Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Işid eşkiya bir örgüttür

Işid eşkiya bir örgüttür

Işid’in  uygulamalarından  dolayı “İnsanların  kafalarını  keserek öldürmenin  İslam’da  yeri  var mı?”  diye sorulmuş.   IŞİD  eşkıya  konumundadır  ve İslamiyet’e  zarar  veriyor.  Dolayısıyla bunların  cihadı  meşru  değil.  Yaptıkları hiçbir  şey de  İslam  hukukuna  uygun  değil.

Işid’­in yap­tı­ğı meş­ru bir ci­hat de­ğil­dir. Meş­ru bir ci­hat için meş­ru bir İs­lam dev­le­ti ol­ma­sı la­zım. Meş­ru bir İs­lam dev­le­ti ol­ma­sı için Müs­lü­man­la­rın bi­at et­me­si, ha­li­fe ta­yin et­me­si la­zım­dır. Dün­ya­da İs­lam âle­mi 2 mil­ya­ra yak­laş­mış du­rum­da. Hiç­bi­ri­nin ka­bul et­me­di­ği 20-30 bin ki­şi­yi top­la­yan her çe­te ba­şı, aşi­ret rei­si, eş­kı­ya ba­şı dev­let rei­si ola­maz. Do­la­yı­sıy­la böy­le bir ci­hat meş­ru ol­maz. 

İS­LA­M’­DA KI­SAS VAR­DIR

İkin­ci ola­rak İs­la­m’­da ce­za ka­nu­nu var­dır. Ce­za ka­nu­nun­da idam var­dır. Ba­kın şim­di Fran­sa bi­le ida­mı ge­ri ge­ti­re­lim de­me­ye baş­la­dı. İdam çün­kü kı­sas­tır. “Kı­sas­ta si­zin için ha­yat var­dır.” (Ba­ka­ra:179) buy­ru­lu­yor. Çün­kü öbür tür­lü kan da­va­la­rı uzar gi­der. Mil­let bir­bi­ri­ni öl­dür­me­ye baş­lar. Onun için ka­til öl­dü­rül­me­li­dir. An­cak kan sa­hip­le­ri he­lal eder, ba­ğış­lar­sa o ay­rı bir şey. Yok­sa hak­kı­nı is­ti­yor­sa ka­ti­li dev­let öl­dür­me­li­dir. Ama dev­let öl­dür­me­li­dir. Öbür tür­lü kan da­va­sı de­vam eder. İs­lam dev­le­te yö­ne­lik bu hü­küm­le­ri ter­tip et­miş­tir. Kı­sas İs­la­m’­da var. İdam ce­za­sı İs­la­m’­da var. 

FERT­LER KI­SAS YA­PA­MAZ

Ta­bi ida­mın çe­şit­le­ri var. Eş­kı­ya­lar,  PKK’­lı te­rö­rist­ler gi­bi ki­şi­ler fe­sat çı­ka­rı­yor­lar, yol ke­si­yor­lar, mil­le­ti ka­çı­rı­yor­lar, PKK’­sı, PYD’­si her gün gö­rü­yo­ruz ga­ze­te­ler­de ha­ber­le­ri. Bun­lar yer­yü­zün­de fe­sat çı­ka­ran grup­lar­dır. Bun­la­ra ce­za tek­dir edi­yor Mai­de Su­re­si. “Öl­dü­rü­le­cek­le­r” di­yor. Öl­dü­rül­me­nin şek­li­ni söy­le­mi­yor ta­bi. O dev­le­tin dü­ze­ni­ne ba­kar. Dev­let ze­hir­li iğ­ne kul­la­nır, ka­fa ke­ser ve­ya ipe asar sal­lan­dı­rır. “En yu­kat­te­lü­” “Öl­dü­rül­me­li­” bu­na me­se­la kı­lıç­la ka­fa­sı­nı uçur­mak gi­re­bi­lir. “En yu­sal­le­bü­” “A­sıl­mak.” Bu, iş­te da­ra­ğa­cın­da sal­lan­dır­mak de­mek­tir. Ve­ya el­le­ri ayak­la­rı çap­raz ke­si­lir. Sağ el, sol ayak gi­bi. Ya da sür­gü­ne gön­de­ri­lir­ler ve­sa­ire. Rab­bi­mi­zin İs­lam ce­za ka­nu­nun­da bun­lar var­dır. Ka­fa kes­mek de bu yön­tem­ler­den bir yön­tem­dir. Ama bu­nu dev­let ya­par. Fert­ler as­la kı­sas da ya­pa­maz. “Be­nim ba­ba­mı öl­dür­dü. Bu ka­ti­li ben öl­dü­re­bi­lir mi­yim?” di­ye fet­va so­rul­sa, fet­va­ya gö­re se­nin bu­nu öl­dür­men ca­iz de­ğil. Kı­sas hak­kı var ama bu dev­let yö­ne­ti­ci­le­ri­ne emir­dir. Fert­le­re emir de­ğil­dir. Çün­kü fert onu öl­dü­re­yim der­ken kaç ta­ne da­ha ka­rı­şık iş ya­pa­bi­lir. Ya­nın­da bi­ri da­ha gi­der. Suç­suz in­sa­na bu­la­şır. O bir sen­den, o iki ben­den, o üç sen­de­n… “Be­nim bu ada­mım de­ğer­li. Siz­den 10 ki­şi­ye be­del.” der. Öbü­rü “Bu adam be­nim aşi­re­ti­min li­de­ri siz­den 1000 ki­şi­ye be­del.” der. O yüz­den bu­nu dev­let yap­ma­lı­dır. Şe­ri mah­ke­me­den İs­la­m’­ın hü­küm­le­ri doğ­rul­tu­sun­da bu­na ka­rar çı­kar. O ka­rar mu­va­ce­he­sin­de uy­gu­la­nır. Yok­sa bir ör­güt çık­mış bil­mem ne ol­muş. Bu meş­ru bir ci­hat de­ğil. 

