çünkü “gizli sebepler” asla açıklanmaz. Açıklanan sebepler tarih karşısında mazur görülme çabasıyla uydurulur. Bu yüzden pek mantıklı olmaz.
Mesela, Amerika Birleşik Devletleri, El Kaide’nin başı bin Laden’i yakalama gerekçesiyle Afganistan’ı, sahip bulunduğu “kitle imha silahları” vasıtasıyla tüm Ortadoğu’yu cehenneme çevireceği iddiasıyla da Irak’ı işgal etmiş, ancak yıllardır ne bin Laden yakalanmış, ne Saddam’ın Irak’ından “kitle imha silahları” çıkmıştır.
Corç W. Bush Amerika’sının deklare ettiği niyetle gerçek niyeti arasındaki farkı artık herkes görüyor…
Herkes biliyor ki, Amerika Irak kanalıyla Ortadoğu haritasını kontrol etmek istiyor…
Bunun yanı sıra, artık herkes, Amerika’nın petrol kaynaklarına konma ve petrolün Arap dünyası tarafından silah olarak kullanılmasını engelleme arzusunu görebiliyor!
Görüldüğü gibi, savaşın gerekçesi olarak açıklananlar asıl niyeti örtme çabasından ibarettir. Yoksa açıklananlarla gerçekler hiçbir zaman örtüşmez.
Birinci Dünya Savaşı öncesi de böyledir. Hesaplar çoktan yapılmış, kılıçlar çoktan çekilmiş, Veliaht Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna’da vurularak öldürülmesi ise, savaşın bahanesi olmuştur. Tarihe bakıldığında görülecektir ki, hiçbir savaşın (saldırıya maruz kalınmamış, ülke işgal altına girmemişse) makul ve mantıklı gerekçesi yoktur, sadece her savaşın ayrı bir bahanesi vardır.
Bir cinayet Birinci Dünya Savaşı’nın bahanesi olmuştur. Savaşın özü ise;
1. Milliyetçilik fikrinin tırmanması;
2. İnsanların canı-kanı pahasına zenginleşmek isteyen Avrupalı muhterislerin fabrikalarına ucuz hammadde, mamul maddelerine ise yeni pazarlar bulma çabası;
3. Avrupa devletleri (özellikle Almanya ve İngiltere) arasında ekonomik ve siyasi rekabetin hızlanması;
4. Aşırı silahlanma sonucu stoklanan silahların kullanılma zaruretidir.
İttifaklar o kadar hızlı kurulmuş, savaş öylesine baş döndürücü bir hızla yayılmıştır ki, her şeyin çok önceden plânlandığını, safların önceden belirlendiğini düşündürmektedir.
Bir tarafta Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Rusya çarlığı ve Sırp Krallığı’dan oluşan, başını İngiltere’nin çektiği “İtilaf Devletleri”, öbür tarafta Alman İmparatorluğu, Bulgaristan Krallığı ve Osmanlı Devleti’nden oluşan, başını Almanya’nın çektiği İttifak Devletleri…
Neresinden bakılırsa bakılsın bu savaş dünyanın en kanlı savaşlarından biridir.
çünkü karşılıklı olarak, bu savaşta, asker ve sivil olmak üzere 30 milyon insan ya ölmüş, yaralanmış veya kaybolmuştur. Görünüşe göre Osmanlı Devleti, İttihad ve Terakki Partisi’nin genç lideri Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın emr-i vakisiyle bu savaşa girmiş, aslında ise İngilizler tarafından dışlanan Enver Paşa, Almanlara yanaşmaktan başka çare bulamamıştır. Biz hep bu savaşın en ağır bilançosunun çanakkale Cephesi’nde yaşandığını düşünürüz. Evet, çanakkale çok ağır bir bilançodur, çünkü Türkiye orada eğitimli insan kaynaklarını yitirmiştir.
Ama bilanço çanakkale’den ibaret değildir.
¥ çanakkale’de 253.896… ¥ Kafkasya’da: 270.000… ¥ Körfez’de: 220.000…
¥ Arabistan ve Yemen’de: 280.000… ¥ Kanal harekâtında: 280.000… ¥ Acem’de: 20.000... ¥ Galiçya ve Bulgaristan’da: 60.000 olmak üzere, Osmanlı Devleti’nin toplam 1 milyon 600 bin (hasta, kayıp ve yaralı dahil) kaybı vardır.
Osmanlı’nın müttefiki Almanya ise toplam 3 milyon 750 bin ölü yaralı ve kayıp vermiştir. Zehirli gaz, tank ve denizaltıların ilk kez bu savaşta kullanılması can kaybını korkunç boyutlara ulaştırmıştır.
Şimdi de gelin savaşta ve savaştan sonra olanlara bakalım…
1. Dünyanın siyasi sınırları yeniden çizildi. Polonya, çekoslovakya, Litvanya ve Yugoslavya gibi “yeni” devletler doğru…
2. Osmanlı Devleti, Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rus çarlığı yıkıldı.
Türkiye'de Cumhuriyet, İtalya'da Faşizm, Almanya'da Nazizm, Rusya'da Komünizm gibi siyasi ve ideolojik akımlar ortaya çıktı.
İkinci Dünya Savaşı'na zemin hazırladı…
“Milletler Cemiyeti” (Osmanlıcasıyla “Cemiyet-i Akvam) kuruldu.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi