Cihangir İşbilir

Cihangir İşbilir

Sisi’ye “Dur” Demek…

Sisi’ye “Dur” Demek…

Gelecekte bugünün tarihini yazanların ‘Ortadoğu’nun zalimleri’ bahsinde Sisi’ye Esed ve Netanyahu’nun yanında çok özel bir bölüm ayıracakları muhakkak. Rabia ve Nahda maydanlarında saatler içerisinde binlerce kişinin katline sebep olan General Abdülfettah El-Sisi, 20 aydır 20 binden fazla kişiyi tutuklattı ve birer infaz salonlarına çevirdiği mahkemeler ve birer cellada dönüştürdüğü hâkimler eliyle binden fazla darbe karşıtına idam cezası verdirdi. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre, Mısır zindanları ve karakolları ‘yavaş ölüm’ün, işkencenin ve tecavüzün merkezleri haline geldi. İyimser çevrelerce geri adım atması beklenen darbe yönetimi, cumartesi sabahı saat 7’de Mahmud Hasan Ramazan’ın idam kararını infaz ederek ülkeyi yeni ve karanlık bir döneme daha soktu… 

Darbelerin favorisi olmaz; darbecilerin ahlakı ve insafı olmadığı gibi. Biz, darbecileri iyi biliriz; başbakan asanı da gördük, yaşını büyütüp çocukları idam edeni de. Sisi’nin de benzerlerinden farkı yok; korku ile darbeyi tahkim etmek istiyor. Problem, Sisi’ye sınırsız kredi açıp bugüne kadar sergilediği hukuksuzluğa ve barbarlığa ses çıkartmayanlarda! 

SİSİ, DAHA DA VAHŞİLEŞECEK!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşü, şayet Suudi Arabistan tavrını değiştirise Mısır’da devranın dönebileceğini ifade etmişti. Doğru, Körfez’de Sisi yükünü daha fazla taşımak istemeyen dipten gelen bir dalga var. Ancak, darbeciler için rubicon çoktan geçildi ve geri dönmek bir yana son gerçekleştirilen infaz ile daha da çetrefilli bir yola girmiş görünüyorlar. Bir Arap gazeteci dostumun ifadesiyle “Dâru’l-Aceze” görünümlü Suudi Arabistan’ın Mısır cuntasına verdiği desteği çekmesi için bölgedeki birkaç taşın daha yerinden oynamasını ve Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin daha da güçlenmesini beklememiz gerekecek. 

1981’deki 18 aylık arayı saymazsak 1967’den beri olağanüstü hal kanunlarının geçerli olduğu, insan hakları ihlallerinin mevzî bir sorun olmaktan çok bir yönetim biçimi haline geldiği ve sistematikleştiği Mısır’da nerdeyse ‘sınırsız’ dış desteğe sahip Sisi’nin iktidarını korumak için bugüne kadar yaptıkları, yapabilecekleri hakkında tahminde bulunmayı kolaylaştırıyor. 

RAMAZAN SUÇSUZ

Mahmud Ramazan’ın 613 gün önce (3 Temmuz 2013) gerçekleşen darbeyi protesto etmek için İskenderiye’nin Sidi Cabir bölgesinde 5 Temmuz’da gerçekleştirilen yürüyüşe katıldığı ve darbe karşıtlarına bir binanın çatısından seramik ve taş atan bir baltacı grubunu indirmek için çatıya çıktığı ve çıkan arbedede bir kişinin düşerek öldüğü biliniyor. Ancak ortaya çıkan görüntülere göre Mahmud Ramazan’ın dahli yok. Lehte şahitler mahkemece reddediliyor. Zorla aleyhte ifadeler alınıyor. Ramazan’ın avukatı tutuklanıyor. Aynı gün 16 kişi öldüğü ve polis müdahale etmediği halde darbecilerin kontrolündeki medya Mahmud Ramazan’la ilgili linç kampanyası başlatıyor. Darbe mahkemesi dakikalar içerisinde idam kararı veriyor ve cumartesi sabah infaz gerçekleşiyor. Uluslararası medya ve bizdeki uzantıları, elindeki siyah bayraktan yola çıkarak Ramazan’ın El-Kaide sempatizanı olduğunu iddia ediyor. Velev ki öyle diyelim; bir insanın El-Kaide sempatizanı olması, suçsuz olduğu halde, barbarca idam edilmesini haklı çıkartır mı?!  

AKIL TUTULMASI 

Mahmud Ramazan’ın idamıyla darbe yönetimi içerden ve dışardan gelecek tepkileri test ediyor. Şayet daha önce olduğu gibi bu defa da güçlü bir tepki gelmezse haklarında idam kararları verilen yüzlerce darbe karşıtının peyderpey infaz edilmeleri kuvvetle muhtemel. 

Siyasi ve ekonomik olarak iyice sıkışan ve içerde ve dışarda bir türlü istediği meşruiyeti elde edemeyen ve ülkede istikrar ortamını temin edemeyen Sisi’nin baştan beri içinde debelendiği ‘akıl tutulması’ ile çok daha vahşi katliamlara imza atması ve iktidarı uğruna ülkeyi ateşe atması ihtimal dışı değil. Bu psikolojideki darbeciler ve diktatörler için rakamların ve insan hayatının çok da önemli olmadığını görmek için tarihe veya uzaklara gitmeye gerek yok; Suriye, İsrail, İran ve Irak’ta birçok vahşet örneği var benzer zihniyetteki liderler tarafından işlenen... 

Uluslararası sistem ve küresel aktörler Sisi’ye “dur” demiyorlar. Çünkü Sisi’ye “dur” demekle Türkiye’ye “yürü” demek onlara göre eşdeğer. Sisi’ye “dur” demekle İsrail’e “dur” demek farksız. Bizim içinse Sisi’ye, Esed’e, İsrail’e “dur” demek hayat-memat meselesi ve birbirinden farksız… Yaşamak ve yürüyüşümüze devam etmek için bu bir tercih değil bizim için artık, mecburiyet hatta mükellefiyet...  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cihangir İşbilir Arşivi