MÜS­LÜ­MA­NIN KA­FA­SI­NI KE­Sİ­YOR

Meş­ru ol­ma­yan bir ci­hat da ka­fa kes­mek var mı?! Za­ten Ehl-i Sün­net ada­mın, Müs­lü­ma­nın ka­fa­sı­nı ke­si­yor. Müs­lü­ma­nın ka­fa­sı­na sı­kı­yor. Sen şim­di bu­nu ne hak­la öl­dü­rü­yor­sun? Adam "Ya Mu­ham­med" de­miş. Ka­bir zi­ya­ret et­miş, tür­be­ye git­miş. Bu Vah­ha­bi­lik, Se­le­fi akı­mı za­ten gâ­vur­la uğ­raş­mı­yor ki. Ge­li­yor Müs­lü­ma­nı ke­si­yor. Do­la­yı­sıy­la bun­la­rın ci­ha­dı da meş­ru de­ğil. Ka­fa kes­me­si de, ha­pis­ha­ne­si de, hiç­bir şe­yi de İs­lam hu­ku­ku­na uy­gun de­ğil. 

Ama İs­la­m’­da kı­sas do­la­yı­sıy­la idam var­dır. Sa­de­ce kı­sas da de­ğil. İş­te yer­yü­zün­de fe­sat çı­ka­ran­lar hak­kın­da da ayet-i ke­ri­me­de idam var­dır. Ka­fa kes­mek özel­lik­le şu­ra­da ge­çer­li ola­bi­lir. Ne di­yor “Ca­na can, gö­ze göz, bu­ru­na bu­run, ku­la­ğa ku­lak, di­şe diş. Bü­tün uzuv­lar kı­sas.” 

(Mâi­de Sû­re­si:45) 

Bu­ra­da be­nim an­la­dı­ğım en be­lir­gin şey şu­dur ki; adam bi­ri­ni ka­fa­sı­nı ke­se­rek öl­dür­düy­se, İs­la­m’­da ona kı­sas uy­gu­lar­ken ka­fa­sı­nı kes­mek su­re­tiy­le ay­nı sis­te­mi ya­pa­bi­lir. Bu dev­le­tin, ka­dı­la­rın, mah­ke­me­le­rin, dev­let yö­ne­ti­mi­nin ala­ca­ğı ka­rar­la uy­gu­la­ya­ca­ğı ce­za­lar­dır. İs­lam dev­le­tin­den bah­se­di­yo­rum bu­ra­da. Ma­dem ka­ti­li öl­dür­mek var. Bu öl­dür­me­nin zım­nın­da da bu­nun çe­şit­ler var. 

İS­LA­M’­DA YAK­MAK YOK

İs­la­m’­da ol­ma­yan bir şey so­rar­sa­nız; yak­mak yok. Çün­kü “A­teş Al­la­h’­ın aza­bı­dır. Azap et­me­yin.” buy­ru­lu­yor. İs­lam dev­le­ti de ol­sa fı­kıh­ta ya­ka­rak adam öl­dür­me şek­li yok­tur. Kı­lıç­la kel­le­si­nin uçu­rul­ma­sı, da­ra­ğa­cın­da sal­lan­dı­rıl­ma­sı gi­bi idam şe­kil­le­ri var­dır. Ama şu­an ki ör­güt­ler te­rör ör­gü­tü kap­sa­mın­da­dır. 

Ci­hat kap­sa­mın­da de­ğer­len­di­ril­me­me­li­dir. 

