D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Haleb, Haleb, Haleb...

Haleb, Haleb, Haleb...

Haleb’le ilk tanışmamızın üzerinden neredeyse çeyrek asır geçti. Baba Esed’in dönemi; 3 arabalık bir kervanla Hac yolundayız. Sınırdan çok yakın olan Haleb’e Hafız’ın resimleri, heykelleri, vecizeleri arasından geçerek giriyoruz. Müthiş bir Osmanlı atmosferi, mimarisiyle, hayatıyla ve hatta diliyle. Arapça, türkçe, kürtçe... Yalnız Türkmenler değil, Kürtler ve Ermeniler de türkçe biliyor ve konuşuyor...

Çarşısı, pazarı renkleriyle, resmî dairelerin önündeki arzuhalcileriyle bir Anadolu şehri... Halep kalesi ziyaretini etrafımızda kümelenen muhaberatçılardan ötürü yarıda kesiyoruz.

Sonra defalarca Haleb’e gittik... Hatta Hz. Mevlâna’nın 700. Yılı dolayısıyla Haleb Üniversitesi ile müşterek Mevlana Sempozyumu düzenledik. Ahmet Hatiboğlu topluluğunun toplantı akşamı verdiği tasavvuf mûsıkisi konseri hafızalarda silinmeyecek izler bıraktı...

İşte o Halep, deyimlerimize, atasözlerimize, halk hikâyelerimize girmiş Halep, kaç yıldır barbarca bir yıkımla karşı karşıya, şehrin dünya mirası zenginliklerinden geriye ne kaldı bilinmiyor...

ABD’den güç alan, İsrail’in umudu olan Beşşar Esed, Haleb üzerine bir daha yürüyor. Nereden söz ediyoruz biz? Kilis’e, Antakya’ya yüz kilometre mesadefede bir yerden...

Evliya Çelebi Haleb’i anlata anlata bitiremiyor. “Kale-i kadim ve bî misli edim Halebüşşehba”, eski kale ve misilsiz yer ak Haleb!

Halebüşşehba, ak veya boz Halep diye çevrilebilir. Muhtemelen türkçe öyle söyleniyordu. 

Dünya mirası Haleb şu sıralar kimsenin umurunda değil. Arap baharını Suriye’de kışa çevirerek bölgedeki varlığını yeniden teyid eden ABD-İngiltere bloku artık oyununu açık oynuyor. Hedeflenen belli: İsrail kesin emniyette olacak!

Bu nasıl sağlanabilir? 

Esed’in laik yönetimi vazgeçilmez. Muhalefetin neredeyse hiçbir türlüsünü istemiyorlar, çünkü Esed’e karşı laik bir muhalefet oluşturulamıyor. Dini bir karşı çıkış işin esası, mutediller desteklenmiyor, çünkü Suriye’nin geleceğine hakim olmaları halinde söz geçiremeyeceklerini düşünüyorlar. Aşırı, radikal dini grupları el altından destekliyorlar, görünüşte de savaşıyorlar. 

Suriye’deki radikalleşmenin sorumlusu ne olabilir? ABD’nin siyasetlerinden başka? 

Batı ittifakının hedefi laik bir Suriye. Bunun için elde hazır kuvvet sadece PKK paralelindeki PYD var. Onu ciddi şekilde destekliyorlar. Sıkıştığı Aynelarap’ı kurtarmak için olmadık şeyler yapıyorlar. Ya Suriye’nin diğer unsurları? Eğer ABD’nin işine gelen unsurlar varsa, Hıristiyanlar, Ezdiler vb. onları da ihmal etmiyorlar. Fakat asıl kitlenin canı cehenneme! Bu coğrafyada laiklikle demokrasinin bir arada olmayacağını bildikleri için artık laikçi terör gruplarını himaye ediyorlar. 

Esed’i Haleb’i düşürecek hamleye sevk eden de bu olmalı. Bir hamlede Haleb’i ele geçirecek. Kuzeyde başka önemli yerleşme merkezi yok. Bunun meydana getireceği göç dalgasıyla da zaten mülteci kabulünde istiab haddini aşmış olan Türkiye’yi zorlayacak...

Oyun büyük… Eğer bu oyuna karşı bir tavır geliştirilemezse, yarın çok geç olacak!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
D.Mehmet Doğan Arşivi