Çün­kü bun­la­rın meş­ru bir dev­le­ti yok. Ha­dis-i şe­rif­te “Bun­lar dev­let as­ha­bı­yım di­ye ge­çi­nir­ler, hak ke­la­mı ko­nu­şur­lar ama hak eh­lin­den de­ğil­dir­ler." buy­ru­lu­yor. Hak eh­lin­den ol­ma­yan­la­rın yap­tık­la­rı uy­gu­la­ma­lar İs­la­m’­a na­sıl mal edi­le­bi­lir?! 

Şe­ri­at ve sün­net ile na­sıl bağ­daş­tı­rı­la­bi­lir?! Bun­lar meş­ru de­ğil­ler za­ten. Bun­lar eş­kı­ya ko­nu­mun­da­dır­lar ve İs­la­mi­ye­t’­e za­rar ver­mek­te­dir­ler. Al­lah şer­le­rin­den mu­ha­fa­za ey­le­sin.

MİDYE YEMEK TAHRİMEN MEKRUHTUR

Hanefi mezhebinde balık şeklinde olmayan deniz ürünlerini yemek harama yakın derecede mekruhtur. Şafi mezhebinde ise denizden ne çıkarsa yemek caiz olarak görülüyor. Midye, yengeç, istiridye, ıstakoz gibi şeyleri ben hayatta yemedim. Ağzıma da sürmedim. Biz Hanefi mezhebindeyiz. Bunlar Hanefi mezhebinde tahrimen mekruhtur. Tahrimen harama yakın demektir. Harama yakın derecede mekruhtur. İmam Şafi Hazretleri ise denizden ne çıksa caiz görüyor. Hanefi mezhebinde ölçü şudur. Her balığı tek tek söylemeye gerek yok. Hanefi mezhebinde balık şeklinde olanları yemek caizdir. Yengeç, midye gibi balık suretinde olmayanların yenilmesi tahrimen mekruhtur. 

HEP AÇ KALDIK

Bir keresinde Cidde’de bizi yemeğe götürdüler. Efendi Hazretleri ve birçok hocamız hep beraber gittik. Seyyid Maliki Hazretleri de vardı. Onlar Maliki mezhebindeydiler tabi. Bir sofra düzmüşler ki şimdiki Türk parasıyla kaç bin lira eder. O kadar da pahalı şeyler almışlar ki yengeç falan pahalıymış bayağı. Ama hep aç kaldık. Çünkü biz ekmek, çorba arıyoruz. Yok! Ama onlar bize çok büyük iyilik ettiklerini düşünüyorlar. Velakin hep aç kaldık. Balık cinsinden bir şey vardı ama o da o kadar adama yetmedi. Tabi onlar Maliki oldukları için onlarda mekruh bile değil.

SAKAL BIRAKILDIĞINDA DUA YAPILMASI

Genellikle Türkiye’mizde sakal bırakırken yapılan bir takım yanlışlıklar vardır.

Sakal bırakan kimse sakalının etrafını iyice çevirmekte, yüzünün üst kısmından aşağı doğru, alt kısmından da yukarı doğru epeyce bir kısmını kazımakta ve orta yerde şerit veya çembere benzer bir sakal kalmaktadır ki bu asla caiz değildir.

Sakal olduğu gibi salınır ve sadece çok çirkin bir görünüm arz eden ve bir tutamdan fazla uzayan kıllar birazcık üstten alınır.Diğer bir husus, sakal bırakan kimse sakal duası yaptırmaktadır, geride beri ortaya koyduğumuz delillere bakıldığında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  ve ashabının böyle bir şey yapmadığı açıktır. Dolayısıyla sakal duası diye bir şey yoktur ve bid’attır.

Peki, o hâlde sakal bırakmak isteyen kişi ne yapacak? Sakalını uzatmaya karar veren bir Müslüman, o güne kadar yüzlerce defa haram işlediğinin farkına varıp bundan vazgeçtiğinin ifadesi olarak tövbe edecektir.

Sanki yapması mecburi olmadığı hâlde sırf kendi iyiliğinden dolayı bir şey yapıyormuş havasına bürünmek doğru değildir.

TÖVBE YA RABBİ!

Demek ki sakalını bırakırken yapacağı şey; “Ya Rabbi! Şimdiye kadar senin emrine muhalif (aykırı) hareket ettim ve senin verdiğin şekli beğenmeyerek değiştirmeye ve senin yarattığın hilkati bozmağa çalıştım, şimdi buna son vererek senin beni görmek istediğin şekle bürünüyorum, asıl şeklime ve fıtratıma dönüyorum. 

Tövbe Ya Rabbi!” gibi duygularla Allah-u Teâlâ’nın affına sığınmalı ve bunca yılını sakalsız geçirdiğine üzülmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi